İhracat, Tedarik Zinciri ve Yatırım Gündemi Hızlanıyor
9 Eylül Ticari Diplomasi Gündeminden Merhaba,
Küresel ticaret açısından yeni haftanın ortasında gündemin ana başlıklarını tarifeler, tedarik zinciri güvenliği, stratejik hammaddeler ve ülkelerin ihracat pazarlarını çeşitlendirme çabaları oluşturuyor. ABD ile Kanada arasında ticaret geriliminin yeniden yükselmesi, Çin-Japonya hattında yarı iletken sektörüne ilişkin yeni önlemlerin devreye girmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların küçük işletmeler üzerindeki etkisinin belirginleşmesi, küresel ticaretin jeopolitik risklere karşı kırılganlığını bir kez daha ortaya koyuyor.
Türkiye tarafında ise tablo daha dengeli. Yılın ilk sekiz ayında ihracatın 185 milyar dolara ulaşması, 56 ilin ihracatını artırması ve 25 ilin 1 milyar doların üzerinde dış satım gerçekleştirmesi, ihracat kapasitesinin ülke geneline yayılmaya devam ettiğini gösteriyor. İSO'nun İhracat Pazarları İklim Endeksi'nin ağustosta 52,7'ye yükselmesi de Türk ihracatçısı açısından dış talep koşullarında iyileşmeye işaret ediyor.
Sektörel tarafta inşaat malzemeleri ihracatındaki 3,2 milyar dolarlık hacim ve 1,76 milyar dolarlık dış ticaret fazlası dikkat çekerken, sivil havacılık filosunun 846 uçağa ulaşması Türkiye'nin lojistik ve bağlantısallık kapasitesindeki büyümeyi ortaya koyuyor. Rusya ile gübre ticaretinde Türkiye'ye özel yeni bir düzenleme gündeme gelirken, Asya Altyapı Yatırım Bankası'nın Kırklareli'ndeki ileri teknoloji yatırımı için sağlayacağı 75 milyon dolara kadar finansman da Türkiye'nin üretim ve yatırım çekme kapasitesi açısından öne çıkıyor.
Dünyadan ve Türkiye’den ticaret, yatırım ve şirket gündeminin öne çıkan başlıklarını 9 dakikada takip etmek için gündeme birlikte bakalım.
56 ilin ihracatı arttı, 25 il 1 milyar doları aştı
Türkiye'nin ihracatında yılın ilk sekiz ayında hem toplam hacim hem de bölgesel yayılım açısından dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre Ocak-Ağustos döneminde Türkiye'nin ihracatı yıllık bazda yüzde 4 artarak 185 milyar dolara ulaştı. Yıllıklandırılmış ihracat ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara çıktı. Aynı dönemde 56 ilin ihracatını artırması ve 25 ilin 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirmesi, dış satımın yalnızca birkaç büyük ihracat merkezine bağlı olmadığını gösteriyor.
- İstanbul: Ağustos'ta 5,5 milyar dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı.
- Kocaeli: 3,12 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
- İzmir: 1,84 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
İlk sekiz ayda ihracatını en fazla artıran il ise 1,185 milyar dolarlık artışla Ankara oldu. Kocaeli, Bursa, Mersin ve Yalova da güçlü artış kaydeden iller arasında yer aldı.
📌 İhracat ikliminde iyileşme sinyali
İSO Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi Ağustos'ta 52,7'ye yükseldi. Temmuzdaki 52,2 seviyesinden yükselen endeks, üst üste 4. ay artış kaydetti. 50 seviyesinin üzerindeki değerler ihracat pazarlarında iyileşmeye işaret ediyor. Ağustos'taki sonuç, Mayıs 2024'ten bu yana dış talep koşullarındaki en belirgin iyileşmeye işaret etti.
Ne Anlamalıyız?
- Otomotiv, makine, kıymetli taşlar, elektrikli makineler ve mineral yakıtlar gibi farklı sektörlerin farklı şehirlerde öne çıkması, Türkiye'nin ihracat kompozisyonundaki çeşitliliğin sürdüğünü gösteriyor.
