21 Ekim 2026, Çarşamba
Güne ve gündeme dair her şey için sadece 9 Dakika diyoruz!
Dokuz Dakika
Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat
Giriş Yap
Dokuz Dakika
Bizi takip edin
Kategoriler
Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat
Keşfet
Bültenler Haberler
Kurumsal
Hakkımızda Künye Reklam & İş Birliği Kariyer İletişim
Giriş Yap Kayıt Ol
Kültür - Sanat · Sayı #3

Kültür-Sanat Dünyasında Eylül Bereketi

F
Fatih Önder
11 Eylül 2026
8 dak. 51 sn. okuma
Bu sayıyı dinleyin 13 dak. 59 sn. dinleme
Tarayıcınız ses oynatmayı desteklemiyor. Dosyayı indirin.

Bu Sayıda

  • 1 PERDEDE
  • 2 SAHNEDE
  • 3 RAFLARDA
  • 4 EKRANDA
  • 5 AJANDA
  • 6 PORTRE

Kültür sanat dünyasını yakından takip eden herkese yeniden merhaba! 

Dokuz Dakikada Gündem Kültür Endüstrileri Bülteni’nin bu sayısında, eylül ayının getirdiği o taze ve hareketli sonbahar rüzgârını birlikte soluyoruz. Yaz mevsiminin sakin ve dağınık temposu yerini yavaş yavaş disiplinli bir yoğunluğa bırakırken sinema perdeleri, sahneler, raflar… yeniden parlamaya başlıyor. İstanbul’un tarihi sokaklarından Anadolu’ya ve hatta dünya metropollerinin merkezlerine uzanan bu dönem, sanatseverler için adeta yeni bir maratonun start çizgisi anlamını taşıyor. 

Eylülün kültür-sanat ajandasında bu hafta neler var gelin bir bakalım.

perdede 2 DK 23 SN

Türk sinemasının “ezber bozan” filmleri perdede 

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Film ve Video Programları (Pera Film), “Avangart Neydi?” programında, Türk sinemasında alışılmış kalıpların dışına çıkan, türlerle ve anlatı biçimleriyle cesurca oynayan kült filmleri bir araya getiriyor. 16-27 Eylül arasında gerçekleşecek program, Metin Erksan’dan Atıf Yılmaz’a uzanan seçkisinde korku, fantastik ve gerilim türlerinin sıradışı örneklerine yeniden bakıyor.

Seçki;
-Drakula İstanbul’da
-Şeytan
-İntikam Meleği-Kadın Hamlet 
-Aaahh Belinda’dan oluşuyor. 

Bu dört film, 1950’lerden 1980’lerin sonuna uzanan süreçte Türk sinemasının sınırları zorladığı, dünya sinemasından devraldığı anlatıları kendine özgü biçimlerde dönüştürdüğü bir dönemin izini sürüyor.

Türk sinemasının türlerle oynayan, kalıpları bozan kült örneklerini yeniden perdeye taşıyan “Avangart Neydi?”, İstanbul’dan Londra’ya uzanacak. Programda yer alan filmlerin ikinci gösterimleri, grindhouse sinema geleneğini yaşatan The Nickel Cinema’da gerçekleştirilecek. Pera Film ile The Nickel Cinema iş birliğinde düzenlenecek gösterimler, Yeşilçam’ın korku, fantastik ve gerilim türlerinde ortaya koyduğu sıradışı örnekleri Londra seyircisiyle buluştururken Türk sinemasındaki avangart damarı uluslararası bir buluşmaya taşıyor.

Arabalar (Cars), 20 yıl sonra yeniden sinemalarda 

Motorlar yeniden çalışıyor. Şimşek McQueen ve dostları, animasyon efsanesi Arabalar’ın (Cars) 20. yılı şerefine beyaz perdeye dönüyor.

Pixar Animasyon Stüdyoları'nın hikaye anlatıcıları, bugüne kadar izleyicileri oyuncakların, böceklerin, canavarların, balıkların ve süper kahramanların sihirli diyarlarına götürdü. Bunlardan, arabaların dünyasında geçen Arabalar (Cars), tüm dünyada fenomene dönüştü ve animasyon tarihinin mihenk taşlarından biri oldu. Şimdi Arabalar, orijinal vizyon tarihi olan 2006'dan tam 20 yıl sonra yeni nesil izleyicilerle sinema salonlarında buluşmak üzere 11 Eylül 2026’da yeniden vizyona giriyor. 

