21 Ekim 2026, Çarşamba
Güne ve gündeme dair her şey için sadece 9 Dakika diyoruz!
Dokuz Dakika
Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat
Giriş Yap
Dokuz Dakika
Bizi takip edin
Kategoriler
Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat
Keşfet
Bültenler Haberler
Kurumsal
Hakkımızda Künye Reklam & İş Birliği Kariyer İletişim
Giriş Yap Kayıt Ol
Kültür - Sanat · Sayı #4

Vizyondaki filmler, sahnedeki oyunlar, raflardaki kitaplar ve kültür-sanat ajandası

F
Fatih Önder
18 Eylül 2026
9 dak. 9 sn. okuma
Bu sayıyı dinleyin 14 dak. 50 sn. dinleme
Tarayıcınız ses oynatmayı desteklemiyor. Dosyayı indirin.

Bu Sayıda

  • 1 PERDEDE
  • 2 SAHNEDE
  • 3 RAFLARDA
  • 4 AJANDA
  • 5 PORTRE

Bugün 18 Eylül 2026 ve haftalık kültür-sanat ajandasıyla karşınızdayız. 

Bu haftanın vizyonu oldukça bereketli. Resident Evil, Sınırsız (Runner), Okay! Madam 2, Sadan Hanım (The Weight), Ayı Kardeşler: Macera Ekibi (Boonie Bears: Future Reborn), Tek Başına, Kumar, Melodi ve Neşeli Notalar, Tavuk (Hen) ve Kehanet (Sacrifice) haftanın filmleri olarak sıralanıyor. Filmlere dair detayları bültenimizde bulabilirsiniz. 

Sahneler ise yeni sezonla birlikte hareketlenmeye başladı elbette. Yeni oyunların yanında; Güneşin Oğlu, Afife, Satıcının Ölümü ve Don Quixote bu sezon da seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. 

Raflarda, Fars edebiyatının klasiği “Bir Kıssa Bin Hisse-Doğu’nun En Güzel Hikâyeleri”nin 2. cildinin Türkçeye çevrilmiş halini bulabileceğiz artık.

Bunun yanında sergiler, kitap fuarları, müzeler… derken kültür-sanat ajandasının son derece yoğun olduğunu görüyoruz.

Dolu dolu bir kültür-sanat yolculuğu sizi bekliyor. 

İyi okumalar.

perdede 3 DK 49 SN

Bu hafta vizyonun öne çıkan filmleri neler olacak?

Bu haftanın vizyonunda da birbirinden farklı türde yerli ve yabancı filmleri vizyona getiriyor. Aksiyondan drama, komediden animasyona kadar önemli yapımların gösterim yapacağı 18 Eylül cuma vizyonu, sinemaseverlere farklı dünyaların kapılarını aralayacak. 

Vizyonun yeni yapımları arasında olanları şöyle sıralamak mümkün: Resident Evil, Sınırsız (Runner), Okay! Madam 2, Sadan Hanım (The Weight), Ayı Kardeşler: Macera Ekibi (Boonie Bears: Future Reborn), Tek Başına, Kumar, Melodi ve Neşeli Notalar, Tavuk (Hen) ve Kehanet (Sacrifice).

Gelin bu filmlere biraz daha detaylı bakalım:

  • Silahlar ve Barbarian filmlerinin yönetmeni Zach Cregger'ın imzasını taşıyan Resident Evil, tıbbi kurye Bryan'ın sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız bir oyununun ortasında bulmasını anlatıyor. Kontrolden çıkan olaylar zinciri hızla karanlık bir kabusa dönüşürken Bryan için tek hedef hayatta kalmaktır.

  • Scott Waugh'un yönettiği Sınırsız (Runner), eski asker Hank'in hasta bir çocuğun hayatını kurtaracak kritik bir organı zamanında hastaneye yetiştirme görevini üstlenmesini anlatıyor. Taşıdığı organı ele geçirmek isteyen acımasız bir suç örgütünün hedefi haline gelen Hank, basit bir teslimattan ölümcül bir kovalamacaya sürüklenir.
     

  • Lee Cheol-ha'nın yönettiği Okay! Madam 2, ergenlik çağındaki kızı ve işsiz eşiyle hayatın zorluklarıyla mücadele eden Mi-young'un ailesiyle çıktığı lüks bir yolcu gemisi seyahatinin suç örgütü lideri Anya'nın gemiyi ele geçirmesiyle kabusa dönüşmesini konu alıyor. Açık denizde kaçacak yer kalmayan Mi-young, geçmişte efsanevi bir ajan olduğunu hatırlayarak ailesini ve yüzlerce yolcuyu kurtarmak için mücadeleye girişir.

