Taylor Swift’in yeni albümü, Kültür Yolu Festivali’nin yeni durağı İstanbul, 1 TL’ye gezilebilecek müzeler…
Bu Sayıda
Haftanın son iş gününde, önümüzdeki günler için bir rehber hüviyetindeki kültür-sanat bültenimizle karşınızdayız.
Taylor Swift, büyük sükse yaratan “The Life of a Showgirl” albümünün genişletilmiş versiyonu “The Encore”u piyasaya sundu.
İstanbul müzik sahnesi oldukça hareketli. Efsanevi gitarist Dominic Miller, dünyaca ünlü tenor Murat Karahan ve piyanist ve besteci Eric Christian şehrin sahnelerinde izleyebileceğimiz sanatçılardan sadece üçü.
Raflarda, Başar Başarır’ın yeni romanı Beni Bir Temiz Dövseler’i ve Okan Algün’ün 25 yıllık deneyiminden yararlanılarak hazırlanan “Siber Rehberlik”i bulabilirsiniz.
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin yeni durağı İstanbul olacak. Yine İstanbul’da 1 TL’ye gezilebilecek müzelere beş tane daha eklendiğini söyleyelim. Diyarbakır ise 10. kez kitap fuarına ev sahipliği yapacak. Ankara’da da üç gün sürecek kahve ve müzik festivali oldukça ilgi çekici.
Bu haftanın bülteninde portre kısmımızda Abdullah Sidran var. Boşnak senarist ve yazarın neden Emir Kusturica’nın gölgesinde kaldığını inceledik.
Şimdiden keyifli okumalar.
Taylor Swift, “The Life of a Showgirl” albümünün genişletilmiş versiyonu “The Encore”u piyasaya sundu
14 Grammy ödüllü sanatçı Taylor Swift, 2025 yılında çıkardığı “The Life of a Showgirl” albümünün genişletilmiş versiyonu “The Encore”u duyurdu. Yeni versiyonda dört yeni şarkı var. Albümün ilk teklisi “Patient Zero” da albümle beraber 25 Eylül’de tüm platformlarda yerini aldı. Taylor Swift’in The Life of a Showgirl albümü, yayımlandığı dönemde satış ve streaming platformlarında birçok rekora imza atmıştı.
Albümün öne çıkan başarıları şöyleydi:
• ABD’de tarihi ilk hafta satışı: The Life of a Showgirl, ABD’de ilk haftasında 4 milyonun üzerinde eşdeğer albüm birimine ulaşarak ülke tarihinin en büyük albüm açılışlarından birini gerçekleştirmişti.
• Billboard 200’de 15. birincilik: Albüm, Billboard 200 listesine 1 numaradan giriş yaparak Swift’in ABD’de zirveye ulaşan 15. albümü olmuştu. Böylece Swift, solo sanatçılar arasında en fazla 1 numaralı albüme sahip isim olmuştu.
• Billboard Hot 100’de ilk 12 sırayı kapatmıştı: Albümdeki 12 şarkının tamamı aynı hafta Billboard Hot 100 listesinin ilk 12 sırasında yer almıştı. Böylece Swift, bir albümün tüm şarkılarıyla listenin ilk 12 sırasını dolduran ilk sanatçı olmuştu.
• Spotify’da rekor kırmıştı: Albüm, yayımlandığı gün Spotify’da yılın tek günde en çok dinlenen albümü olmuştu. Ayrıca yayımlanmadan önce 6 milyondan fazla ön kayda ulaşarak platform tarihinin en fazla ön kayda sahip albümü unvanını elde etmişti.
• Plak satışlarında rekora ulaşmıştı: The Life of a Showgirl, ilk haftasında 1,3 milyonun üzerinde plak satışı gerçekleştirerek modern dönemin en yüksek haftalık plak satışına ulaşmıştı. Böylece Swift, daha önce The Tortured Poets Department albümü ile elde ettiği rekoru da geride bırakmıştı.
• 2025’in en çok satan albümü olmuştu: IFPI verilerine göre The Life of a Showgirl, dünya genelinde 6 milyonun üzerinde albüm eşdeğerine ulaşarak 2025’in küresel ölçekte en çok satan albümü olmuştu.
