Maliyet Baskısı, Yeni Pazarlar, Büyük Yatırımlar: İş Dünyasında Yeni Denklem
Bu Sayıda
21 Ekim 2026, İş Dünyası bülteninden merhaba,
Haftanın öne çıkan gelişmelerini sizler için özetledik;
🔔 Küresel iş dünyası bu hafta enerji maliyetleri, şirketlerin yatırım kararları ve ticarette rekabet koşulları arasındaki bağlantıyı daha yakından izliyor.
🔔 Petrol fiyatlarındaki yükseliş üretim ve lojistik maliyetlerini yeniden gündeme taşırken, Avrupa'da bilanço sezonu şirketlerin büyüme ve kârlılık beklentilerine ilişkin yeni sinyaller veriyor.
🔔 Yapay zekâ yatırımlarının geri dönüşü de teknoloji şirketlerinin performansını değerlendirirken öne çıkan başlıklardan biri.
🔔 Türkiye'de ise elektrik altyapısına yönelik uzun vadeli yatırım planları, ihracat performansı ve Avrupa Birliği'nin sanayi politikalarındaki değişim öne çıkıyor.
🔔 Özbekistan'da yeni enerji yatırımlarına hazırlanan Kazancı Holding'in adımı, Türk şirketlerinin bölgesel büyüme stratejilerine işaret ediyor.
Bu haftanın ortak teması, şirketlerin yalnızca büyümeye değil, büyümenin maliyetine, finansmanına ve sürdürülebilirliğine de odaklanmak zorunda olması.
Enerji altyapısı yatırımlarından ticaret politikalarına, sigorta maliyetlerinden teknoloji harcamalarına kadar pek çok gelişme, rekabet gücünün artık uzun vadeli risk yönetimiyle birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Farklı bakış açıları ve nitelikli içerikler ile gündemi yakalamak için bizi takip edin; dokuzdakika.com
Elektrik altyapısına 2035'e kadar 80 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor

Türkiye, artan elektrik talebini karşılamak ve yenilenebilir enerji kaynaklarını şebekeye daha etkin biçimde entegre etmek amacıyla iletim ve dağıtım altyapısına 2035'e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım yapmayı öngörüyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, Türkiye Elektrik Sanayi Birliği tarafından düzenlenen 2. Enerji Stratejileri Konferansı'nda yaptığı açıklamada, elektrik sisteminin dönüşümü için kapsamlı bir altyapı planı üzerinde çalışıldığını bildirdi. Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye'nin elektrik kurulu gücü 127 GW’a, yenilenebilir enerji kurulu gücü ise 80 bin MW'a ulaştı.
Planlanan yatırımlar arasında Türkiye'de ilk kez hayata geçirilmesi hedeflenen yüksek gerilim doğru akım iletim hatları da bulunuyor. Bu teknoloji, uzun mesafelerde elektrik iletimini destekleyerek yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin sisteme entegrasyonunu kolaylaştırabilir.
Denizüstü rüzgâr enerjisinde 2035'e kadar 5 GW’lık yatırım öngörülürken, devam eden enerji depolama projelerinin tamamlanmasıyla mevcut 495 MW’lık kapasitenin gelecek yıllarda birkaç bin MW’a yükselmesi bekleniyor.
Yatırım programı, enerji ekipmanları üreticileri, mühendislik şirketleri, şebeke teknolojileri sağlayıcıları ve enerji depolama alanında faaliyet gösteren işletmeler için uzun vadeli bir pazar oluşturabilir. Bununla birlikte, 80 milyar dolarlık tutarın öngörülen yatırım büyüklüğü olduğu; finansman, proje takvimi ve yatırım dağılımının ayrıca izlenmesi gerektiği unutulmamalı.
Türkiye'nin mobil abone hedefi 2027'de 105 milyon
Türkiye'de mobil abone sayısının 2027'de 105 milyona, 2029'da ise 109 milyona ulaşması bekleniyor. 2026'nın ikinci çeyreğinde 102,2 milyon olan mobil abonelik sayısı için 2027 hedefi, önceki bütçe tahminine göre 5,3 milyon artırıldı.
2027 bütçe teklifinde bilgi ve iletişim programına ayrılan kaynak da yüzde 39 artışla 32,34 milyar liraya çıkarıldı. Mobil geniş bant abone yaygınlığının ise 2027'de yüzde 96'ya ulaşması hedefleniyor.