- Endeksteki yükseliş ise, küresel ticaret ortamındaki tüm risklere rağmen Türk imalatçısının karşı karşıya olduğu dış talep koşullarının kısa vadede destekleyici bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor.
İnşaat malzemelerinde 1,76 milyar dolarlık dış ticaret fazlası
Türkiye'nin güçlü ihracat kalemlerinden biri olan inşaat malzemeleri sektöründe Temmuz ayında 3,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Sektörün ithalatı 1,44 milyar dolar olurken, dış ticaret fazlası yaklaşık 1,76 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracat miktar bazında yüzde 4,8 gerilese de ortalama ihracat birim fiyatındaki artış, gelir tarafındaki düşüşü sınırladı.
Ne Anlamalıyız?
Veri, sektörün küresel talep koşullarına rağmen fiyatlama gücünü belirli ölçüde koruduğunu gösteriyor. Bununla birlikte miktar bazındaki gerileme, özellikle inşaat sektöründeki küresel yatırım ve talep koşullarının yakından izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Sivil havacılık filosu 846 uçağa ulaştı
Türkiye'nin hava taşımacılığı kapasitesi de büyümeye devam ediyor. Yılın ilk yarısında hava yolu işletmelerinin filosundaki uçak sayısı 846'ya, koltuk kapasitesi ise 166 binin üzerine çıktı.
Ocak-Haziran döneminde;
- İç hatlarda 50 milyon,
- Dış hatlarda 61 milyon
olmak üzere toplam 111 milyon yolcu taşındı. Hava kargo tarafında ise toplam yük miktarı 2,5 milyon tona yaklaştı.
Türkiye'nin Kanada ile sınırsız kargo seferi düzenleme hakkı elde etmesi ve uluslararası müzakereler sonucunda 22 ilave frekans kazanması, sektörün uluslararası bağlantılarının genişlediğini de gösteriyor.
Ne Anlamalıyız?
Bu kapasite artışı, turizmin yanı sıra, yüksek değerli ve zaman hassasiyetine sahip ürünlerin taşınması bakımından da dış ticaret açısından önem taşıyor.
Vergi denetiminde yapay zekâ dönemi
Yeni Orta Vadeli Program döneminde kayıt dışı ekonomiyle mücadelede yapay zekâ ve büyük veri kullanımının artırılması planlanıyor. Bu kapsamda vergi ihbarlarının değerlendirilmesi için yapay zekâ destekli ve bilişsel karar üretimine dayanan İhbar İşleme Sistemi'nin devreye alınması öngörülüyor.
Sistemle birlikte sektörel, finansal ve tematik risk analizlerinin daha sistematik bir biçimde yürütülmesi hedefleniyor.
Ne Anlamalıyız?
İş dünyası açısından bunun anlamı, vergi denetimlerinin giderek daha fazla veri temelli ve risk odaklı hale gelmesi. Dijital ekonominin ve yeni iş modellerinin de kayıt altına alınması, önümüzdeki dönemde şirketlerin finansal ve vergisel uyum süreçlerini daha kritik hale getirebilir.
Rusya'dan Türkiye'ye gübre tedarikinde yeni düzenleme
Türkiye ile Rusya arasında gübre ticareti açısından yeni bir düzenleme gündemde. Rusya'nın azotlu ve fosforlu gübreler ile amonyak ihracatına getirdiği kısıtlamalarda Türkiye'ye özel bir alan açılması planlanıyor. Düzenlemenin özellikle bahar aylarında Türkiye'nin artan gübre ihtiyacının güvence altına alınmasına katkı sağlaması bekleniyor.
Gelişme, Türkiye'nin tarımsal üretimde kritik girdilere erişimi açısından önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların Körfez'den gelen gübre ve hammadde akışını etkilemesi, Rusya'nın da bazı ürünlerde ihracat kısıtlamalarına gitmesi tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesini zorunlu hale getirmişti.
Türkiye'nin yıllık gübre üretim kapasitesi 8 milyon tonun üzerinde olsa da temel hammaddelerde dışa bağımlılık bulunuyor. Dolayısıyla Rusya ile yapılması planlanan düzenleme, tarımsal tedarik güvenliği açısından stratejik bir adım niteliği taşıyor.