• İngiltere’de en büyük açılışını yapmıştı: Albüm, İngiltere listesine 423 binden fazla liste birimiyle 1 numaradan giriş yapmış ve Swift’in ülkedeki kariyerinin en büyük açılış haftasına ulaşmıştı.
• Kanada’da 15. kez zirveye çıkmıştı: The Life of a Showgirl, Kanada albüm listesine de 1 numaradan giriş yaparak Swift’in ülkedeki 15. liste lideri albümü olmuştu. Bu sonuçla Swift, ülkede en fazla 1 numaralı albüme sahip sanatçılar arasında Celine Dion ile aynı seviyeye gelmişti.
Efsanevi gitarist Dominic Miller İstanbul’da

Zorlu PSM, müzik dünyasının usta gitaristlerinden Dominic Miller’ı 25 Eylül akşamı özel bir konserle ağırlamaya hazırlanıyor. Kariyeri boyunca Peter Gabriel, Phil Collins ve Tina Turner gibi önemli isimlerle çalışan, 1991’den bu yana Sting’in stüdyo ve turne kadrosunun değişmez isimlerinden biri olan Miller, solo kariyerinde de özgün müzikal çizgisini sürdürüyor.
2021’de yayımladığı “Vagabond” albümünün ardından caz-fusion eksenindeki repertuvarını Zorlu PSM sahnesine taşıyacak olan Dominic Miller, kendi bestelerinin yanı sıra “Fragile”, “Fields of Gold” ve “Bring On the Night” gibi klasikleşmiş parçaları yeniden yorumlayacak. Bu özel gecede “Şehit”, “Trenler” ve “Hayal Edemezsin” gibi parçalarıyla geniş kitlelere ulaşan Fikri Karayel de Dominic Miller’ın sahnesine konuk olacak. Birkaç parçada Dominic Miller’a eşlik edecek Karayel, iki farklı müzikal dünyanın aynı sahnede buluştuğu özel anlara imza atacak.
Murat Karahan’ın “Romantikler” konserine sayılı günler kaldı

Dünya opera sahnelerinde Türkiye’yi başarıyla temsil eden tenor Murat Karahan, “Romantikler” programıyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde dinleyenleriyle buluşacak. 2003 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde başlayan sanat kariyerinde Letonya Ulusal Operası, Berlin Deutsche Oper, Bolşoy Tiyatrosu, Wiener Staatsoper, Arena di Verona ve Münih Bayerische Staatsoper gibi dünyanın önemli opera sahnelerinde başroller üstlenen sanatçı, Franco Zeffirelli gibi önemli isimlerle de aynı prodüksiyonlarda yer aldı. Arena di Verona Opera Festivali başta olmak üzere uluslararası festivallerde sergilediği performanslarla dikkat çeken Karahan, 2021 yılında İtalya Cumhuriyeti Üstün Hizmet Liyakat Nişanı’na layık görüldü.
Murat Karahan, “Romantikler” programında Elvis Presley, Frank Sinatra, Sting ve Charles Aznavour’un hafızalara kazınan eserlerini seslendirirken Sezen Aksu ve Şehrazat’ın Türk müziğinde iz bırakan şarkılarına da repertuvarında yer veriyor. Farklı dönemlerden ve müzikal dünyalardan aşk şarkılarını aynı sahnede bir araya getiren “Romantikler”, Murat Karahan’ın güçlü vokali ve kendine özgü yorumuyla 26 Eylül akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.
Piyanist Eric Christian ilk kez Türkiye’de
Duyguyu zarafetle buluşturan besteleriyle dünya çapında büyük bir hayranlık uyandıran piyanist ve besteci Eric Christian, 1 Ekim’de İstanbul’da ilk kez sahne alarak müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşatacak. Klasik müziğin köklü geleneğini modern bir sinematik anlatımla harmanlayan Christian, her notasında dinleyicileri hissetmeye, düşünmeye ve hayal kurmaya davet eden güçlü bir müzikal evren yaratıyor.
