Küresel Ekranlardan İhracat Pazarlarına: Ticaretin Yeni Dengeleri, Şirketlerin Küresel Hamleleri ve Türkiye’nin Fırsatları
Bu Sayıda
14 Ekim 2026 İş Dünyası bülteninden merhaba,
Küresel ekonomide rekabetin kuralları yeniden yazılıyor. Kritik ham maddelere erişim, ticaret politikaları ve değişen tüketici talebi, ülkelerin stratejilerini olduğu kadar şirketlerin büyüme planlarını da etkiliyor.
Avrupa’nın Çin’e karşı hamlelerinden otomotiv sektöründeki daralmaya, Türkiye’den küresel pazarlara uzanan şirket adımlarına kadar haftanın gelişmeleri, iş dünyasının önündeki yeni denklemi ortaya koyuyor.
Keyifli okumalar.
Günü ve gündemi yakalamak için dokuzdakika.com.
Türk dizileri 170 ülkede 1 milyar izleyiciye ulaşıyor

Türkiye’nin dizi sektörü, yerel yapımların uluslararası pazarlara satılmasıyla başlayan ihracat faaliyetini küresel ölçekte bir endüstriye dönüştürdü. Yaklaşık 170 ülkede izleyiciye ulaşan Türk dizileri, Türkiye’yi ABD ve İngiltere gibi güçlü televizyon endüstrileriyle birlikte uluslararası içerik pazarının önemli aktörleri arasına taşıyor. Sektörün ihracat gelirinin 1 milyar doları aştığı belirtilirken uluslararası içerik fuarları yeni dağıtım anlaşmaları ve pazar bağlantıları açısından önemini koruyor.
→ Dizi ihracatının ekonomik etkisi, yapımların yurt dışında yayınlanmasıyla elde edilen gelirlerin ötesine geçiyor. Türkiye’deki şehirlerin, yaşam biçiminin, mutfağın ve kültürel unsurların diziler aracılığıyla tanınması, turizm ve diğer hizmet sektörleri için de fırsatlar yaratabiliyor. Bu nedenle sektörün başarısı, yalnızca televizyon içeriklerinin satış performansıyla değil, diğer ekonomik faaliyetlerle kurduğu bağlantılarla da değerlendiriliyor.
Dünya Bankası, Türkiye’de 21 milyar doları aşan özel sektör sermayesini harekete geçirdi
Dünya Bankası Grubu, Türkiye’de 2022’den bu yana harekete geçirilen özel sektör sermayesinin 21 milyar doları aştığını açıkladı. Yalnızca 2026 mali yılında sağlanan katkı 5,4 milyar dolar oldu.
Dünya Bankası Grubu’nun açıkladığı verilere göre Türkiye, kurumun özel sektör sermayesini harekete geçirdiği ülkeler arasında öne çıkıyor. 2026 mali yılında Türkiye’de harekete geçirilen sermaye, 2022’ye kıyasla yüzde 520 artış gösterdi. Bu finansman yaklaşımı; işletmelerin finansmana erişiminin genişletilmesi, istihdam ve girişimciliğin desteklenmesi ve kritik altyapı yatırımlarının özel sektör kaynaklarıyla finanse edilmesi gibi alanları kapsıyor.
Bu kapsamda FINGROW Programı aracılığıyla sağlanan 868 milyon dolarlık garanti, Türkiye’deki küçük işletmeler için 1,74 milyar dolarlık özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesine katkı sağladı. Garanti mekanizmaları, finans kuruluşlarının risklerini azaltarak işletmelere kredi ve diğer finansman araçlarının sunulmasını kolaylaştırabiliyor.
Açıklanan toplam tutar, doğrudan Dünya Bankası tarafından kullandırılan kredi miktarıyla aynı anlama gelmiyor, özel sektör kaynaklarının devreye girmesini sağlayan finansman ve garanti mekanizmalarını da içeriyor. İşletmeler açısından bu kaynakların hangi sektörlere, hangi koşullarla ve ne ölçüde erişilebilir olacağı önem taşıyor.
Türk kozmetik sektöründen ruj ihracatında dış ticaret fazlası

Türkiye, 2021-2025 döneminde 164,7 milyon dolarlık ruj ihracatı gerçekleştirirken aynı ürün grubundaki ithalat 142 milyon dolar oldu. Böylece ruj ticaretinde beş yılda 22,6 milyon dolarlık dış ticaret fazlası verildi.