Filmin yıldızlarla dolu seslendirme kadrosunda Tony Shalhoub, Michael Keaton, George Carlin, Katherine Helmond, Cheech Marin, John Ratzenberger, Paul Dooley, Michael Wallis, Darrell Waltrip, yarış efsanesi Richard Petty, Jenifer Lewis ve Jeremy Piven gibi önemli isimler yer alıyor.

sahnede 1 DK 28 SN

"Kısalar" yeniden sahnede 

Zorlu PSM’nin 2021 yılında hayata geçirdiği PSM Atölye, tiyatronun geleceğine yatırım yapma hedefiyle yeni yetenekleri desteklemeye, genç üreticilerin yaratıcı süreçlerine alan açmaya ve onları profesyonel tiyatro dünyasıyla buluşturmaya devam ediyor. Beş yılda 108 mezun veren ve 40 özgün tiyatro oyununu sahneyle buluşturan program, katılımcılarına kendi hikayelerini geliştirme ve üretimlerini profesyonel sahne koşullarında seyirciyle buluşturma imkanı sunuyor.

Serdar Biliş küratörlüğünde; Dramatik Yazarlık, Tiyatro Yönetmenliği ve Tiyatro Yapımcılığı olmak üzere üç farklı alanda yürütülen PSM Atölye’de katılımcılar, alanında uzman isimlerle bir araya gelerek teori ve pratiği bir arada deneyimliyor. 

Eğitim ve üretim sürecinin sonunda ortaya çıkan özgün yapımlar ise “Kısalar” gösterimiyle profesyonel sahneye taşınıyor. PSM Atölye’nin beşinci dönemini tamamlayan katılımcıların imzasını taşıyan ve haziran ayındaki “Kısalar” gösteriminde seyirciyle buluşan dört oyun, 12 ve 13 Eylül’de Zorlu PSM 100 Studio sahnesinde tekrar oynanacak. 

Oyunlar;

-Zeynep Kıymacı’nın kaleme aldığı “Afaki (5 Harf)”,
-Hazal Arduç’un “Blackout”u,
-Can Çelik’in “Otostop”u,
-Dilara Güzel’in “Üç Yüz On Beş Numarada Karşılaşma”sı.

raflarda 3 DK 54 SN

Angela Merkel’in merakla beklenen kitabı raflardaki yerini aldı 

Avro krizinden göç tartışmalarına, NATO’dan Ukrayna ve Rusya ile ilişkilere kadar dünya siyasetinin seyrini değiştiren gelişmelerin merkezinde yer alan Angela Merkel, görev yıllarında yaşananları kendi tanıklığıyla anlatıyor. Merkel’in Beate Baumann ile kaleme aldığı Özgürlük: Anılar 1954-2021, Deniz Weber’in çevirisi ve Kadim Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. 

Almanya’yı 2005’ten 2021’e kadar yöneten Angela Merkel, on altı yıllık şansölyelik döneminin bilinmeyen yönlerini Özgürlük: Anılar 1954-2021 kitabında okurla buluşturuyor. Yakın tarihin en kritik gelişmelerine karar masalarının başından tanıklık eden Merkel; kriz dönemlerinde alınan kararları, siyasi tercihlerin ardındaki koşulları ve kapalı kapılar ardında yürütülen diplomasi trafiğini kendi gözünden anlatıyor.

Kitapta iktidar, sorumluluk ve özgürlük arasındaki ilişki de önemli bir yer tutuyor. Merkel, siyasi gücün sınırlarını ve kriz dönemlerinde karar almanın taşıdığı sorumluluğu hem Almanya hem de Avrupa’nın geleceği üzerinden tartışıyor. 

Kasım 2024’te dünya genelinde yayımlanan ve otuzdan fazla dile çevrilen eser, yakın siyasi tarihin en etkili aktörlerinden birinin gözünden dönemin kapsamlı bir kaydını sunuyor. Avrupa’nın son yıllarda geçirdiği dönüşümü, liderler arasındaki güç mücadelelerini ve dünya siyasetinin kritik dönemeçlerini anlamak isteyen okurlar için hazırlanan Özgürlük: Anılar 1954-2021, 720 sayfalık Türkçe baskısıyla satışa sunuldu.