Bugüne kadar bestelerinin notaları 200’den fazla ülkede, 100 binden fazla müzisyen tarafından yorumlanan sanatçı, çağdaş piyano müziğinin en etkileyici ve ulaşılabilir isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Berklee College of Music’te aldığı eğitim, Liszt’ten Ravel’e uzanan klasik ustalardan taşıdığı ilham ve New York’un çok kültürlü atmosferi, Christian’ın kendine özgü, duygusal derinliğe sahip müzik dilinin en belirgin yapı taşları arasında yer alıyor.
Evliliğe, ilişkilere ve akan zamana dair sıra dışı bir roman: Beni Bir Temiz Dövseler

Başar Başarır yeni romanı Beni Bir Temiz Dövseler ile okura hem iyi vakit geçirmeyi hem de hayata dair çok şey öğrenmeyi vaat ediyor. Mizahı, fantastiği ve tarih merakını, eskimiş bir evliliğin ve acılaşmış bir ilişkinin hazin hikâyesiyle bir araya getiren roman, eylül ayında Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.
Yeni romanında pişmanlıkların, kaçırılmış fırsatların, aile bağlarının ve eskimiş evliliklerin hikâyesine odaklanan Başarır; mizahla hüznü, fantastikle gündelik hayatı ustalıkla bir araya getirirken okuru İstanbul’un ve Roma’nın el değmemiş katmanlarında gezdiriyor. Satırları arasında nefes kesen bir yolculuk vaat eden romanda; Nâzım Hikmet, Suavi Sonar, Sadun Boro ve daha nice tanıdık simayla karşılaşmak mümkün olacak.
“Siber Rehberlik” raflarda

Yapay zekâdan e-zorbalığa, kişisel veri güvenliğinden dijital ayak izine kadar dijital dünyada karşılaşılabilecek pek çok konu, siber güvenlik ve dijital adli bilişim uzmanı Okan Algün’ün 25 yıllık deneyiminden yararlanılarak hazırlanan “Siber Rehberlik”te ele alınıyor. Final Kültür Sanat Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap, dijital dünyayı daha bilinçli, güvenli ve sorgulayıcı biçimde kullanmak isteyen okurlara rehberlik ediyor.
Siber Rehberlik, günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelen dijital dünyada karşılaşılabilecek riskleri tanımaya ve doğru adımları atmaya yardımcı olmayı amaçlıyor. Teknik ve hukuki konulara sade ve anlaşılır bir anlatımla yaklaşıyor.
Gerçek hayattan örnekler, uzman ipuçları, anahtar kavramlar ve düşündürücü sorularla okuru dijital ortamda karşılaştığı bilgileri sorgulamaya, riskleri önceden fark etmeye ve gerektiğinde doğru adımları atmaya yönlendiriyor.
Kişisel bilgilerin, dijital kimliğin ve dikkatin korunması; kötü niyetli kişilerin merak, korku, acelecilik ve kolay kazanç isteği gibi duyguları kullanarak oluşturduğu dijital tuzaklar da kitabın kapsamı içinde yer alıyor. Siber Rehberlik’te kişisel verilerin korunması, güvenli şifre oluşturma, telefon ve çevrim içi oyun güvenliği, doğru bilgiye ulaşma, internet etiği, ekran süresini yönetme ve dijital tuzaklardan korunma gibi günlük dijital yaşamın farklı alanlarına ilişkin bilgiler bulunuyor.
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin yeni durağı İstanbul olacak

Türkiye Kültür Yolu Festivali, 26 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında İstanbul’a geliyor. Festivalin 20’nci durağı olacak İstanbul’da dokuz gün boyunca konserlerden bale ve operaya, sergilerden atölyelere, çocuk etkinliklerinden gastronomi rotalarına kadar çok sayıda etkinlik düzenlenecek.
2021’de Beyoğlu Kültür Yolu Festivali olarak başlayan organizasyon, bu yıl İstanbul’da altıncı kez gerçekleştirilecek. Festival programı Beyoğlu’ndan Moda’ya, Boğaz’dan Şile’ye kadar kentin farklı noktalarına yayılacak.
