Sonbaharla Birlikte, Sahne Yeniden Şehir...
02 Ekim 2026 haftası, 9 Dakika • Kültür-Sanat bülteninden herkese Merhaba,
Ekim ayıyla birlikte İstanbul’un kültür-sanat takvimi yeniden hız kazanıyor. Yazın açık hava konserleri, festivalleri ve uzun geceleri yerini salonlara, sahnelere, galerilere ve müzelere bırakırken şehir yeni sezonun ritmine giriyor.
2-9 Ekim haftasında tiyatro sahnelerinde yeni oyunlar, farklı türlerden konserler, müzelerde yeni sergiler ve raflarda dikkat çeken yeni kitaplar var.
Sinema tarafında ise 9 Ekim’de başlayacak Filmekimi, sonbaharın film sezonuna güçlü bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor.
Şehrin dört bir yanında kültür-sanat gündemi yeniden hareketlenirken, bu hafta da öne çıkan etkinlikleri, yeni yayınları ve kaçırılmaması gereken durakları sizin için bir araya getiriyoruz. Yeni sezonla birlikte hem büyük yapımlar hem de bağımsız işlerin daha görünür olduğu, keşfetmeye açık yoğun bir dönem başlıyor.
Kültür-sanat gündemini yakından takip etmek için Dokuz Dakika Kültür-Sanat Bülten sayfasını ziyaret edebilirsiniz; dokuzdakika.com
Güzel bir kültür-sanat haftası diliyoruz.
Şimdiden keyifli okumalar...
Yeni sezonun ilk perdesi açılıyor
Bu hafta sahnede yalnızca tiyatro yok; caz festivallerinden doğaçlama performanslara, elektronik poptan senfonik müziğe uzanan yoğun bir program var.
İstanbul Kültür Yolu Festivali
4 Ekim'e kadar | 23 mekân
23 mekânda 400'ü aşkın etkinliği bir araya getiren İstanbul Kültür Yolu Festivali, 4 Ekim'de sona eriyor. Kapanış öncesinde müzik programının öne çıkan duraklarından biri Büşra Kayıkçı'nın Beyond Walls: Istanbul projesi. 2 Ekim'de AKM'de sahnelenecek proje, Sirkeci Postanesi, Kapalıçarşı, Atik Valide Külliyesi ve SALT Galata gibi İstanbul'un farklı noktalarından ilham alıyor; akustik piyano, elektronik dokular ve alan kayıtlarını bir araya getiriyor.
Alex Cameron
2 Ekim | Fiba Salon İKSV

Bağımsız müzik sahnesinin kendine özgü isimlerinden Alex Cameron, teatral performansları ve alternatif pop-rock çizgisiyle 2 Ekim'de İstanbul'da.
Kadebostany
2 Ekim | JJ Arena Ataşehir
Elektronik ve pop müziği kendine özgü görsel dünyasıyla birleştiren Kadebostany, haftanın daha enerjik konser duraklarından biri.
36. Akbank Caz Festivali
11 Ekim'e kadar | 24 mekân
Akbank Sanat ve BKM iş birliğiyle düzenlenen festival, ikinci haftasında İstanbul'un farklı sahnelerinde devam ediyor. 3 Ekim'de James Carter Piano Quartet, Coltrane: A Centennial Supreme projesiyle Zorlu PSM'de; aynı akşam Cochemea, Fiba Salon İKSV'de sahne alıyor.
Festivalin devamında 7 Ekim'de Dhafer Youssef, SHIRAZ projesiyle Zorlu PSM'de; 8 Ekim'de Arturo Sandoval aynı sahnede.
The Cinematic Orchestra
7 Ekim | İstanbul
Elektronik müzik, caz ve orkestral düzenlemeleri sinematik bir atmosferde buluşturan The Cinematic Orchestra, 7 Ekim'de İstanbul'da. Grubun canlı performansı, elektronik ve akustik sesler arasındaki geçişleriyle öne çıkıyor.
Jekyll & Hyde
6 Ekim | Zorlu PSM Turkcell Sahnesi
Robert Louis Stevenson'ın klasik karakterlerinden Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'ın hikâyesini sahneye taşıyan müzikal, iyilik ve kötülük arasındaki sınırı yeniden sorguluyor.