Mobil aboneliklerdeki büyüme ve 5G'nin yaygınlaşması, telekomünikasyon altyapısı yatırımlarının yanı sıra sanayi, lojistik ve dijital hizmetlerde bağlantılı teknolojilerin kullanımını destekleyebilir.
Türkiye'nin ihracatı dokuz ayda 211 milyar dolara ulaştı
Türkiye'nin ihracatı Ocak-Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,2 artarak 211 milyar dolara yükseldi. Son 12 aylık ihracat ise 283,7 milyar dolara ulaştı. Eylül ayında gerçekleştirilen 26 milyar dolarlık ihracat, aylık bazda rekor olarak kayıtlara geçti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, yılın ilk dokuz ayında 26 sektörden 18'i ihracatını artırdı. En yüksek artış, yüzde 42 ile yaş meyve ve sebze sektöründe gerçekleşirken, gemi, yat ve hizmetleri ihracatı yüzde 35, madencilik ürünleri ihracatı ise yüzde 20 arttı. Savunma ve havacılık sanayisinde yüzde 16, elektrik ve elektronikte yüzde 14 artış kaydedildi.
İhracat hacmi bakımından otomotiv endüstrisi 31,1 milyar dolarla öne çıkarken kimyevi maddeler ve mamulleri 25,8 milyar dolara, elektrik ve elektronik sektörü 14,7 milyar dolara ulaştı.
Buna karşılık zeytin ve zeytinyağı ihracatı yüzde 28 gerileyerek 273,7 milyon dolara düştü. Sektör temsilcileri, üretimdeki düşüşün yanı sıra ABD'nin temmuz ayında Türk zeytinyağına getirdiği yüzde 12,5 ek verginin de rekabet gücünü etkilediğine dikkat çekiyor.
Genel ihracat artışı olumlu bir görünüm sunarken, sektörler arasındaki farklılaşma, pazar çeşitlendirmesinin ve dış ticaret politikalarının önemini ortaya koyuyor. Özellikle ABD ve AB pazarlarında değişen ticaret koşulları, ihracatçıların fiyatlama ve pazar stratejilerinde belirleyici olabilir.
Türkiye, AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası için girişimlerini sürdürüyor

Ticaret Bakanlığı ile otomotiv sektörünün temsilcileri, Avrupa Birliği'nin Sanayi Hızlandırma Yasa Taslağı'nı değerlendirdi. Toplantıya Türkiye İhracatçılar Meclisi, Otomotiv İhracatçıları Birliği, Otomotiv Sanayi Derneği ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği yöneticileri katıldı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye otomotiv sanayisinin yasa kapsamındaki tüm hükümlerden yararlanabilmesi amacıyla AB kurumları ve üye ülkelerle yürütülen temasların sürdürüleceğini açıkladı.
Türkiye'nin otomotiv sektörü, Avrupa'nın üretim ve tedarik zincirleriyle güçlü bağlara sahip. Bu nedenle AB'nin sanayi politikasında yerli üretim, tedarik zinciri güvenliği ve üretimin Avrupa'da gerçekleştirilmesine ilişkin düzenlemeler, Türkiye'deki üreticilerin pazara erişimi ve rekabet koşulları açısından önem taşıyor.
Taslağın nihai hükümleri, Türkiye'deki otomotiv üreticilerinin ve tedarikçilerinin Avrupa pazarındaki konumunu etkileyebilir. Sürecin yalnızca otomotiv ihracatı açısından değil, yan sanayi yatırımları ve gelecekteki üretim kararları açısından da takip edilmesi gerekiyor.
Sel felaketlerinin sigorta maliyeti 1,9 milyar lirayı aştı
İstanbul, Kocaeli, Antalya, Yalova, Bursa ve Sakarya'da etkili olan şiddetli yağış ve su baskınlarının sigorta sektöründeki maliyeti artıyor. Türkiye Sigorta Birliği verilerine göre, yangın ve kasko branşlarında 2 bin 379 hasar dosyası için ayrılan muallak tazminat karşılığı yaklaşık 1,905 milyar liraya ulaştı.
Yangın sigortasında 1.638 dosya için yaklaşık 1,559 milyar lira, kasko sigortasında ise 741 dosya için yaklaşık 345,8 milyon lira karşılık ayrıldı. İstanbul, hem yangın hem de kasko branşlarında en yüksek hasar tutarının kaydedildiği il oldu.