Müzik programı oldukça geniş
-
Festivalin açılışı, AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda sahne alacak Royal Philharmonic Orchestra ile yapılacak. Programda ayrıca National Arab Orchestra, Carmina Burana, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin 2026-2027 sezonu gala konseri bulunuyor.
-
Büşra Kayıkçı, İncesaz, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu ve Yavuz Bingöl’ün de aralarında olduğu çok sayıda sanatçı ve topluluk farklı sahnelerde izleyiciyle buluşacak.
-
Galataport Saat Kulesi Meydanı’nda Özcan Deniz, Oğuzhan Koç, Murat Boz, Kıraç, Simge, Poizi, Bengü, Ceza ve Bayhan konser verecek.
-
AKM Türk Telekom Açık Hava Sahnesi’nin programında ise Aydilge, Resul Dindar, Poizi, Oğuzhan Koç, Derya Uluğ ve Motive yer alıyor.
Bale, opera ve tiyatro da festival programında yer alıyor
AKM Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilecek Stanislavsky Bale Gala, programın öne çıkan sahne etkinliklerinden biri. Festival boyunca ayrıca Swans, Carmen, Deliriyum, Saraydan Kız Kaçırma, Külkedisi ve Aslında Kaşık Yok gibi farklı yapımlar izleyiciyle buluşacak. Çocuklara yönelik müzikal ve opera gösterileri de programda yer alacak.
Üç ressam aynı sergide
AKM Galeri’de “Üç Ressam: Alaettin Aksoy, Mehmet Güleryüz, Komet” sergisi sanatseverlerle buluşacak. Taviloğlu Koleksiyonu’ndan eserlerin yer aldığı sergide üç sanatçının farklı üslupları bir araya getirilecek.
Festival kapsamında FotoMaraton, söyleşiler, atölyeler, müze etkinlikleri ve çocuk etkinlikleri de düzenlenecek. AKM, Rami Kütüphanesi, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi, Büyük Çamlıca Camii ve Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi etkinlik noktaları arasında.
İstanbul’un lezzetleri de festival rotasında
Festival yalnızca sanat etkinlikleriyle sınırlı değil. İstanbul’un yeme-içme kültürünü keşfetmek isteyenler için de gastronomi rotaları oluşturulacak. Boza, simit, börek, balık, meze, döner, köfte, kebap, tatlı ve sokak lezzetlerinden kahve kültürüne kadar uzanan seçkide, İstanbul’un tarihi ve geleneksel işletmeleri de yer alacak.
Beyoğlu, Galata-Karaköy, Tarihi Yarımada, Beşiktaş, İstinye, Kanlıca, Beykoz, Şile ve Kadıköy-Moda rotalarında gerçekleştirilecek gastronomi keşiflerine Vedat Başaran, Maksut Aşkar, Emre Şen, Oğuz Yenihayat, Özge Samancı, Aylin Öney Tan ve Kübra Yüzüncüyıl katkı sunacak.
Diyarbakır 10. Kitap Fuarı kitapseverlerle buluşuyor

Diyarbakır Kitap Fuarı, 10. yılında kitapseverleri yeniden edebiyat ve yayıncılık dünyasının önemli isimleriyle buluşturmaya hazırlanıyor. Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın destekleriyle gerçekleştirilecek fuar, 26 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında 9 gün boyunca Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak.
Edebiyat dünyasının önde gelen 125 yayınevi, marka ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenecek Diyarbakır Kitap Fuarı, 9 gün boyunca zengin bir kültür ve etkinlik programına ev sahipliği yapacak. Panel, söyleşi ve atölye çalışmalarının yanı sıra çocuklara yönelik etkinliklerin de gerçekleştirileceği fuarda, imza günleri aracılığıyla yüzlerce yazar okurlarıyla bir araya gelecek. Farklı yaş gruplarından kitapseverlere kitap ve edebiyatla iç içe bir deneyim sunacak fuar, Diyarbakır ve çevresinin sosyal ve kültürel yaşamına da katkı sağlayacak.