6. İstanbul Uluslararası Doğaçlama Tiyatro Festivali
7-10 Ekim | İstanbul
İstanbulimpro topluluğunun düzenlediği festival, 7 Ekim'de başlıyor. Önceden yazılmış metinler yerine anlık kararlar ve seyirci etkileşimi üzerinden ilerleyen program, tiyatronun daha spontan tarafını öne çıkarıyor.
Profesyonel
8 Ekim | Zorlu PSM

Dušan Kovačević'in eserinden uyarlanan Profesyonel, Bülent Emin Yarar ve Yetkin Dikinciler'i aynı sahnede buluşturuyor. Yugoslavya'daki toplumsal ve politik dönüşümü bir entelektüelin hayatı üzerinden anlatan oyun, kara komediyle geçmiş, hafıza ve hesaplaşma arasında ilerliyor.
Evgeny Grinko
3-5 Ekim | İstanbul

Minimalist ve sinematik besteleriyle tanınan piyanist Evgeny Grinko, ekim ayının ilk haftasında İstanbul'da üç farklı sahnede dinleyiciyle buluşuyor. Atmosferik piyano dünyasıyla haftanın öne çıkan konserlerinden biri.
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası - Sezon Açılışı
9 Ekim | Türk Telekom Opera Salonu
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, yeni sezonunu 9 Ekim'de açıyor. Piyanist Jan Lisiecki'nin solist olarak yer aldığı programda Grieg'in Piyano Konçertosu ve Prokofiev'in 5. Senfonisi var.
mor ve ötesi - Senfonik
9 Ekim | İstanbul
Haftanın müzikteki kapanışını mor ve ötesi yapıyor. Grup, şarkılarını senfonik düzenlemelerle yeniden ele aldığı konseriyle 9 Ekim'de sahnede.
Bu hafta sahnede tek bir tür yok: cazdan doğaçlamaya, gotik bir hikâyenin müzikal yorumundan elektronik müziğe ve senfonik rock'a kadar İstanbul'un kültür takvimi farklı perdeler açıyor.
Sonbaharın film sezonu açılıyor
Ekim, İstanbul'da sinema takviminin de hareketlendiği ay. Bu hafta vizyona giren yeni yapımların yanında, 9 Ekim'de başlayacak Filmekimi sonbaharın sinema gündemine yön veriyor. Bir yanda büyük yapımlar ve yıldız isimler, diğer yanda festival seçkileri var.
Filmekimi
9 Ekim | İstanbul
İstanbul'un sonbahar sinema takviminin önemli duraklarından Filmekimi, 9 Ekim'de başlıyor. Festival programında ödüllü yapımlar, merakla beklenen yeni filmler ve bağımsız sinemadan seçkiler bulunuyor. Şehrin farklı salonlarına yayılan program, sonbaharın sinema gündemini de belirgin biçimde hareketlendiriyor.
Digger
2 Ekim | Sinemalarda
Alejandro González Iñárritu'nun yönettiği Digger, Tom Cruise'u başrolde buluşturan yapımlardan biri. Film, aksiyon ve dramı bir araya getirirken Iñárritu'nun sinemasındaki insan hikâyelerine odaklanan anlatıyı öne çıkarıyor.
Vahşinin Kalbi
2 Ekim | Sinemalarda

Brad Pitt'in başrolünde yer aldığı Vahşinin Kalbi, aksiyon ve dramı bir araya getiren yapısıyla haftanın dikkat çeken vizyon filmleri arasında. Film, sert dünyası ve karakter odaklı anlatımıyla öne çıkıyor.
Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı
2 Ekim | Sinemalarda
Colleen Hoover'ın çok satan romanından uyarlanan Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı, Anne Hathaway, Dakota Johnson ve Josh Hartnett'i bir araya getiriyor. Psikolojik gerilim türündeki film, bir yazarın gizemli bir ailenin içine girmesiyle başlayan hikâyeyi beyazperdeye taşıyor.
Linkin Park: Unshatter
2 Ekim haftası | Sinemalarda
Linkin Park'ın yedi yıllık aranın ardından müziğe dönüşünü konu alan Unshatter, grubun yeni dönemine ve From Zero sürecine odaklanıyor. Arşiv görüntüleri, stüdyo kayıtları ve konser performanslarını bir araya getiren yapım, grubun dönüş hikâyesini sahne arkasından takip ediyor.