Ruj ihracatındaki performansa karşılık, göz makyajı ürünlerinde farklı bir tablo görülüyor. Maskara, eyeliner, kalem, far paleti ve kaş ürünlerini kapsayan grupta Türkiye’nin dış ticareti, rujdaki gibi net ihracat fazlası vermiyor. TÜİK verilerine göre ruj ve göz makyajı ürünlerinin toplamında 2021-2025 döneminde 487,8 milyon dolarlık ithalat ve 381,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti.
Veriler, kozmetik sektörünün ürün grupları arasında farklılaşan rekabet gücünü ortaya koyuyor. Rujda elde edilen fazla, yerli üretimin ve markalaşmanın ihracat potansiyelini gösterirken göz makyajı ürünlerinde ithalatın ağırlığı, ürün geliştirme ve yerli üretim açısından değerlendirilebilecek bir alan bulunduğuna işaret ediyor.
Serbest bölgelerin ihracatı dokuz ayda 9,8 milyar doları aştı
Türkiye’deki 19 serbest bölgenin ocak-eylül dönemindeki toplam ticaret hacmi 21,9 milyar dolara ulaşırken ihracat yıllık yüzde 6,3 artarak 9,84 milyar dolar oldu.
Ocak-eylül döneminde serbest bölgelerden yurt dışına yapılan satışlar 9 milyar 843 milyon dolar olurken yurt dışından bölgelere gerçekleştirilen alımlar 6 milyar 162 milyon dolar olarak kaydedildi. Bölgelerden Türkiye iç pazarına 3 milyar 88 milyon dolarlık satış yapılırken Türkiye’den serbest bölgelere 2 milyar 792 milyon dolarlık mal gönderildi. Eylül sonu itibarıyla bu bölgelerde 88 bin 7 kişi çalışıyordu.
Geçen yılın aynı döneminde 9,26 milyar dolar olan ihracatın bu yıl yükselmesi, serbest bölgelerin dış ticaretteki rolünü koruduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, ticaret hacminin yanı sıra yüksek katma değerli üretim, teknoloji yoğun faaliyetler ve istihdamın niteliği de bölgelerin ekonomik katkısını değerlendirmede önemli göstergeler arasında bulunuyor.
Türkiye’nin Balkanlara ihracatı 19 milyar dolara yaklaştı
Türkiye’nin Balkan ülkelerine ihracatı, 2026’nın ocak-eylül döneminde 18,88 milyar dolara ulaştı. Romanya, 5,49 milyar dolarla bölgede en fazla ihracat yapan ülke oldu.
Romanya’yı 3,91 milyar dolarla Bulgaristan, 2,57 milyar dolarla Yunanistan, 2,16 milyar dolarla Slovenya ve 1,55 milyar dolarla Sırbistan izledi. Bölgeye ihracat yapılan 11 ülkenin sekizinde artış, üçünde ise düşüş kaydedildi. Bosna-Hersek’e ihracat yüzde 19,9, Bulgaristan’a yüzde 16 artarken Slovenya’ya yüzde 13,1, Romanya’ya yüzde 5,5 geriledi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, Türkiye’nin toplam ihracatı aynı dönemde yıllık yüzde 5,2 artarak 210,9 milyar dolara yükseldi. Balkan ülkelerine yapılan ihracat ise bölgesel ticaret ilişkilerinin Türkiye’nin dış ticaretindeki yerini ortaya koydu.
Sektörler arasında otomotiv endüstrisi, kimyevi maddeler ve mamulleri ile çelik öne çıktı. Ancak otomotiv ihracatı yıllık yüzde 6,2 azalarak 3,49 milyar dolara geriledi.
THY’nin Minsk seferleri Türkiye-Belarus ticaretine yeni bağlantı sağlayabilir
Türk Hava Yolları’nın İstanbul-Minsk seferlerine yeniden başlaması, Türkiye ile Belarus arasındaki ticari temasların ve iş dünyası ziyaretlerinin kolaylaşması açısından yeni bir bağlantı oluşturuyor.
DEİK Türkiye-Belarus İş Konseyi Başkanı Fatih Işık, uçuşların yeniden başlamasının iki ülke iş dünyası arasındaki doğrudan görüşmeleri artırabileceğini belirtti. Otomotiv yan sanayisi, makine, yedek parça, enerji ekipmanları ve üretim teknolojileri, iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği alanlar arasında yer alıyor.
Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesiyle Belarus’un sanayi altyapısının birbirini tamamlayabileceğini belirten Işık, iş bağlantılarının yalnızca ürün satışlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini, ortak üretim ve üçüncü ülke pazarlarına açılma seçeneklerinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Minsk ve Mogilev’deki temaslarda yatırım ve üretim olanaklarının da görüşüldüğü bildirildi.