Muallak tazminat, hasar dosyaları için öngörülen ancak henüz kesinleşmemiş ödeme yükümlülüğünü ifade ediyor. Dolayısıyla açıklanan tutar, fiilen ödenmiş tazminat toplamı olarak değerlendirilmemeli.
Sel ve su baskınları, yalnızca konut sahiplerini değil ticari işletmeleri, sanayi tesislerini, araç filolarını ve lojistik faaliyetlerini de etkileyebiliyor. Hasarların büyüklüğü, işletmelerin sigorta kapsamlarını ve iş sürekliliği planlarını gözden geçirmesinin önemini ortaya koyuyor. İklim risklerinin finansal maliyetinin ölçülmesi, şirketlerin yatırım ve risk yönetimi süreçlerinde daha fazla yer tutabilir.
Tasarruf finansmanında işlem hacmi 1,2 trilyon lirayı geçti
Türkiye'de tasarruf finansman sektörünün toplam işlem hacmi 2025'te yüzde 261,8 artarak 1 trilyon 211 milyar liraya yükseldi. İKAM'ın Katılım Finans Ekosistem Raporu 2025 verilerine göre sektörün aktif büyüklüğü yüzde 251,1 artışla 323 milyar liraya, net kârı ise 59 milyar liraya ulaştı.
Konut ve araç edinmek isteyen müşterilere katılım esaslı finansman sağlayan şirketlerin müşteri sayısı yüzde 117 artarak 1,15 milyonu aştı. Sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı 9'a, şube sayısı 654'e yükseldi.
Aynı rapor, katılım bankacılığında dijitalleşmenin de hızlandığını gösteriyor. Katılım bankalarının dijital işlem hacmi yüzde 41 artışla 7,9 trilyon liraya, işlem sayısı ise 205 milyona ulaştı. Katılım sigortacılığının prim üretimi yüzde 62,9 artarak 70,15 milyar liraya çıktı.
Bununla birlikte raporda, yüksek enflasyon ortamında nominal büyümenin reel karşılığının ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Veriler, alternatif finansman kanallarının ve dijital finansal hizmetlerin büyümesine işaret ediyor. Ancak yüksek oranlı nominal artışların, enflasyon etkisi ve sektörün finansal dayanıklılığı dikkate alınmadan değerlendirilmesi yanıltıcı olabilir.
Petrol fiyatları şirketlerin maliyet gündemini yeniden şekillendiriyor

20 Ekim itibarıyla küresel piyasalarda enerji fiyatları ve Orta Doğu kaynaklı arz riskleri yakından izleniyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatçısı ülkeler kadar yakıt, taşımacılık ve petrokimya girdilerine bağımlı şirketler için de önemli bir maliyet unsuru.
Petrol fiyatlarındaki kalıcı artış; lojistik, havacılık, kimya, plastik ve imalat sanayisinde maliyet baskısını artırabilir. Şirketler bu tür dönemlerde tedarik sözleşmelerini, stok politikalarını ve fiyatlama stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalabiliyor.
Enerji maliyetlerinin yükselmesi, merkez bankalarının enflasyonla mücadele süreçlerini de zorlaştırabilir. Üretim maliyetlerinden tüketici fiyatlarına geçişin hızlanması, faiz indirimi beklentilerini etkileyebilecek bir risk oluşturuyor.
Petrol fiyatlarının yalnızca enerji şirketlerinin kârlılığı üzerinden değil, şirketlerin toplam maliyet yapısı ve tüketici talebi üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Avrupa'da bilanço sezonu büyüme beklentilerini sınayacak
Avrupa şirketlerinin üçüncü çeyrek sonuçları, kıtada ekonomik büyümenin ve kurumsal kârlılığın hangi sektörlerde güçlendiğine ilişkin yeni işaretler sunacak. Reuters'ın analist tahminlerine dayandırdığı değerlendirmede, STOXX Europe 600 şirketlerinin üçüncü çeyrek kârlarında yıllık bazda yüzde 20,7 artış beklentisi öne çıkıyor.
Teknoloji şirketlerinde yaklaşık yüzde 33, sanayi şirketlerinde ise yüzde 11 kâr artışı öngörülüyor. Bu rakamlar kesinleşmiş finansal sonuçları değil, bilanço açıklamaları öncesindeki beklentileri yansıtıyor.