  • Göksel Gülensoy'un yönettiği Sadan Hanım (The Weight), Kadıköy'de tek başına yaşayan yaşlı Sadan Hanım'ın Alzheimer tanısı almasının ardından kızının ve yönetmen eşinin annesinin yanına taşınmasıyla başlayan ve beş yıl süren amansız bir mücadelenin gerçek hikâyesini konu alıyor.

  • Sevilen animasyon serisinin yeni halkası Ayı Kardeşler: Macera Ekibi (Boonie Bears: Future Reborn), Briar, Bramble ve Vick'i insanlığın neredeyse tamamen yok olduğu uzak bir gelecekte buluşturuyor. Dünyayı kurtarmak için bir plana sahip gizemli genç bir çocukla yolları kesişen ayı kardeşler, dünyayı eski haline getirmek için tehlikeli bir maceraya atılıyor.

  • Aziz Alaca'nın yönetip senaryosunu yazdığı yerli müzik dramı Tek Başına, Ankara'da barlarda rock-cover çalan müzisyen Tamer'in kendi bestelerini söyleyen saygın bir sanatçı olmak için eski rocker Engin'den ders almak üzere İzmir'e uzanan yolculuğunu anlatıyor. İlhan Şen'in başrolünde yer aldığı film, müzik ve kimlik arayışını renkli karakterlerle harmanlıyor.

  • Çocukların ve animasyon tutkunlarının ilgisini çekecek yerli animasyon Melodi ve Neşeli Notalar, İstanbul'da okuyan iki yakın arkadaş Melodi ve Efe'nin sevdikleri müzik öğretmenlerini kaybetmemek için Büyük İstanbul Müzik Yarışması'na katılmaya karar vermesini anlatıyor. Boğaz kıyısında buldukları sevimli davul Damdam ve şehrin dört bir yanından topladıkları enstrümanlarla kurulan ekibin macerası, müziğin birleştirici gücünü anlatan bir İstanbul masalına dönüşüyor.

  • Hurkle ve Taxidermia'nın yönetmeni György Pálfi'nin imzasını taşıyan Tavuk (Hen), kendisini bekleyen kaçınılmaz sondan kurtulmak için çiftlikten kaçan ve Yunanistan kıyılarında eski bir restoranın avlusuna sığınan bir tavuğun özgürlük ve annelik yolculuğunu konu alıyor. Film, çevresindeki insanların hayata tutunma çabalarını da dokunaklı bir mizahla yansıtıyor.
sahnede 3 DK 3 SN

Güneşin Oğlu, Afife ve Satıcının Ölümü eylül ayında Zorlu PSM’de

Geçtiğimiz sezon kapalı gişe oynayan ve büyük ilgiyle karşılanan “Güneşin Oğlu”, “Afife” ve “Satıcının Ölümü”, yeni sezonun ilk temsilleriyle Zorlu PSM sahnelerinde yeniden izleyici karşısına çıkıyor.

  • Onur Ünlü’nün aynı adlı kült filminden sahneye uyarlanan Güneşin Oğlu, Zorlu PSM Prodüksiyonu olarak, yönetmenliğini Onur Ünlü ve Nagihan Gürkan’ın birlikte üstlendiği oyunuyla 20 Eylül’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde yeniden izleyicinin karşısına çıkıyor. Oyuncu kadrosu; İbrahim Selim, Deniz Celiloğlu, İlayda Alişan, Beyti Engin, Ali Yoğurtcuoğlu, Zeynep Kankonde, Efekan Can, Sergen Özdemir, Ilgaz Kaya ve Selin Beliz Şahan olarak şekilleniyor.

  • Afife Tiyatro ve Zorlu PSM’nin ortak yapımı olan, proje tasarımını Serdar Biliş ve Demet Evgâr’ın gerçekleştirdiği Afife, 25 Eylül’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde sezonun ilk gösterimiyle izleyicinin karşısına çıkıyor. Yönetmenliğini Serdar Biliş’in üstlendiği, Demet Evgâr’ın yanı sıra Tilbe Saran, Necip Memili, Bora Akkaş, İdil Sivritepe, Bedir Bedir ve Atılgan Gümüş’ün güçlü kadrosuyla sahnelenen oyun, Afife Jale’nin sahnede var olma arzusunu ve cesur direnişini çağdaş bir yorumla bugünün izleyicisine taşıyor.