Evrim Kuran ve Murat Yeşildere yeni çağın yeni iş sözlüğünü yazdı

Evrim Kuran ve Murat Yeşildere, değişen iş dünyasına dair kavramsal bir rehber niteliğinde bir kitaba imza attı: Yeni Kavramlar, Yeni Gerçekler: İş Dünyası İçin Güncelleme Rehberi. Mundi Kitap etiketiyle raflardaki yerini alan kitap, “yeni çağın yeni iş sözlüğü” iddiasını taşıyor. 

Liyakat, bağlılık, kültür, çeviklik, kapsayıcılık, liderlik... 

Bu kelimeler toplantı notlarında pürüzsüzleşir, raporlarda cilalanır, koridorlardaysa yorgun birer slogana dönüşür. Oysa bir kavramın gündelik işleyişte nasıl karşılık bulduğuna bakınca, o kurumun insanla, güçle, adaletle ve sorumlulukla nasıl bir ilişki kurduğu da görünür hale gelir. Kelimeler ele verir. 

Evrim Kuran ve Murat Yeşildere’nin yeni kitabı Yeni Kavramlar Yeni Gerçekler de var oluşunu tam da bu nedene dayandırıyor. Bu dayanağı şöyle açıklıyor: “Çünkü yaşadığımız çağ, eski kelimelerle açıklanamayacak kadar çatallı, hızlı ve yorucu. ‘Çalışan bağlılığı’ denince artık yalnızca anket skorlarından söz edemeyiz. ‘Liyakat’ denince yalnızca terfi sistemlerine bakamayız. Yapay zekâyı konuşurken yalnızca verimlilik hesapları yapamayız. Yaş ayrımcılığını, linci, vasatlığı, sahiciliği, statüyü, yalnızlığı, performans baskısını ve kurumların görünmeyen güç ilişkilerini eski sözlüklerle okuyamayız.

Yeni gerçekler, yeni kavramlar ister. Her bölümün sonunda yer alan sözlükler de bu arayışın bir parçası. Kavramları, içinde yaşadığımız kurumsal dünyanın küçük pusulaları olarak görüyoruz. Bir sorunu yanlış adlandırdığımızda çözümü de yanlış yerde ararız çünkü dil düşünmenin sınırını çizer. İş yaşamı kimi zaman kavramları sis makinesi gibi kullanır. Biz, o sisi dağıtacak kelimelerin peşindeyiz.”

ekranda 4 DK 14 SN

Netflix’ten yeni bir Türk dizisi: Seni Tanıyorum

Başrollerini Elçin Sangu, Melis Sezen ve Ozan Dolunay’ın paylaştığı Seni Tanıyorum, İzleyenleri gizem dolu bir gerilim sarmalına sokacak. İlk bölümü 17 Eylül’de Netflix’te yayınlanacak dizinin yönetmen koltuğunda Mert Baykal oturuyor.  Senaryosunu Tuğba Doğan’ın kaleme aldığı dizinin yapımını ise Bombon Studios üstleniyor. Seni Tanıyorum’un oyuncu kadrosundaki diğer isimler de şöyle: Cemal Hünal, Efe Taşdelen, Murat Garipağaoğlu, Mine Teber, Nergis Öztürk, Arbil Tabur, Esra Şahin, Ada&Arya Özdemir.

Yeni sezonun iddialı yapımlarından biri olarak gösterilen Seni Tanıyorum, doğum yaptıktan sonra ara verdiği ressamlığa dönmek isteyen Funda aradığı bakıcıyı sonunda bulması üzerine şekilleniyor. Ve fakat bakıcı Nazlı’nın gizemi ve tekinsizliği, Funda ve eşi İlker’in hayatlarını sonsuza kadar değiştirecek olaylara sebebiyet veriyor. 

Max Verstappen, 100 rakibini geçmeye çalışacak

Dünyanın en iyi yarış pilotlarından biri neredeyse imkansız bir mücadeleye atılıyor. Dört kez Formula 1 Dünya Şampiyonu unvanını kazanan Max Verstappen, 100 rakibini geride bırakmak için 16 Eylül’de piste çıkıyor: “Max vs 100”. Disney+ ve ESPN, Red Bull iş birliğiyle motor sporlarında türünün ilk örneği olacak bu yarışa ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 

Motor sporlarının en ikonik pistlerinden Silverstone’da gerçekleşecek yarışta, dünyanın bugüne kadarki en büyük go-kart mücadelelerinden biri için 101 kart aynı anda başlangıç çizgisinde yerini alacak. 