Avrupa'daki sanayi şirketlerinin performansı, Türkiye'nin ihracatçıları açısından da önemli. Avrupa talebindeki değişim, otomotivden makineye, metalden kimyasallara kadar pek çok sektörde siparişleri etkileyebilir.
Bilanço sezonunda yalnızca ciro ve kâr rakamlarına değil, şirketlerin siparişlerine, yatırım planlarına ve gelecek dönem beklentilerine de bakılmalı.
Küresel satın almalarda geleneksel sektörler yeniden öne çıkıyor
Küresel birleşme ve satın alma piyasasında sigorta, madencilik, filo yönetimi, tesisat ekipmanları ve atık yönetimi gibi sektörlerdeki işlemler dikkat çekiyor. Reuters'ın değerlendirmesinde, Avustralya'daki Cleanaway için gündeme gelen 9,3 milyar Avustralya dolarlık teklif de öne çıkan işlemler arasında yer alıyor.
Bu gelişmeler, yatırımcı ilgisinin yalnızca yapay zekâ ve dijital teknolojilerle sınırlı olmadığını gösteriyor. Düzenli nakit akışı sağlayan, fiziksel varlıklara dayanan ve uzun vadeli talep görünümü bulunan sektörler de büyük ölçekli işlemlere konu olmaya devam ediyor.
Birleşme ve satın almalar, şirketlerin yeni pazarlara giriş, ölçek büyütme ve operasyonel verimlilik sağlama stratejilerinin önemli bir parçası. İşlem hacmi kadar satın alma fiyatları, finansman koşulları ve beklenen sinerjiler de izlenmeli.
Şirketlerin yazılım maliyeti 12,9 milyon dolara ulaştı

ABD ve İngiltere’deki büyük şirketler, tedarikçilerin zorunlu tuttuğu yazılım güncellemeleri, geçişler ve lisans değişiklikleri nedeniyle önemli maliyetlerle karşı karşıya. Origina’nın 2 binden fazla şirketle gerçekleştirdiği araştırmaya göre, son yazılım değişikliğinin kuruluşlara yıllık ortalama maliyeti 12,87 milyon dolara ulaştı. Şirketler yazılım bütçelerinin ortalama yüzde 28’ini bu tür değişikliklere ayırıyor.
Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 95’i, sonuçları olumsuz etkilemesini bekledikleri tedarikçi kaynaklı güncellemeler için ödeme yaptığını belirtti. Bu tablo, teknoloji tedarikçilerine bağımlılığın şirketlerin bütçe planlamasını ve dijital dönüşüm stratejilerini doğrudan etkilediğini gösteriyor. Özellikle büyük ölçekli kuruluşlarda lisans koşulları, sistem geçişleri ve uyumluluk gereklilikleri, yeni teknoloji yatırımlarına ayrılabilecek kaynakları sınırlayabiliyor.
Bulgular, şirketlerin dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarında yalnızca yeni teknolojilerin maliyetini değil, mevcut yazılım altyapısının bakım ve yenileme giderlerini de yönetmesi gerektiğine işaret ediyor. Lisansların düzenli denetlenmesi ve alternatif çözümlerin değerlendirilmesi, gereksiz harcamaları azaltmak açısından önem taşıyor.
Kazancı Holding, Özbekistan'da 200 milyon dolarlık enerji yatırımı planlıyor
Kazancı Holding, Özbekistan'daki elektrik dağıtım faaliyetlerini genişletmek amacıyla gelecek iki yılda yaklaşık 200 milyon dolarlık yatırım yapmayı planlıyor. Yatırımın Semerkant dahil dört bölgede gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
Holding bünyesindeki Aksa Enerji, Taşkent, Buhara ve Talimarcan'daki santralleriyle ülkede toplam 1.220 MW kurulu güce sahip. Şirketin bu santrallere bugüne kadar yaptığı yatırım 700 milyon doları aştı.
Aksa Elektrik, Semerkant bölgesinin elektrik dağıtım şebekesini 30 yıllığına işletmek üzere uluslararası ihaleyi kazanmıştı. Yeni yatırımlarla dağıtım altyapısının modernleştirilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması ve elektrik hizmetlerinin güvenilirliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Yatırım, Türk enerji şirketlerinin yalnızca elektrik üretiminde değil, dağıtım altyapısı ve uzun vadeli işletme faaliyetlerinde de bölgesel varlıklarını büyütme stratejisini gösteriyor. Özbekistan'ın enerji altyapısının modernizasyonu, Türk şirketleri için yeni iş fırsatları yaratabilir.