Bununla birlikte, Belarus’la ticari ilişkilerde finansman, ödeme sistemleri, lojistik ve uluslararası yaptırımlara uyum önemli başlıklar olmayı sürdürüyor. Ulaşım bağlantısının ekonomik katkısı, uçuşların sağladığı erişimin somut ticari anlaşmalara ve sürdürülebilir iş birliklerine dönüşmesine bağlı olacak.
Dünya Kupası hazırlıkları Türk ihracatçıları Fas pazarına yöneltiyor

2030 FIFA Dünya Kupası’na İspanya ve Portekiz’le birlikte ev sahipliği yapacak Fas’ta hızlanan altyapı yatırımları, Türk ihracatçıları için yeni tedarik ve iş birliği fırsatları yaratıyor. Ege ihracatçı birlikleri, pazardaki bağlantılarını geliştirmek amacıyla sektörel ticaret heyetleri hazırlıyor.
Fas’ın Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında stadyum, ulaşım, konaklama ve diğer altyapı yatırımlarına hız vermesi; inşaat malzemeleri, demir-çelik, demir dışı metaller ve doğal taş gibi alanlarda tedarik ihtiyacını artırabilecek.
Fas, Dünya Kupası yatırımlarının yanı sıra Batı Afrika pazarlarına erişim açısından da önem taşıyor. Türk şirketleri açısından fırsatın büyüklüğü, yalnızca devam eden projelere ürün tedarik etmekle sınırlı değil; yerel iş ortaklıkları kurmak ve bölgesel pazarlara erişim sağlamak da uzun vadeli ticari stratejinin parçası olabilir.
İhracat endeksi geriledi, ithalat yükseldi
Ticaret Bakanlığının 2026’nın dördüncü çeyreğine ilişkin Dış Ticaret Beklenti Anketi’nde ihracat beklenti endeksi 96,9’a gerilerken ithalat beklenti endeksi 115,4’e yükseldi. Veriler, dış ticaretin iki yönünde farklı beklentilere işaret ediyor.
İhracat beklenti endeksi, üçüncü çeyrekteki 101,5 seviyesinden 4,6 puan düşerek 100 eşik değerinin altına indi. Endeks, geçen yılın aynı dönemine göre de 8,4 puan geriledi. İthalat beklenti endeksi ise bir önceki çeyreğe kıyasla 12,7 puan artarak 115,4 seviyesine çıktı.
Anket sonuçları, ihracatçıların mevcut sipariş düzeylerine ilişkin değerlendirmelerinin zayıfladığını, buna karşılık ithalat tarafındaki beklentilerin güçlendiğini gösteriyor. İhracat beklentisinin 100’ün altına inmesi, endeksin ölçtüğü eğilim bakımından temkinli bir görünüme işaret etse de tek başına ihracatın fiilen azalacağı anlamına gelmiyor.
Şirketler açısından bu göstergeler, sipariş akışı, girdi maliyetleri ve dış pazarlardaki talep koşullarının yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Beklenti endeksleri, gerçekleşmiş dış ticaret verilerinden farklı olarak firmaların değerlendirmelerini yansıtıyor ve ekonomik görünümün tamamlayıcı göstergeleri arasında bulunuyor.
DTÖ, mal ticaretinde büyüme tahminini yükseltti, hizmetlerde beklenti düştü
Dünya Ticaret Örgütü, küresel mal ticaret hacmine ilişkin 2026 büyüme tahminini yüzde 3,9’a yükseltirken hizmet ticaretine ilişkin öngörüsünü yüzde 3,3’e indirdi. Mal ticaretinin ilk yarıda beklentilerden daha dirençli seyretmesi, tahmin revizyonunda etkili oldu.
DTÖ’nün Küresel Ticaret Görünümü ve İstatistikleri raporuna göre, küresel mal ticaret hacmi, 2026’nın ilk yarısında yıllık yüzde 3,5 büyüdü. Örgüt, mart ayında yüzde 1,9 olarak açıkladığı yıllık büyüme tahminini böylece yukarı yönlü revize etti. Mal ticaretinin 2027’de yüzde 4,1 büyümesi bekleniyor.
Hizmet ticaretinde ise daha temkinli bir görünüm var. DTÖ, 2026 için büyüme tahminini mart ayındaki yüzde 4,8 seviyesinden yüzde 3,3’e indirdi. Bu ayrışma, mal ve hizmet ticaretinin aynı küresel koşullardan farklı biçimlerde etkilenebildiğini gösteriyor. Türkiye’deki ihracatçılar açısından küresel talep, enerji maliyetleri, lojistik ve tedarik zinciri koşulları pazar stratejilerinde önemini koruyor.