Red Bull sporcularını, oyun dünyasının tanınmış isimlerini, sosyal medya içerik üreticilerini, yayıncıları, medya dünyasından önemli isimleri ve dünyanın dört bir yanından sürpriz konukları bir araya getirecek yarışta Türkiye’den de iki isim yer alacak. 390 cc motorlu araçlarla 129 km/s hıza ulaşabilen bu özel parkurda gerçekleşecek “Max vs 100’”de Red Bull sporcusu Arda Saatçi ve içerik üreticisi Enis Kirazoğlu, Verstappen’e karşı mücadele edecek. 

Üç BAFTA ödüllü İngiliz komedyen Mo Gilligan, kendine özgü mizahı ve enerjisiyle bu canlı yayına liderlik edecek. Gilligan’a yarış boyunca uzman analizleri ve yorumlarıyla geniş bir sunucu ekibi eşlik edecek.

İki insanın aynı acının etrafında kesişen hikayesi: Alıkara

Yönetmenliğini Hülya Gezer’in üstlendiği, senaryosunu Eylem Canpolat ile Bengü Üçüncü’nün kaleme aldığı, başrollerinde Miray Daner ve Halit Özgür Sarı’nın rol aldığı Alıkara TOD ekranlarında yayın hayatına başladı.

Karga7 Pictures yapımcılığında hayata geçirilen dizi, ezberbozan bir hikayeye ve güçlü oyuncu kadrosuna sahip. Çarpıcı atmosferi ve psikolojik derinliğiyle dikkat çeken dizide Miray Daner ve Halit Özgür Sarı’ya; Sezin Akbaşoğulları, Fatih Al, Can Atak, Bahadır Vatanoğlu, Burak Güneş, Yaprak Medine, Yiğit Batumlu, Esra Ünnü, Elif Gülhan, Jasmine Berkiş ve Gökhan Soylu ve Serpil Gül eşlik ediyor.

Dizinin konusuna gelince… Bir tarafta İstanbul’da büyümüş, hayata aklıyla tutunmayı öğrenmiş genç bir kadın Işık And (Miray Daner),  diğer tarafta ise çocuk yaşta yaşadığı büyük kayıpların yükünü omuzlarında taşıyan cinayet amiri Deniz Baran Dağ (Halit Özgür Sarı). Birinin babası ansızın hayatından kaybolur. Diğerinin gözünün nuru gibi sevdiği yeğeni Neşe, ardında cevapsız sorular bırakarak hayata veda eder. Ve o gün, birbirlerini henüz tanımasalar da kaderleri aynı acının içinde mühürlenir. Bir adli psikolog ve bir cinayet amiri… Biri insan ruhunun izini sürer, diğeri insanların ardında bıraktığı izlerin. İkisi de aynı gerçeği ararken yolları kesişir. Fakat peşine düştükleri şey yalnızca cevaplar değildir. Her adımda kendi geçmişlerinin karanlık dehlizlerine biraz daha yaklaşırlar.

ajanda 2 DK 25 SN

Mustafa Seven'in yeni kişisel fotoğraf sergisi "NASİP" Londra'da

Versus Arts Gallery, Türk fotoğrafçı Mustafa Seven’in NASİP başlıklı kişisel fotoğraf sergisini 12–26 Eylül 2026 tarihleri arasında Londra’da izleyiciyle buluşturuyor. Dr. Nilay İşlek küratörlüğünde gerçekleşen sergi, Seven’in uzun yıllar boyunca İstanbul sokaklarında ürettiği fotoğraflar üzerinden karşılaşma, rastlantı, görme ve modern kentte birlikte yaşama deneyimini odağına alıyor. 

Londonist DMC, Impervia Group ve Dilara Arslan sponsorluğunda gerçekleşen NASİP, İstanbul’u yalnızca fotoğraflanan bir şehir olarak değil, farklı hayatların, zamanların ve olasılıkların sürekli kesiştiği canlı bir alan olarak ele alıyor.

“Doğu Masalları: Bir Varmış Bir Yokmuş” sergisi kapılarını açıyor

Masalların hafızasını, anlatı geleneğini ve Doğu kültürünün zengin dünyasını odağına alan “Doğu Masalları: Bir Varmış Bir Yokmuş” sergisi, 18 Eylül’de kapılarını açıyor. 