ABB'nin siparişleri veri merkezi yatırımlarıyla büyüyor
İsviçre merkezli mühendislik ve otomasyon şirketi ABB, üçüncü çeyrekte gelirini yıllık yüzde 14 artırarak 9,70 milyar dolara çıkardı. Şirketin siparişleri ise yüzde 40 artışla yaklaşık 12,1 milyar dolara ulaştı.
ABB'nin veri merkezleri ve elektrik altyapısına yönelik ekipmanları, yapay zekâ yatırımlarının oluşturduğu enerji talebinden yararlanan iş alanları arasında bulunuyor. Şirket ayrıca Mitsubishi Electric'in alçak gerilim güç dağıtımı işinde kontrol hissesi almak üzere 495 milyon dolarlık yatırım açıkladı.
Bununla birlikte, güçlü operasyonel sonuçlar teknoloji yatırımlarının getirisine ilişkin piyasa kaygılarını tamamen ortadan kaldırmış değil.
Yapay zekâ altyapısına yönelik harcamalar, yalnızca çip ve yazılım üreticilerine değil, elektrik dağıtımı, soğutma, otomasyon ve şebeke ekipmanları sağlayan şirketlere de talep yaratıyor.
Qualcomm küresel iş gücünde azaltıma hazırlanıyor
ABD merkezli çip üreticisi Qualcomm'un küresel ölçekte personel azaltımına gitmeyi planladığı bildirildi. Reuters'ın ulaştığı şirket içi yazışmaya göre sürecin kasım ayında başlaması bekleniyor; ancak azaltımın kapsamı açıklanmadı.
Akıllı telefon pazarındaki koşullar ve ürün portföyünün çeşitlendirilmesi, çip üreticilerinin stratejik gündeminde yer alıyor. Qualcomm da akıllı telefon dışındaki alanlarda büyüme arayışını sürdürüyor.
Teknoloji sektöründe personel azaltımı kararları, şirketlerin maliyet kontrolünün yanı sıra kaynaklarını yeni büyüme alanlarına yönlendirme çabasını da yansıtıyor. Yapay zekâ ve yeni nesil işlemci pazarındaki rekabet, şirketlerin yetkinlik ve istihdam planlarını etkiliyor.
Meta ve Tesla bilançolarında yatırım getirisi izlenecek
Meta ve Tesla'nın üçüncü çeyrek sonuçları, teknoloji ve otomotiv sektörlerinde büyüme beklentilerinin değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. Meta için yapay zekâ altyapısına ayrılan yüksek bütçelerin reklam gelirleri ve yeni hizmetlerle nasıl bir finansal getiriye dönüşeceği gündemde.
Tesla cephesinde ise otomotiv faaliyetlerinin kârlılığı, satış performansı ve uzun vadeli teknoloji yatırımları izlenecek. Yatırımcıların odağında, şirketlerin geleceğe yönelik harcamalarının sürdürülebilir gelir yaratıp yaratamayacağı bulunuyor.
Büyük teknoloji şirketlerinin sonuçları, yalnızca kendi sektörleri için değil, küresel sermaye piyasalarının risk iştahı ve teknoloji yatırımlarının finansmanı açısından da gösterge niteliği taşıyor. Bilanço açıklamaları sonrasında kesinleşen rakamlar ve yönetimlerin gelecek dönem öngörüleri ayrıca takip edilmeli.
Tesla'nın yeni Roadster'ı 2028'de üretime girecek
Tesla, SpaceX teknolojisinden yararlanan yeni nesil elektrikli spor otomobili Roadster'ı tanıttı. Basınçlı hava iticileriyle kısa süreli havalanıp havada dönüş yapabilen aracın seri üretiminin 2028'de başlaması planlanıyor.
2017'de tanıtılan ve üretim takvimi defalarca ertelenen Roadster için Tesla henüz kesin satış fiyatı ve teslimat tarihini açıklamadı. Üç farklı versiyonla sunulması planlanan modelin, şirketin mühendislik ve teknoloji kapasitesini sergileyen bir vitrin ürünü olması bekleniyor.