İş değiştirme arayışı yükseliyor: Ücret ve iş güvencesi belirleyici
26 ülkede 5 bin 107 çalışanla yapılan araştırmada, son 12 ayda aktif olarak yeni iş aradığını söyleyenlerin oranı yüzde 40’a çıktı. Türkiye’de ise katılımcıların yüzde 70’i mevcut işinde kalmaya daha yatkın olduğunu belirtti.
Dünya Gazetesi’nde yayımlanan araştırmaya göre, yeni iş arayanların oranı yılın ilk iki çeyreğindeki yüzde 37 seviyesinden yüzde 40’a yükseldi. Buna karşılık çalışanların yüzde 59’u mevcut işinde kalmaya daha yatkın olduğunu ifade etti. Araştırma, çalışanların iş değiştirme kararlarında ücretin öne çıktığını; yan haklar, iş güvencesi, kariyer olanakları ve iş-özel yaşam dengesinin de etkili olduğunu ortaya koydu.
Ülkeler arasında belirgin farklılıklar bulunuyor. Yeni iş aradığını belirtenlerin oranı Ruanda’da yüzde 72’ye ulaşırken Tanzanya’da yüzde 65, Zimbabve’de yüzde 64 ve Uganda’da yüzde 62 olarak ölçüldü. Çin’de oran yüzde 20, Japonya’da ise yüzde 24 seviyesinde kaldı.
Türkiye’den araştırmaya katılanların yüzde 26’sı son bir yılda aktif olarak yeni iş aradığını, yüzde 70’i ise mevcut işinde kalmaya daha yatkın olduğunu belirtti. Bu sonuçlar, çalışanların iş güvencesi ve ekonomik beklentilerinin yanı sıra iş yerindeki aidiyet duygusu ve gelişim olanaklarının da iş gücü piyasası açısından izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.
AB, kritik hammaddelerde Çin’e bağımlılığı azaltmak için 21,1 milyar avroluk yatırım öngörüyor

Avrupa Birliği, 16 ülkede 46 stratejik hammadde projesine öncelik verdi. Lityum, bakır, nikel ve nadir toprak elementlerini kapsayan projeler, otomotivden savunmaya ve yenilenebilir enerjiye kadar pek çok sektörde tedarik güvenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Avrupa Komisyonu, Kritik Hammaddeler Yasası kapsamında seçilen projelerin stratejik statü kazanacağını açıkladı. Projelerin hayata geçirilmesi için öngörülen yaklaşık 21,1 milyar avro, doğrudan dağıtılacak bir kamu destek paketi değil; yatırımların gerçekleştirilmesi için gereken toplam kaynak ihtiyacını ifade ediyor. Stratejik statü, projelerin izin süreçlerinin hızlandırılması ve finansman kaynaklarına erişimin kolaylaştırılması açısından önem taşıyor.
Yatırım kararlarının üretim kapasitesine dönüşmesi ise finansmanın sağlanmasına, izinlerin tamamlanmasına ve tesislerin devreye alınmasına bağlı. Türkiye açısından da Avrupa'nın tedarik zincirlerini çeşitlendirme çabası; metal işleme, otomotiv yan sanayisi, batarya malzemeleri ve makine üretiminde yeni ticari bağlantılar oluşturabilir. Ancak seçilen projelerin AB ülkelerinde bulunması, Türkiye'ye doğrudan yatırım tahsis edildiği anlamına gelmiyor.
AB ve Çin, otomotiv ticaretindeki gerilimi azaltmak için uzlaştı
Avrupa Birliği ile Çin, hibrit araç ticareti konusunda Dünya Ticaret Örgütü kurallarıyla uyumlu bir anlayış birliğine ulaştı. Taraflar ayrıca belirli ürünlerde tarifelerin düşürülmesini, elektrikli araçlara ilişkin ticari görüşmelerin sürdürülmesini ve kritik mineral tedarikinin kolaylaştırılmasını gündeme aldı.
Anlaşmanın dikkat çeken başlıklarından biri, Çin'in Avrupa'ya gönderilecek nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar için ihracat lisanslarını hızlandıracak bir “yeşil kanal” mekanizmasını kolaylaştırmayı taahhüt etmesi oldu. AB de Çin'e yönelik çift kullanımlı ürün ihracatındaki öncelikli lisans başvurularının çözümüne katkı sağlamayı kabul etti. Çift kullanımlı ürünler, hem sivil hem de askerî amaçlarla kullanılabilen malzeme ve teknolojileri kapsıyor.