Geçmişten bugüne aktarılan masalların izini süren sergi; resim, enstalasyon, dijital sanatlar ve deneyim alanlarını bir araya getirerek ziyaretçileri masalların büyülü dünyasında çok katmanlı bir yolculuğa davet ediyor. “Masallarından vazgeçmeyen toplumlar, hayal kurmayı bırakmazlar” fikrinden hareket eden sergi, masalı yalnızca çocuklukla ilişkilendirilen bir anlatı biçimi olarak değil; hatırlamanın, aktarmanın, ortak hafızanın ve iyileşmenin bir yolu olarak ele alıyor.  Sergi duyulan, anlatılan ve nesilden nesile aktarılan masalların bugünün dünyasındaki izlerini görünür kılmayı amaçlıyor. 

Küratörlüğünü Güven Adıgüzel ve Seyid Çolak’ın üstlendiği sergideki resimler, üç ana tema altında buluşuyor:

- Doğu’nun Kendi Masalı
- Batı’nın Doğu’ya Bakışı
- Modern Yorumlar

Seçkide yer alan minyatür, yağlı boya, karakalem, kaligrafi gibi tekniklerle üretilmiş 60 civarındaki tablonun yanı sıra, farklı sanat disiplinlerinden çağdaş sanatçıların bu sergi için ürettiği özgün enstalasyonlar, dijital sanat uygulamaları ve video-art çalışmalarıyla, Doğu masallarının farklı dönemlerde nasıl anlatıldığı ve yorumlandığı gözler önüne seriliyor.

portre 4 DK 11 SN

Sinemanın Vicdanı: Javier Bardem

Gözlerini üzerinize diktiği an sinema salonundaki havanın rengini değiştirebilen, bazen buz gibi bir sessizlik yaratan bazen de kelimelere ihtiyaç duymadan insan ruhunun en karanlık dehlizlerini faş eden aktörler vardır. İspanya’nın yoksul sahnelerinden dünya sinemasının tepe noktalarına uzanan yolculuğuyla Javier Bardem'i sadece "kusursuz bir karakter oyuncusu" olarak tanımlayamayız. Çünkü o aynı zamanda beyaz perdenin en güçlü ahlaki pusulalarından biri. 

Onu benzersiz kılan, oynadığı her role canavarın ya da kahramanın ötesinde derin bir insanlık katabilmesi ve bu gücü hayatın gerçek sahnesinde adaletsizliğe karşı bir kalkan olarak kullanabilmesi. 

Köklerden gelen karakter ve dönüşüm ustalığı

Bardem’in sanata olan yatkınlığı bir tesadüf değil. Tiyatrocu bir ailenin çocuğu olarak Madrid’de büyüyen, gençliğinde İspanya ulusal rugby takımının formasını giyen ve hatta bir dönem resim eğitimi alan aktör, insan bedenini ve psikolojisini çok erkenden gözlemleme şansı buldu. 

Bigas Luna’nın yönettiği Jamón, Jamón (1992) filmiyle uluslararası sinema dünyasına adım attığında, sert hatlı, maskülen ve öfkeli İspanyol erkeği arketipini sarstı. Dünya çapındaki patlaması ise Julian Schnabel’in Before Night Falls (2000) filmindeki Kübalı şair Reinaldo Arenas performansı ile geldi. Bu rol için verdiği kilolar ve gösterdiği duygusal teslimiyet, onun sıradan bir jön olmadığını, karakterin derisine tamamen nüfuz eden bir dönüştürücü olduğunu kanıtladı. 

Onu sinema tarihine kazıyan en keskin virajlardan bir diğeri de Coen Kardeşler’in No Country for Old Men (2007) filmindeki Anton Chigurh karakteri oldu. Saç kesimi, elindeki basınçlı tüpü ve ölümcül sakinliğiyle sinema tarihinin en unutulmaz kötülerinden birine dönüşen Bardem, bu rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kucaklayarak Akademi Ödülü kazanan ilk İspanyol erkek oyuncu olarak tarihe geçti. 

Bir sonraki yıl Woody Allen’ın Vicky Cristina Barcelona filmindeki bohem ressam Juan Antonio rolüyle tamamen farklı, tutkulu ve çekici bir boyuta evrilmesi, onun sınır tanımaz paletinin en net kanıtıydı. 