Kanada, ABD ürünlerine karşı misilleme tarifelerini devreye aldı
ABD-Kanada ticaret geriliminde yeni bir aşamaya geçildi. Kanada, 8 Eylül itibarıyla yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki ABD ürününe yüzde 15 ila yüzde 50 arasında değişen misilleme tarifeleri uygulamaya başladı. Karar, iki ülke arasındaki ticaret görüşmelerinin sonuçsuz kalmasının ardından geldi.
Kanada ihracatının yaklaşık yüzde 68'inin ABD'ye gitmesi nedeniyle gelişme Ottawa açısından da önemli bir ekonomik risk taşıyor. Çelikten mobilyaya, giyimden elektroniğe uzanan geniş bir ürün grubunun etkilenmesi, ticaret geriliminin belirli sektörlerle sınırlı kalmadığını gösteriyor.
📌 Bu gelişme Türkiye açısından da takip edilmeli. ABD-Kanada hattındaki yeni tarifeler Kuzey Amerika tedarik zincirlerinde maliyetleri ve üretim kararlarını etkileyebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Çin-Japonya çip savaşında yeni cephe
Çin ile Japonya arasındaki ticaret gerilimi yarı iletken tedarik zincirine sıçradı. Pekin, Japonya'dan ithal edilen ve çip üretiminde kullanılan diklorosilan için yüzde 80,8 ile yüzde 99,2 arasında değişen geçici teminat uygulamasını başlattı.
Yarı iletken üretiminde kullanılan kritik girdiler üzerindeki bu tür önlemler, teknoloji ticaretinin artık yalnızca nihai ürünler üzerinden değil, üretimin ara aşamalarındaki hammaddeler ve kimyasallar üzerinden de şekillendiğini gösteriyor.
📌 Bu nedenle çip sektöründeki gelişmeler yalnızca elektronik üreticilerini değil; otomotiv, savunma, telekomünikasyon ve yapay zekâ altyapısı gibi geniş bir sanayi ekosistemini de etkileyebilir.
Gölge filo küresel deniz ticaretini tehdit ediyor
18 ülkenin oluşturduğu Consultative Shipping Group, 1.500'ü aşan gölge tanker filosu ve artan jeopolitik gerilimlerin küresel deniz ticaretinin temel kurallarını aşındırdığı uyarısında bulundu.
Gölge filonun büyümesi yalnızca yaptırımların uygulanmasını zorlaştırmıyor. Aynı zamanda sigorta, gemi güvenliği, denetim ve navlun piyasalarında yeni riskler yaratıyor. Deniz taşımacılığında artan belirsizlik, özellikle enerji ve hammadde ticaretinde maliyetlerin yükselmesine ve teslimat sürelerinin uzamasına neden olabilir.
Hürmüz'deki aksaklıklar küçük işletmeleri daha fazla zorluyor
Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret akışındaki sorunların küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerindeki etkisi giderek belirginleşiyor. UNCTAD, büyük şirketlere kıyasla daha sınırlı finansal ve lojistik kapasiteye sahip KOBİ'lerin artan taşıma maliyetleri ve tedarik zinciri risklerini absorbe etmekte daha fazla zorlandığı uyarısında bulunuyor.
Ne Anlamalıyız?
Buradaki temel risk, geçici bir lojistik sorunundan daha fazlası. KOBİ'lerin küresel tedarik zincirlerinden dışlanması, ticaretin daha fazla büyük şirket etrafında yoğunlaşmasına ve küresel ticaret sistemindeki çeşitliliğin azalmasına yol açabilir.
ASELSAN'dan Polonya'da yeni ihracat adımı
ASELSAN, Polonya'da düzenlenen MSPO 2026 kapsamında Polonyalı AMZ Kutno ile ilave ARSUS Keşif ve Gözetleme Sistemleri için ortak proje sözleşmesi imzaladı. Anlaşma, şirketin Polonya'daki yerel iş birliklerini ve Avrupa savunma pazarındaki faaliyetlerini genişletme stratejisinin yeni bir adımı olarak öne çıkıyor.
Savunma sanayisinde ihracatın yalnızca ürün satışından ortak proje ve yerel iş birliği modellerine doğru genişlemesi, Türkiye'nin Avrupa pazarındaki konumlanması açısından dikkat çekici.