  • PSM’nin geçtiğimiz sezon kapalı gişe sahnelenen prodüksiyonlarından olan Satıcının Ölümü, 29-30 Eylül’de yeni sezonun ilk temsilleriyle Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde yeniden izleyiciyle buluşuyor. Arthur Miller’ın dünya tiyatro edebiyatına kazandırdığı başyapıt, National Theatre’ın eski Genel Sanat Yönetmeni Rufus Norris’in yönetmenliğinde, Halit Ergenç, Zerrin Tekindor, Fatih Artman, Kerem Arslanoğlu, Kubilay Karslıoğlu ve Beyti Engin’in performanslarıyla kaldığı yerden devam ediyor.

Don Quixote yeni sezona 41’inci temsiliyle başlıyor 

Cervantes’in ölümsüz eserinden uyarlanan Don Quixote Müzikali, Işıl Kasapoğlu rejisi ve Volkan Akkoç’un müzik direktörlüğünde yeni sezon yolculuğuna başlıyor. İlk sezonundan bu yana 40 temsilde 100 bin seyirciyle buluşan yapım, 41’inci oyunuyla yeniden sahnede olacak.

Selçuk Yöntem ve Zuhal Olcay’ın başrollerini paylaştığı müzikal; 30 kişilik dansçı ve oyuncu kadrosu, 15 kişilik canlı orkestrası ve toplam 80 kişilik ekibiyle Cervantes’in yüzyılları aşan hikâyesini büyük ölçekli bir sahne prodüksiyonuyla seyirciye taşıyor.

Yeni sezonda Don Quixote’un ilk durakları İzmir, Bursa ve Antalya olacak. Yapım, eylül ayındaki açıkhava gösterimlerinin ardından ekim ayında İstanbul’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi ve AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda seyirci karşısına çıkacak. Turnenin aralık ayındaki durağı ise Ankara olacak.

raflarda 3 DK 42 SN

Klasik Fars edebiyatının şaheseri “Bir Kıssa Bin Hisse-Doğu’nun En Güzel Hikâyeleri” 2. cildiyle Türkçede

VakıfBank Kültür Yayınları’nın klasik kitaplığı, Avfî’nin kaleme aldığı ve Elif Çeviker’in dilimize çevirdiği “Bir Kıssa Bin Hisse-Doğu’nun En Güzel Hikâyeleri” adlı eserin ikinci cildiyle genişlemeye devam ediyor. On üçüncü yüzyıl klasik Fars edebiyatının en önemli şaheserlerinden biri kabul edilen Cevâmiü’l-hikâyât’tan derlenen hikâyeler arasından seçilen anlatıları bir araya getiren eser, bu önemli klasiği günümüz okurlarıyla buluşturuyor. Osmanlı döneminde yalnızca belirli bölümleri tercüme edilen Cevâmiü’l-hikâyât, günümüz Türkçesine bütünüyle kazandırılmamıştı.

Serinin ikinci cildi olan “Bir Kıssa Bin Hisse-Doğu’nun En Güzel Hikâyeleri”nde Avfî, insan ve toplum hayatını olumsuz etkileyen kötü huyları ele alıyor. Haset, hırs, açgözlülük, yalan, cehalet ve sözünde durmama gibi davranışlar, Kur’an, hadis ve klasik ahlak kitaplarına yapılan göndermelerle tanımlanırken, her biri ibret verici ve çoğu zaman mizahi nitelik taşıyan hikâyelerle örneklendiriliyor.

Avfî, kötü huyları yalnızca tasvir etmekle kalmıyor; bunlardan kurtulmanın yollarını ve faziletli davranışlara ulaşmanın imkânlarını da gösteriyor. Hikâyelerinde birey ile kusuru arasında ayrım yaparak yargılayıcı değil, öğretici bir yaklaşım benimseyen Avfî, çoğu zaman anlatının sonunda kıssadan hisse niteliğinde, hikâyeden çıkarılması gereken dersi ve faydayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzyıllar öncesinden aktarılan bu insan manzaraları, zamanın değişmesine rağmen insan tabiatının özünde ne denli aynı kaldığını yeniden düşündürüyor.