Sanat ile siyasetin kesişiminde: Savaş karşıtlığı ve vicdan sahnesi 

Javier Bardem’i sadece usta bir aktör olarak tanımlamak, onun kişiliğinin yarısını yok saymak demektir. Bardem, Hollywood’un konforlu sessizliğine sığınmayı reddeden, siyasi duruşunu sanatıyla ve kamusal kimliğiyle açıkça birleştiren nadir aktörlerden. Onun aktivizminin merkezinde sarsılmaz bir savaş karşıtlığı ve insan hakları savunuculuğu yer alıyor. 

2003 yılındaki Irak Savaşı sırasında, İspanya’nın o dönemki hükümetinin savaşa destek vermesine karşı sokaklara dökülen yüz binlerce protestocunun arasındaydı. Savaşın getirdiği yıkımı, masum sivillerin acılarını ve emperyalist politikaları her fırsatta eleştirmekten çekinmedi. 

Bu anlamda Bardem için sinema, sadece eğlence endüstrisinin bir çarkından ibaret değil. O bu sanatı; ezilenlerin sesini duyurmak ve hakikatleri hatırlatmak için küresel bir kürsü olarak da kullanıyor. 

Sinemayı bir barış ve idrak aracı olarak kullanmak 

Bugün, hayat arkadaşı Penélope Cruz ile birlikte sinema endüstrisinin en saygın çiftlerinden biri olan Bardem, başarılarının zirvesindeyken bile halktan kopmayan köklerine sadık kalıyor. Dünyanın en büyük bütçeli yapımlarında (örneğin Dune serisinde Stilgar rolüyle) bilge bir çöl liderine hayat verirken bile o sahici ve isyankar ruhu ekrana taşımayı başarıyor. 

Javier Bardem’in portresi, yeteneğin disiplinle, şöhretin ise vicdanla nasıl harmanlandığının hikayesidir. Dünyanın acılarına sırtını dönmeyen, sinemayı  bir barış ve idrak aracı olarak gören direnişçi bir ruhtan bahsediyoruz. Perdede baktığımız o sert ve delici gözlerin ardında, her şeyden önce dünyayı daha adil ve sessiz bir yer olarak görmek isteyen duyarlı bir insan kalbi atıyor.

Paylaş
2,167 kelime

İlgili Yazılar

Tüm sayılar →
16 Eki 2026

“Dondurmam Gaymak: Gapital” Sinemalarda, Yekta Kopan’dan Yeni Kit...

9 Eki 2026

Edebiyat Nobel’i Anne Carson’ın, Filmekimi Başlıyor, “Afife” 28 Y...

2 Eki 2026

Sonbaharla Birlikte, Sahne Yeniden Şehir...

PERDEDE SAHNEDE RAFLARDA EKRANDA AJANDA PORTRE
1 PERDEDE 2 SAHNEDE 3 RAFLARDA 4 EKRANDA 5 AJANDA 6 PORTRE
Dokuz Dakika

Gündem, İş Dünyası, Çevre ve Enerji, Girişimcilik, Teknoloji ve Kültür - Sanat: ihtiyacınız olan tüm bilgiyi Dokuz Dakikalık özetlerle her sabah e-posta kutunuza getiriyoruz.

Kurumsal

Hakkımızda Künye Reklam & İş Birliği Kariyer İletişim

Keşfet

Bültenler Haberler Yazarlar Tüm sayılar Yayın takvimi Tavsiye Edin Abone ol Giriş yap

Kategoriler

Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat

Yasal

Kullanım Koşulları Gizlilik Politikası Çerez Politikası KVKK Aydınlatma KVKK Veri İşleme
© 2026 - Dokuz Dakika . Tüm hakları saklıdır.
Wave Medya Dijital Yayıncılık

Bültenlere Abone Ol

E-posta adresinizi girin ve ilgilendiğiniz bültenleri seçin.

Diğer bültenleri de gör →

Aboneliğiniz Tamamlandı!

E-posta adresinize onay mesajı gönderildi. Seçtiğiniz bültenler artık gelen kutunuzda olacak.

Çerez tercihleriniz

Sitenin çalışması için zorunlu çerezleri ve ziyaret istatistikleri için analitik çerezleri kullanıyoruz. Pazarlama çerezleri yalnızca siz onay verirseniz çalışır. Ayrıntılar için Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.