AIIB'den Kırklareli'ndeki teknoloji yatırımına 75 milyon dolar
Asya Altyapı Yatırım Bankası, Çinli Great Rich Technology'nin Kırklareli'nde kuracağı ileri imalat tesisi için 75 milyon dolara kadar finansman sağlayacak. IFC ile ortak finanse edilecek yatırım, şirketin Çin dışındaki ilk üretim üssü olacak.
Tesiste enerji tasarruflu cam filmleri, karbon dioksit ve uçucu organik bileşiklerin emilimine yönelik malzemeler ile boya koruma filmleri üretilecek. Yatırım, Türkiye'nin yalnızca klasik bir üretim merkezi olarak değil, ileri malzeme ve düşük emisyonlu üretim teknolojileri açısından da konumlanma potansiyeline işaret ediyor.
BYD, ihracatta 2,5 milyon araç hedefliyor
Çinli otomotiv üreticisi BYD, 2027'de Çin dışına 2,5 milyonun üzerinde araç göndermeyi hedefliyor. Şirket 2026 ihracatını 1,9-2 milyon araç seviyesinde beklerken, yeni üretim tesisleri ve kendi araç taşıma gemilerinden oluşan filosuyla lojistik kapasitesini de artırıyor.
BYD'nin stratejisinde Avrupa'daki yerel üretim yatırımları giderek daha fazla önem kazanıyor. Macaristan'daki tesisin yıl sonunda montaj faaliyetlerine başlaması beklenirken, yerel üretim sayesinde şirket hem lojistik maliyetlerini hem de Avrupa'nın Çin menşeli elektrikli araçlara uyguladığı tarifelerin etkisini azaltmayı hedefliyor.
Bu strateji Türkiye açısından da yakından izlenmeli. Şirketin Manisa'da planladığı yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırımın geleceği, BYD'nin Avrupa'da yerel üretim kapasitesini nasıl şekillendireceğiyle doğrudan bağlantılı.
GE Aerospace'ten 11,75 milyar dolarlık satın alma
GE Aerospace, havacılık ve savunma sektörlerine hassas döküm parçaları üreten Consolidated Precision Products'ı 11,75 milyar dolar karşılığında satın almak üzere anlaşmaya vardı. İşlem, GE Aerospace'in bugüne kadarki en büyük satın alması olarak öne çıkıyor.
Yaklaşık 6 bin 600 çalışanı bulunan CPP, ticari ve askeri uçak motorlarında kullanılan ileri teknoloji dökümler üretiyor. Satın alma, GE Aerospace'in kritik parçaların üretim kapasitesini daha fazla kontrol etmesini ve tedarik zincirindeki darboğazlara karşı dikey entegrasyonunu güçlendirmesini amaçlıyor.
Şirketin hamlesi, küresel havacılık sektöründe kapasite artışının yanı sıra tedarik güvenliğinin de stratejik bir yatırım kriterine dönüştüğünü gösteriyor.
Suudi şirketlerinin yurt dışı yatırımları hızlanıyor
Suudi şirketlerinin yurt dışındaki yeni yatırım projelerine ayırdığı kaynak, 2026'nın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 90 artarak 3,3 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde 39 yeni greenfield projesi hayata geçirilirken, yatırımlarda yenilenebilir enerji öne çıktı. İspanya ve İtalya'daki çok tesisli projeler toplam yatırımın yarısından fazlasını oluşturdu.
Suudi sermayesinin yurt dışında enerji dönüşümü, altyapı ve yeni üretim kapasitesi oluşturma yönünde ilerlemesi, Körfez sermayesinin yalnızca petrol gelirlerini değerlendiren bir yatırımcı olmaktan çıkarak küresel enerji dönüşümünün aktif finansörlerinden biri haline geldiğini gösteriyor.
📌 Türkiye açısından da bu sermaye akışının takip edilmesi gerekiyor. Özellikle enerji, altyapı, lojistik ve ileri teknoloji yatırımları, Türkiye'nin Körfez sermayesiyle geliştirebileceği yeni iş birlikleri açısından potansiyel taşıyor.