İş Kültür, Beshara Doumani'nin Osmanlı Döneminde Filistin kitabını neşretti

Büyük bir insanlık trajedisine dönüşmüş günümüz koşulları içinde, Filistinlilerin dört yüz yıllık Osmanlı yönetimi döneminde kendi topraklarıyla, birbirleriyle ve Filistin’i çevreleyen daha geniş bölgeyle kurdukları köklü ilişkilerin sesine kulak vermek her zamankinden daha büyük bir önem kazanmış durumda.

Beshara Doumani, Filistin halkının Osmanlı Dönemi’ndeki sosyal tarihine ilişkin ilk çalışma olma özelliğini taşıyan bu kitapta, söz konusu köklü ilişkilerin, İngiliz ve daha sonra Siyonist sömürge yönetiminin başlangıcından çok sonra da günümüzdeki Filistin meselesine nasıl şekil vermeye devam ettiğinin ipuçlarını sunuyor.

Nablus bölgesine odaklanan ve aile arşivleri, şeriye sicilleri gibi çeşitli birincil kaynakları büyük bir titizlikle kullanan Doumani, bölgenin üç temel ürünü olan tekstil, zeytinyağı ve sabun üretimindeki ve ticaretindeki değişim ve dönüşüm üzerinden Filistin’de 18. ve 19. yüzyıllardaki kır-kent dinamiklerini olduğu kadar, Osmanlı düzeninin ve Avrupa’nın ekonomik yayılmacılığının etkilerini de ele alıyor. Bölgenin tüccar ailelerini kurdukları ticari ağlar ve siyasi güç ilişkileri üzerinden inceleyen Doumani, bize hem birey portreleri sunuyor hem de kültür, siyaset ve ekonomik değişim arasındaki bağlantılara ışık tutuyor.

ajanda 5 DK 57 SN

İZKİTAP - 8. İzmir Kitap Fuarı açılıyor 


İzmir, dokuz gün boyunca kitap, edebiyat ve kültürle buluşmaya hazırlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP - 8. İzmir Kitap Fuarı, 19 Eylül’de Kültürpark’ta kapılarını açıyor.

İZKİTAP, sonbaharda bir kez daha İzmir’in merkezinde kitapseverleri buluşturmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 200 katılımcının yer alacağı fuarda, 400’e yakın yazar, şair, gazeteci, akademisyen ve sanatçı okurlarla bir araya gelecek. 19 Eylül’de kapılarını açacak İZKİTAP, 27 Eylül’e kadar söyleşi, imza günü ve farklı etkinliklerle Kültürpark’ı edebiyatın buluşma noktasına dönüştürecek. Dokuz gün boyunca 50’ye yakın söyleşi ile imza günlerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 500 etkinlik gerçekleştirilecek. 

Gündüz Vassaf İZKİTAP’ın onur konuğu

İZKİTAP’ın bu yılki onur konuğu psikolog, yazar ve akademisyen Gündüz Vassaf olacak. “Cehenneme Övgü”, “Cennetin Dibi”, “Annem, Babam ve Diğer Ölümcül Şeyler” ve “Vatanı Olmayan Adam” gibi eserleriyle tanınan Vassaf, 20 Eylül’de düzenlenecek özel söyleşide okurlarıyla bir araya gelecek.

Ayrıca fuar kapsamında; Ahmet Şerif İzgören, Ali Nesin, Aytül Akal, Başak Sayan, Behiç Ak, Ediz Hun, Feyza Hepçilingirler, Haydar Ergülen, Hidayet Karakuş, Işıl Işık, Mavisel Yener, Mustafa Balbay, Naim Babüroğlu, Nilüfer Açıkalın, Polat Özlüoğlu, Pucca, Saygı Öztürk, Sinan Meydan, Suat Çağlayan, Zeynep Oral ve daha birçok isim farklı günlerde okurlarıyla buluşacak.

Borusan Contemporary’de yeni sezon iki sergiyle başlıyor 


Borusan Contemporary, 2026-2027 kültür-sanat sezonunu 19 Eylül’de, İtalyan fotoğraf sanatçısı Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Zaman Mekân Geometri ve Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu seçkisi Perili ile açıyor. 

Küratörlüğünü Dr. Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği Zaman Mekân Geometri, Olivo Barbieri’nin kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş seriyi bir araya getirirken, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişiyle Anadolu’nun dokuz antik kentinde ürettiği yeni fotoğraf serisini de ilk kez izleyiciyle buluşturuyor. Dr. Kumru Eren’in küratörlüğünü üstlendiği Perili ise yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün çağdaş görsel dünyayı nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor.