Bu hafta sinemada iki farklı hareket var: vizyondaki yeni yapımlar ve 9 Ekim'de başlayacak Filmekimi'nin açtığı festival sezonu. İstanbul'da sonbaharın ritmi, salonlarda da hızlanıyor.
Sonbahar rafları yeniden dolduruyor
Ekim, kitap dünyasında da yeni hikâyelerin öne çıktığı dönemlerden biri. Bu hafta raflarda polisiye, tiyatro, psikolojik gerilim ve çağdaş dünya edebiyatından birbirinden farklı kitaplar var. Yerli edebiyattan yeni romanlara, son dönemin dikkat çeken yabancı yazarlarından Türkçeye kazandırılan eserlere uzanan seçkide ortak nokta ise hikâyelerin insan, şehir ve hafıza etrafında dolaşması.
Ahmet Ümit'ten Roma sokaklarında yeni bir suç hikâyesi

Ahmet Ümit, yeni romanı Roma'nın Beş Günü ile bu kez okuru İstanbul'dan Roma'ya uzanan bir soruşturmanın içine çekiyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan roman, Roma'da peş peşe işlenen sıra dışı ve teatral cinayetlerle başlıyor. INTERPOL adına özel bir görev için şehirde bulunan Yıldız Karasu ve Tobias Becker, cinayetlerin izini sürerken hikâye onları Roma'nın bugünüyle Afrodisyas'ın antik geçmişi arasında bir yolculuğa çıkarıyor.
Ahmet Ümit'in polisiye kurguyu tarih, arkeoloji, sanat ve mitolojiyle iç içe geçiren anlatısı burada da belirgin. Roma'nın sokakları yalnızca bir suç mahalli değil; klasik müzikten antik uygarlıklara uzanan daha büyük bir hikâyenin parçası.
Tiyatro sahneden romana taşınıyor
Tiyatro sanatçısı Celal Kadri Kınoğlu'nun ikinci romanı Provalar, sahne arkasında başlayan bir hikâyeyi aşk, yalnızlık ve insanın kendine biçtiği roller üzerinden anlatıyor. Romanın merkezinde Işıl ve hayatındaki üç farklı aşk var. Ancak asıl hikâye, çalıştığı tiyatrodaki yeni oyunun provaları sırasında açılıyor.
Dört oyuncu ve bir yönetmenin yetenek, arzu, korku ve yalan arasında gidip gelen dünyası üzerinden Kınoğlu, sahnedeki rollerle gündelik hayatta üstlendiğimiz roller arasındaki benzerlikleri kurcalıyor. Mizahi ve samimi diliyle Provalar, bu haftanın edebiyat-sahne kesişimindeki kitaplarından. Kitap, İthaki Yayınları etiketiyle raflarda.
Tana French'ten hafıza üzerine bir gerilim
İrlandalı yazar Tana French, polisiye ve psikolojik gerilim türlerini güçlü atmosferlerle birleştiren romanlarıyla tanınıyor. Karaağaçta ise hikâye, hayatı yolunda görünen Toby'nin uğradığı saldırıyla değişiyor. Yaşadıklarının ardından ailesinin yıllardır yaşadığı Sarmaşık Ev'e dönen Toby, bahçedeki karaağaçta bulduğu bir şey nedeniyle geçmişiyle yeniden karşı karşıya kalıyor.
Roman, suçun kendisinden çok hafıza, kimlik ve insanın kendisi hakkında bildiklerinin ne kadarına güvenebileceği sorusuna odaklanıyor.
Seul'ün gölgeleri
Kore edebiyatının özgün isimlerinden Hwang Jungeun'ın Yüzlerce Gölge adlı romanı, kentsel dönüşümün gölgesindeki bir elektronik çarşıda geçiyor. Eungyo ve Mujae'nin sıradan hayatları, insanların gölgelerinin yalnızlık ve tükenmişlik nedeniyle bedenlerinden ayrılmaya başlamasıyla değişiyor.