Başkentte kahve ve müzik keyfi bir arada

Ankara’nın sosyal yaşam ve alışveriş destinasyonlarından Bilkent Center, 25–27 Eylül tarihleri arasında kahve tutkunlarını ve müzikseverleri üç gün sürecek keyifli bir festival deneyiminde buluşturuyor. Bu yıl 10. kez düzenlenecek Ankara Coffee Festival, kahve kültürünü müzik, gastronomi ve eğlenceyle bir araya getirerek Bilkent Center’da ziyaretçilerini ağırlayacak.
Ankara Coffee Festival kapsamında Bilkent Center’ın ev sahipliği yapacağı etkinliklerde, her gün farklı bir sanatçı sahne alacak. Festivalin açılış günü olan 25 Eylül Cuma, sevilen sanatçı Oğuzhan Koç sahne performansıyla ziyaretçilerle buluşacak. 26 Eylül Cumartesi günü müzikseverler, kendine özgü tarzı ve unutulmaz şarkılarıyla Mirkelam’ı dinleme fırsatı yakalayacak. Festivalin kapanışında ise 27 Eylül Pazar günü Derya Uluğ, Bilkent Center ziyaretçilerine müzik dolu bir akşam yaşatacak. Üç gün boyunca farklı müzik türlerini ve sanatçıları ağırlayacak olan sahne programı, festival atmosferini tamamlayacak.
1 TL’ye gezilebilecek müzelere beş tane daha eklendi

İstanbul’da müze gezmek isteyenler için 1 TL’lik uygulama genişliyor. İBB Meclisi’nin oy birliğiyle aldığı kararla, daha önce ücretli olan 5 müzenin giriş ücreti Türk vatandaşları için 1 TL olarak belirlendi. Uygulama, hazırlıkların tamamlanmasının ardından başlayacak.
1 TL tarifesi kapsamına alınan müzeler arasında Anadolu Hisarı Müzesi, Tekfur Sarayı Müzesi, İstanbul Sanat Müzesi (Haliç Tersanesi), Taksim Cumhuriyet Müzesi ve Aşiyan Müzesi bulunuyor.
Uygulamanın ilk adresi Şerefiye Sarnıcı olmuştu. Sarnıç, 17 Eylül’den itibaren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını 1 TL giriş ücretiyle ağırlamaya başladı. Ziyaretçilerin girişte T.C. kimlik kartlarını göstermeleri yeterli. 1 TL uygulaması her gün 10.00-18.00 saatleri arasında geçerli.
Emir Kusturica’nın gölgesinde kalan senarist: Abdullah Sidran kimdir?

Bir yönetmenin adını herkes bilir, filmin senaristini ise çoğu zaman daha az kişi hatırlar. Abdullah Sidran’ın hikâyesi tam da bu görünmezlik meselesinin ilginç örneklerinden biri. Emir Kusturica’nın dünya sinemasına kazandırdığı iki önemli filmin senaryosunu yazdı ancak filmlerin başarısı çoğunlukla yönetmenin adıyla anıldı. Oysa Sidran yalnızca bir senarist değil, Bosna edebiyatının önemli şairlerinden, yazarlarından ve akademisyenlerinden biriydi.
Sidran, 2 Ekim 1944’te Saraybosna’da doğdu. Saraybosna Üniversitesi’nde Yugoslav edebiyatı eğitimi aldı, öğrencilik yıllarında Naši dani adlı dergide editörlük yaptı. 1960’ların ortalarından itibaren şiirleri yayımlanmaya başladı. Şiirlerinde Saraybosna önemli bir yer tuttu. Şahbaza, Kost i meso, Sarajevska zbirka, Bolest od duše ve Sarajevski tabut yayımladığı başlıca şiir kitapları arasında yer aldı. 2008’de Bosna-Hersek Bilimler ve Sanatlar Akademisi’nin asli üyeliğine seçildi.
Emir Kusturica’nın kariyer filmlerinin senaristi
Fakat Türkiye’de ve dünyanın büyük bölümünde Sidran’ın adı edebiyattan çok Emir Kusturica sinemasıyla birlikte duyuldu. 1981 tarihli Dolly Bell’i Hatırlıyor musun? ve 1985 tarihli Babam İş Gezisinde, onun sinema kariyerinin dönüm noktalarıydı. Her iki filmin senaryosu da Sidran’a aitti ve her iki senaryoyla da Pula Film Festivali’nde Altın Arena kazandı.