Akbank Sanat "Garip Şeyler Oluyor" sergisi ile Contemporary Istanbul'da 

Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimini kuruluşundan bu yana aralıksız destekleyen Akbank Sanat, Akbank ana partnerliğinde gerçekleştirilecek Contemporary Istanbul’un 21. Edisyonunda, Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman küratörlüğünde hazırlanan “Garip Şeyler Oluyor” başlıklı sergiyi sunuyor. 23-27 Eylül tarihleri arasında Tersane İstanbul’da düzenlenen sergi; küresel dönüşümün, hızla gelişen teknolojilerin ve değişen gündelik ritimlerin bilincimizde yarattığı sarsıntıları merkezine alıyor. “Garip Şeyler Oluyor”, sanatseverleri tekinsizlik ve haz arasındaki o ince çizgiyi keşfetmeye çağırıyor. 

Yazar-Editör Sohbetleri yeni sezona başlıyor

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlediği “Yazar-Editör Sohbetleri” serisine yeni sezonda da devam ediyor. Serinin 24 Eylül Perşembe saat 19.00’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek ilk buluşması, Kıymet Erzincan Kına ile Emine Boyner’i insan ile doğa arasındaki bağ üzerine bir sohbet için bir araya getiriyor. 

Sözlü kültürlerin taşıdığı bilgi, kelimelerin hafızası, mitler, ritüeller ve yaşamın döngüsel akışı etrafında şekillenecek sohbet, insanın doğayla ve yaşadığı yerle kurduğu ilişkiye modern anlatıların ötesinden bakmaya davet ediyor. Çeviri, şiir, deneme ve araştırma alanlarında üretimlerini sürdüren Kıymet Erzincan Kına ile sanat pratiğini bitkiler, toprak, yer ve beden arasındaki ilişki üzerine kuran Emine Boyner, farklı disiplinlerden beslenen deneyimlerini paylaşırken doğaya ilişkin kadim bilginin dilde, anlatılarda ve gündelik yaşamda bıraktığı izlerin peşine düşecek.

Rahmi M. Koç Müzeleri’nde gerçekliğin suyla dönüştüğü bir fotoğraf yolculuğu

Fotoğraf sanatçısı Atilla Alp Bölükbaşı’nın uzun yıllara yayılan gözlem, renk ve ışık yolculuğunun birikimi olan YANSI – Soyut Yansımalar / Abstract Reflections Sergisi İstanbul ve Ankara Rahmi M. Koç Müzeleri’nde sanatseverlerle buluşuyor.

Fotoğraf sanatçısı, araştırmacı yazar ve belgesel yapımcısı Atilla Alp Bölükbaşı’nın 40 edisyon fotoğraf eserinden oluşan YANSI – Soyut Yansımalar sergisi, ilk olarak 15-30 Eylül tarihleri arasında İstanbul Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenecek. 6-18 Ekim tarihleri arasında ise Ankara Rahmi M. Koç Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak. 

Suyun yüzeyinde ansızın oluşan ve bir daha aynı biçimde tekrarlanmayacak görüntülerden doğan YANSI, fotoğrafın gerçekliği ile soyut resmin özgürlüğü arasında kendine özgü bir görsel anlatı dili kuruyor. Sergi, suyun, ışığın, rengin, rüzgârın ve zamanın birlikte oluşturduğu geçici görünümleri fotoğraf aracılığıyla görünür ve kalıcı hâle getiriyor.

portre 2 DK 53 SN

Sanat, aktivizm ve dik duruş: Macklemore


Müzik endüstrisinin kapıları genellikle güvenli sulara açılır. Parıltılı sahneler, radyo dostu hitler ve sınırları titizlikle çizilmiş bir "sanatçı" profili popüler kültürün standart beklentileridir. Ancak bazı isimler, mikrofonu ellerine aldıklarında yalnızca birer eğlence figürü olmayı reddederler. Amerikalı rapçi Ben Haggerty, namıdiğer Macklemore, tam da bu çizginin dışına taşan, müziğini toplumsal vicdanın ve politik duruşun merkezine yerleştiren nadir ana akım figürlerden biri. Son dönemde Ed Sheeran’ın turnesinden çıkarılmasıyla sonuçlanan Filistin çıkışı ise bu portrenin ne denli yüksek bir bedelle yazıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. 