Masalsı bir anlatımla kapitalizmin kıyısında kalan hayatları, dayanışmayı ve kırılgan bir aşkı ele alan roman, yalnızca fantastik fikriyle değil, şehir hayatının görünmeyen taraflarına bakışıyla da dikkat çekiyor.
Bu haftanın raflarında hikâyeler farklı yönlere gidiyor; Roma'nın tarihinden bir tiyatro sahnesine, aile evinin karanlık geçmişinden Seul'ün yıkılmak üzere olan sokaklarına. Sonbahar, okumak için de iyi bir bahane sunuyor.
Ekimle birlikte sergi sezonu da açılıyor
İstanbul'da ekim, sergi takviminin yeniden hızlandığı dönem. Fotoğraf festivallerinden kapsamlı müze sergilerine, çağdaş sanattan Türkiye sanat tarihinin önemli isimlerine uzanan program bu hafta da oldukça yoğun. Şehrin farklı noktalarında, birbirinden farklı dünyalara açılan sergiler var.
212 Photography Istanbul

212 Photography Istanbul, dokuzuncu edisyonunda fotoğrafın bugün geldiği noktaya farklı açılardan bakıyor. Şehrin 12 farklı sergiye yayılan programında fotoğrafın hafıza, doğa, kimlik ve toplumla ilişkisini ele alan işler bir araya geliyor.
Yann Arthus-Bertrand'ın fotoğraf ve sinema pratiğine odaklanan Bir Bakışın Mirası, Brezilya modernist fotoğrafına uzanan Modernizmin İnşası ve farklı coğrafyalardan sanatçıların işlerini buluşturan seçkiler programın öne çıkan durakları arasında. Tophane-i Amire'den Galata'ya, Akaretler'den bomontiada'ya uzanan festival rotası 11 Ekim'e kadar devam ediyor.
Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası
Semiha Berksoy'u yalnızca opera sahnesindeki kimliğiyle değil, bütünlüklü bir sanatçı olarak ele alan sergi, resimden tiyatroya, sinemadan edebiyata uzanan üretimini bir araya getiriyor. 200'ü aşkın yapıtın yer aldığı seçkide otoportreler, opera temalı resimler, desenler ve çarşaf resimleri bulunuyor.
Berksoy'un kendi bedenini, hayatını ve sahnedeki kimliğini sanatının bir parçasına dönüştürmesi, serginin merkezindeki meselelerden biri. İstanbul Modern'deki sergi 22 Kasım'a kadar görülebilir.
Yoko Ono: İçses ve İçyapı
Yoko Ono'nun 70 yılı aşan üretimini bir araya getiren sergi, sanatçının kavramsal işlerinden performanslarına, filmlerinden enstalasyonlarına uzanıyor. 67 yapıtın yer aldığı seçkide izleyici yalnızca eserleri izleyen kişi değil; bazı işlerde doğrudan işin bir parçası.
Bunun en güçlü örneklerinden biri Yükseliş (Arising). Ono, kadınları kendi deneyimlerini paylaşmaya ve yalnızca gözlerini gösteren bir fotoğrafla çalışmaya katılmaya davet ediyor. Böylece sergi, sanat eserinin sınırlarını izleyiciyle birlikte yeniden kuruyor.
Ugo Rondinone: the sun and the mountain

Ugo Rondinone'nin İstanbul'daki ilk kişisel sergisi, dağ, deniz, ufuk ve güneş gibi doğanın temel imgeleri etrafında şekilleniyor. Taşlardan oluşturduğu heykeller ve su renklerini kullandığı resimler, doğrudan bir manzarayı kopyalamak yerine onu daha soyut bir deneyime dönüştürüyor.
Dikey heykeller ve yatay resimler arasında kurulan karşıtlık, serginin ana fikrini taşıyor: Dağ ve ufuk, fiziksel bir manzaranın ötesinde insanın doğayla ve kendi iç dünyasıyla ilişkisine dönüşüyor.
Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları
SALT Beyoğlu'ndaki Denizaşırı, Özer Kabaş'ın üretimini deniz, yolculuk, coğrafya ve modernleşme üzerinden yeniden ele alıyor. Sergi, Kabaş'ın işlerini yalnızca sanat tarihindeki yerleriyle değil, üretildikleri dönemin toplumsal ve kültürel atmosferiyle birlikte okuyor.