Özellikle Babam İş Gezisinde, Sidran’ın hikâyesini dünya sinemasının merkezine taşıdı. Film, 1985 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandı. Dönemin TIME dergisi de filmin hikâyesini, Sidran’ın Saraybosna’daki Müslüman bir topluluğun 1949-1952 yılları arasındaki deneyimlerinden şekillendirdiğini yazdı.
Neden Sidran’ın adı Kusturica kadar bilinmedi?
Peki, böyle bir başarıya rağmen neden Sidran’ın adı Kusturica kadar bilinmedi?
Bunun ilk cevabı biraz sinemanın doğasında gizli. Yönetmen, filmin yüzüdür; senarist çoğu zaman jeneriğin içinde kalır. Üstelik Kusturica’nın yönetmenlik üslubu o kadar belirgindi ki filmler zamanla “Kusturica filmleri” olarak anılmaya başladı. Sidran’ın yazdığı hikâyeler de doğal olarak bu sinemasal dünyanın içinde eridi. Oysa Dolly Bell’i Hatırlıyor musun? ve Babam İş Gezisinde söz konusu olduğunda, karakterlerin dünyasını ve hikâyelerin temelini kuran isim Sidran’dı. Filmska Enciklopedija da onu, Kusturica ile yaptığı çalışmaların ardından Yugoslavya’nın önde gelen senaristleri arasında değerlendiriyor.
Bir başka neden ise Sidran’ın esas olarak bir şair ve edebiyatçı olmasıydı. Uluslararası sinema dolaşımı, şiire kıyasla senaristlerin görünürlüğünü artırsa da senaryonun yazarı çoğu zaman filmin yönetmeni kadar markalaşmıyor. Sidran’ın Saraybosna merkezli, yerel hafızadan beslenen edebiyatı da büyük ölçüde kendi coğrafyasının tarihsel ve kültürel bağlamı içinde kaldı.
Üstelik Kusturica ile yollarının ayrılması, Sidran’ın sinemadaki görünürlüğünü daha da sınırladı. İkili, 1980’lerde iki önemli film yaptıktan sonra yeniden birlikte çalışmadı. Sidran, yıllar sonra aralarındaki ayrılığın yalnızca kişisel bir mesele olmadığını, yakın tarihin ve özellikle Yugoslavya’nın parçalanma sürecinin yorumlanması konusunda “uzlaşmaz farklılıklar” bulunduğunu söyledi. Kusturica’nın Sidran’ın üçlemesinin son halkası için çalışmayı kabul etmemesi de ortaklıklarının sona ermesindeki kırılma noktalarından biri oldu.
Bir senaristin ötesinde bir yazar
Sidran’ın hikâyesini ilginç kılan da tam olarak burada başlıyor. Dünyaca ünlü iki filmin senaristi olmasına rağmen adı filmlerin yönetmeninin gölgesinde kaldı. Oysa kendi başına da önemli bir edebiyat ve sinema figürüydü. Şiirleri, romanları, oyunları ve senaryolarıyla Bosna’nın savaş öncesi ve sonrası hafızasını kayda geçirdi. 2011’de yayımladığı Otkup sirove kože adlı otobiyografik romanı da bu kişisel ve toplumsal hafızanın uzantısıydı.
Abdullah Sidran, 23 Mart 2024’te Saraybosna’da, 79 yaşında hayatını kaybetti. Ardında yalnızca Kusturica’nın filmlerinin senaristi olarak değil, Saraybosna’yı şiirinin merkezine yerleştiren bir yazar olarak da okunması gereken geniş bir külliyat bıraktı. Belki de Sidran’ın hikâyesinin en ilginç tarafı şu: Dünyanın tanıdığı filmlerin arkasındaki isimlerden biriydi fakat dünya, o filmlerin arkasındaki yazarı yeterince tanımadı.