Sisteme karşı "Thrift Shop" çatlağından küresel sahneye

Seattle yeraltı rap sahnesinden çıkıp Ryan Lewis ile birlikte kaydettiği "Thrift Shop" ile milyonlara ulaşan Macklemore, küresel üne kavuştuğu ilk günden itibaren kendi ezberlerini bozmayı seçti. Tüketim çılgınlığını eleştiren ve müzik endüstrisindeki beyaz ayrıcalığını yüksek sesle sorgulayan şarkılarıyla rap müziğin protest köklerine göz kırptı. O, stadyumları dolduran bir pop-rap yıldızı olmaktan ziyade, düşündüğünü saklamayan bir sokak hatibi olmayı sürdürdü. 

Filistin hassasiyeti ve sektörel bedeller

Macklemore’un aktivizmi sadece sosyal adalet projeleriyle sınırlı kalmadı. Özellikle Filistin meselesinde aldığı net tutum, kariyerinde yeni ve keskin bir eşik yarattı. Gazze’deki sivil kayıplara ve insani krizlere karşı sessiz kalmayı reddeden rapçi, yayımladığı parçalar ve sahne performanslarındaki açık destek mesajlarıyla dikkat çekti. Ancak bu cesur duruş, endüstrinin sert duvarlarıyla yüzleşmesini geciktirmedi. 

Ed Sheeran turnesi krizi ve "arafta kalan" yıldız

Son olarak Ed Sheeran’ın uluslararası turne kadrosunda yer alması beklenirken, Filistin’e verdiği güçlü destek ve konuya dair tavizsiz söylemleri nedeniyle kadrodan çıkarılması, müzik dünyasında büyük yankı uyandırdı. Bu hamle, küresel eğlence sektörünün siyasi hassasiyetler karşısındaki reflekslerini bir kez daha gözler önüne sererken; Macklemore’un "sansür" ile "sanatsal bedel" arasında sıkışan duruşunu, çağımızın en tartışmalı portrelerinden biri haline getirdi. 

Popüler kültürde direnişin maliyeti

Macklemore’un hikayesi, modern sanatçının dilemmasını özetliyor: Büyük kitlelere hitap eden bir platformun konforundan vazgöçmeden vicdanı korumak mümkün mü? Amerikalı rapçi, turnelerden ve bazı ticari kapılardan vazgeç pahasına yazdığı satırlarla, müziğin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda çağın vicdanını kaydeden bir manifesto olabileceğini kanıtlıyor.

Paylaş
2,245 kelime

İlgili Yazılar

Tüm sayılar →
16 Eki 2026

“Dondurmam Gaymak: Gapital” Sinemalarda, Yekta Kopan’dan Yeni Kit...

9 Eki 2026

Edebiyat Nobel’i Anne Carson’ın, Filmekimi Başlıyor, “Afife” 28 Y...

2 Eki 2026

Sonbaharla Birlikte, Sahne Yeniden Şehir...

PERDEDE SAHNEDE RAFLARDA AJANDA PORTRE
1 PERDEDE 2 SAHNEDE 3 RAFLARDA 4 AJANDA 5 PORTRE
Dokuz Dakika

Gündem, İş Dünyası, Çevre ve Enerji, Girişimcilik, Teknoloji ve Kültür - Sanat: ihtiyacınız olan tüm bilgiyi Dokuz Dakikalık özetlerle her sabah e-posta kutunuza getiriyoruz.

Kurumsal

Hakkımızda Künye Reklam & İş Birliği Kariyer İletişim

Keşfet

Bültenler Haberler Yazarlar Tüm sayılar Yayın takvimi Tavsiye Edin Abone ol Giriş yap

Kategoriler

Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat

Yasal

Kullanım Koşulları Gizlilik Politikası Çerez Politikası KVKK Aydınlatma KVKK Veri İşleme
© 2026 - Dokuz Dakika . Tüm hakları saklıdır.
Wave Medya Dijital Yayıncılık

Bültenlere Abone Ol

E-posta adresinizi girin ve ilgilendiğiniz bültenleri seçin.

Diğer bültenleri de gör →

Aboneliğiniz Tamamlandı!

E-posta adresinize onay mesajı gönderildi. Seçtiğiniz bültenler artık gelen kutunuzda olacak.

Çerez tercihleriniz

Sitenin çalışması için zorunlu çerezleri ve ziyaret istatistikleri için analitik çerezleri kullanıyoruz. Pazarlama çerezleri yalnızca siz onay verirseniz çalışır. Ayrıntılar için Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.