Kabaş'ın deniz ve yolculuk etrafında kurduğu görsel dünya, Türkiye'nin değişen coğrafya ve modernleşme deneyimine de bakıyor. Sergi 14 Mart 2027'ye kadar açık.
Bu hafta İstanbul'un sergi rotası fotoğraftan performansa, çağdaş sanattan sanat tarihine uzanıyor. Aynı şehirde farklı dönemlere ve farklı dünyalara açılan beş ayrı rota var.
İş Sanat'ın yeni sezonunda dünya yıldızları İstanbul'a geliyor
İş Sanat, 27. sezon programını açıkladı. 5 Kasım'da başlayacak yeni sezonun açılışında keman sanatçısı Viktoria Mullova, Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ile sahne alacak. Sezonun ilk konserinde Hasan Ferit Alnar, Beethoven ve Çaykovski'nin eserleri seslendirilecek.
Yeni sezon programında yalnızca klasik müzik değil, caz, flamenko ve dünya müziğinden farklı isimler de yer alıyor. Lisette Oropesa, Maxim Vengerov, Schönbrunn Sarayı Orkestrası, Michel Camilo & Tomatito, Paco Peña, Estrella Morente ve Youn Sun Nah sezon boyunca İş Kuleleri Salonu'nda izleyiciyle buluşacak.
İş Sanat'ın yerli projeleri arasında ise Musa Eroğlu'nun “Karacaoğlan İzinden” ve Yeni Türkü'nün “Olmasa Mektubun” konserleri bulunuyor. Yeni sezonun biletleri 5 Ekim'de satışa çıkacak.
Contemporary Istanbul 21. edisyonunu tamamladı
Contemporary Istanbul, 21. edisyonunda uluslararası sanat çevresinden önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. 16 ülkeden 70 galeri, 736 sanatçı ve 1.372 eser fuarda bir araya geldi.
Bu yıl fuara ilk kez katılan 22 galerinin 21'inin yurt dışından gelmesi, etkinliğin uluslararası katılımındaki artışı da gösterdi. Focus Asia, Newcomers ve New Grounds programlarıyla farklı sanat coğrafyalarına odaklanan fuar, galerilerin yanı sıra sanatçılar, koleksiyonerler ve sanat profesyonellerini İstanbul'da buluşturdu.
Contemporary Istanbul'un bu yılki programı, İstanbul'un yalnızca yerel değil, uluslararası sanat takvimindeki konumunu da yeniden gündeme taşıdı.
Pera Müzesi'nde sonbahar sezonu iki yeni sergiyle başladı
Pera Müzesi, sonbahar sezonunu 29 Eylül'de açılan iki yeni sergiyle başlattı. “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım”, sanatçının 60 yılı aşan üretimini Francis Bacon ve Victor Willing'in eserleriyle aynı çerçevede ele alıyor.
Sergi, Frank Bowling'in eserlerini Türkiye'de ilk kez izleyiciyle buluştururken resmin sınırları, soyutlama, bellek ve kişisel tarih arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Sergi 31 Ocak 2027'ye kadar görülebilecek.
Müzenin diğer yeni sergisi “Cumhuriyetin Kamera Arkası” ise erken Cumhuriyet İstanbul'unu fotoğraf arşivleri üzerinden yeniden ele alıyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu ile Basın Fotoğrafları Arşivi'nden seçilen görüntüler, dönemin gündelik hayatına ve fotoğrafın tarih yazımındaki rolüne bakıyor. Sergi 28 Mart 2027'ye kadar açık.
İstanbul Tiyatro Festivali 30. yaşını kutlamaya hazırlanıyor
İstanbul Tiyatro Festivali, bu yıl 30. kez seyirciyle buluşacak. 22 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek festivalin programında Türkiye'den ve dünyadan tiyatro, performans ve dans yapımları yer alıyor.
Festival, 22 Ekim'de Caroline Guiela Nguyen imzalı “Lacrima” ile başlayacak. Théâtre National de Strasbourg'un yapımı olan oyun, uluslararası festivallerdeki gösterimlerinin ardından İstanbul'da sahnelenecek.