🔎 Avrupa sanayisinden Çin’e karşı acil ticaret önlemi çağrısı
Metal, kimya ve otomotiv parçaları sektörlerini temsil eden 44 Avrupa sanayi kuruluşu, Çin kaynaklı haksız rekabet olarak nitelendirdikleri uygulamalara karşı AB yönetiminden daha hızlı ve kapsamlı önlemler alınmasını istedi. Kuruluşlar, artan ticaret açığının Avrupa'daki üretim ve istihdam üzerinde baskı yarattığını savunuyor.
Sanayi kuruluşları, AB'nin mevcut ticari savunma araçlarını daha etkin kullanmasını, şikâyetlerin daha hızlı incelenmesini ve devlet kaynaklı piyasa bozulmalarına karşı yeni araçlar geliştirilmesini talep etti. Kuruluşlar, yalnızca belirli ürünlere değil, tedarik zincirlerinin tamamına bakılması gerektiğini belirtirken İngiltere, Norveç ve İsviçre gibi yakın ticari ortaklar üzerindeki olumsuz etkilerin de önlenmesini istedi.
Çin, teknoloji ve sanayi dönüşümünü hızlandırmak için 19 önlem açıkladı
Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi ve Devlet Konseyi, bilimsel yenilikten sanayinin dijitalleşmesine ve nitelikli işgücünün geliştirilmesine uzanan beş alanda 19 önlem içeren yeni bir politika çerçevesi açıkladı. Plan, yüksek teknoloji üretimini büyütürken kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Önlemler arasında; yapay zekâ araştırmalarının ve bilgi işlem altyapısının güçlendirilmesi, sanayide yapay zekâ kullanımının yaygınlaştırılması, temel teknolojilerde ilerleme sağlanması ve bilimsel araştırma sonuçlarının ticari ürünlere dönüştürülmesinin hızlandırılması yer alıyor. Çin ayrıca geleneksel sektörlerin dijital, akıllı ve yeşil teknolojilerle yenilenmesini, yeni sanayi alanlarının ve geleceğin teknolojilerinin geliştirilmesini desteklemeyi planlıyor.
Kalyon PV, ABD’de güneş paneli fabrikası kurmayı planlıyor
Türkiye merkezli güneş paneli üreticisi Kalyon PV, uluslararası büyüme stratejisi kapsamında ABD’de yeni bir üretim tesisi kurmaya hazırlanıyor. Şirket, çoğunluk hissesine sahip olacağı ABD merkezli bir ortaklık üzerinden üretim yapmayı ve ABD pazarına doğrudan satış yapmayı hedefliyor. Yatırımın, ülkedeki yerli üretimi destekleyen teşviklerden yararlanması ve güneş enerjisi pazarındaki büyümeden faydalanması amaçlanıyor. Şirket, ABD’deki tüzel kişiliğini oluşturduğunu açıkladı.
Çin akıllı telefon pazarı yüzde 15,4 daraldı, Huawei büyüdü
IDC’nin öncü verilerine göre Çin’de akıllı telefon sevkiyatları 2026’nın üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 15,4 düşerek 57,9 milyon adede geriledi. Huawei, 12,2 milyon cihaz sevkiyatıyla liderliğini korurken, Apple ikinci sırada yer aldı. Xiaomi, Oppo ve Vivo gibi üreticilerin sevkiyatlarında yaşanan gerileme, pazardaki daralmanın ve fiyat rekabetinin etkisini ortaya koydu. Çin pazarındaki bu gelişme, üreticilerin büyüme hedefleri açısından ürün portföyü, fiyatlandırma ve tüketici talebinin önemini artırıyor.
Volkswagen Grubu’nun küresel satışları üçüncü çeyrekte yüzde 14,3 geriledi
Volkswagen Grubu’nun küresel araç teslimatları, 2026’nın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,3 azalarak 1,89 milyon adede düştü. Ocak-Eylül döneminde ise teslimatlar yüzde 9 gerileyerek 6,01 milyon oldu. Çin pazarındaki zayıflama, grubun performansını etkileyen başlıca unsurlardan biri olarak öne çıktı.
Grubun bünyesindeki Audi’nin üçüncü çeyrek teslimatları da yüzde 19,7 düşüşle 314 bin 900’e gerilerken markanın tamamen elektrikli araç teslimatları yüzde 21,5 azalarak 48 bin 700 oldu. Buna karşılık Volkswagen Grubu’nun Avrupa’daki sipariş portföyünde tamamen elektrikli modellerin payı yaklaşık yüzde 40’a ulaştı. Veriler, grubun küresel satışlarında baskı sürerken bölgesel talep ve elektrikli araç pazarındaki eğilimlerin farklılaştığını gösteriyor.