Festival programında ayrıca farklı ülkelerden yapımların yanı sıra atölyeler, ustalık sınıfları ve ücretsiz etkinlikler de bulunuyor. 30. yaşını kutlayan festival, ekim ve kasım aylarında İstanbul'un sahne gündeminin önemli duraklarından biri olacak.
Susan Sarandon: Sinemadan sokağa uzanan bir kariyer

Bir oyuncunun kariyeri çoğu zaman oynadığı filmler üzerinden anlatılır. Susan Sarandon'ınki ise bunun biraz ötesine geçiyor. The Rocky Horror Picture Show, Atlantic City, Thelma & Louise ve Dead Man Walking gibi filmlerle sinema tarihinin tanınan yüzlerinden biri haline gelen Sarandon, yıllar içinde oyunculuğunun yanı sıra toplumsal ve politik meselelerdeki açık tutumuyla da öne çıktı. Son olarak 24 Eylül'de New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Merkezi önünde düzenlenen bir protestoda gözaltına alınması, 79 yaşındaki oyuncuyu yeniden dünya gündemine taşıdı.
Bir Hollywood yıldızından fazlası
Sarandon'ın kariyeri 1970'lerin başında başladı. Ancak onu Hollywood'un tanınan oyuncuları arasına yerleştiren şey yalnızca uzun bir filmografiye sahip olması değildi. Atlantic City, The Witches of Eastwick, Bull Durham ve Thelma & Louise gibi filmlerle farklı karakterlere hayat verirken, özellikle güçlü ve alışılmış kalıplara sığmayan kadın karakterlerle özdeşleşti.
1995'te Dead Man Walking ile kariyerinin en önemli rollerinden birini üstlendi. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan filmde Rahibe Helen Prejean'ı canlandıran Sarandon, ölüm cezası üzerine kurulu hikâyedeki performansıyla 1996'da En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı. Bu ödül, onu yalnızca Hollywood'un ödüllü oyuncularından biri yapmakla kalmadı; kariyerinde sinema ile toplumsal meselelerin birbirine daha fazla yaklaşacağı dönemin de önemli duraklarından biri oldu.
Rol aldığı filmler kadar söyledikleri de konuşuldu
Sarandon'ın portresini yalnızca film afişleri üzerinden tamamlamak mümkün değil. Oyuncu, kariyeri boyunca savaş karşıtlığından insan haklarına ve ölüm cezasına kadar farklı toplumsal meselelerde açıkça konuştu. Zamanla bu tutum, onun Hollywood'daki kimliğinin de bir parçası haline geldi.
Son yıllarda bu görünürlüğün merkezinde Filistin'e yönelik desteği yer aldı. Eylül ayında Venedik Film Festivali'nde konuşan Sarandon, Filistin'e verdiği destek nedeniyle film rollerini kaybettiğini söyledi. Ayrıca 2023'te yetenek ajansı UTA ile yollarının ayrılmasını da bu açıklamaların ardından yaşanan gelişmelerle ilişkilendirdi. Bu ifadeler, Sarandon'ın siyasi açıklamalarının kariyeriyle kesiştiği noktayı yeniden gündeme taşıdı.
79 yaşında yeniden sokağın ortasında
24 Eylül'de bu kez bir film galasında ya da ödül töreninde değil, New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nin önündeydi. Netanyahu karşıtı protestoya katılan Sarandon, trafiği engelleyen oturma eylemine müdahale eden polis tarafından gözaltına alındı ve diğer protestocularla birlikte daha sonra serbest bırakıldı. Reuters'ın aktardığına göre eylem Jewish Voice for Peace tarafından düzenlendi; yaklaşık 200 kişinin katıldığı protestoda 30'dan fazla kişi gözaltına alındı.
Susan Sarandon'ın hikâyesini farklı kılan da tam olarak bu geçişte yatıyor. Yarım asrı aşan kariyerinde önce sahnede ve beyazperdede karakterler yarattı, sonra kendi adıyla konuştuğu alan giderek genişledi. Bugün Sarandon'ın portresine baktığımızda karşımızda yalnızca Oscar kazanmış bir Hollywood oyuncusu değil; kariyerini kamera önünde olduğu kadar kamera dışında da şekillendirmiş bir figür var.