21 Ekim 2026, Çarşamba
Güne ve gündeme dair her şey için sadece 9 Dakika diyoruz!
Dokuz Dakika
Bizi takip edin
Kategoriler
Keşfet
Kurumsal
Çevre ve EnerjiAnaliz

Türkiye’nin iklim karnesi: Türkiye’nin iklim hedefleri sağlığı korumaya yetmiyor!

Global Climate and Health Alliance’ın 132 ülkenin iklim taahhütlerini sağlık perspektifinden değerlendirdiği 2026 raporunda Türkiye 32 üzerinden 14 puanla 47. sırada yer aldı.

Didem DamyanÇevre ve Enerji Yazarı
19 Ekim 2026, 10:00
5 dk okuma
Türkiye’nin iklim karnesi: Türkiye’nin iklim hedefleri sağlığı korumaya yetmiyor!
✉ Çevre ve Enerji Bülteni her sabah gelen kutunuzda; yazarlarımızın yazıları da bültende.Bültene abone ol →

İklim krizinin etkileri artık yalnızca yükselen sıcaklıklar, kuraklık ve aşırı hava olaylarıyla sınırlı değil. Hava kirliliği, gıda güvencesi, solunum ve dolaşım sistemi hastalıkları üzerinden insan sağlığını doğrudan etkileyen kriz, iklim politikalarının sağlık boyutunu da gündemin merkezine taşıyor. Ancak ülkelerin iklim taahhütleri, bu bağlantıyı aynı ölçüde dikkate almıyor.

Küresel İklim ve Sağlık İttifakı (Global Climate and Health Alliance – GCHA) tarafından yayımlanan 2026 Healthy NDC Scorecard raporu, Paris Anlaşması kapsamında sunulan ulusal katkı beyanlarının (NDC) sağlık ve temiz hava konularını ne ölçüde içerdiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin 14 puanla 132 ülke arasında 47. sırada yer aldığı değerlendirme, sağlık alanında belirli politika unsurları bulunmasına karşın iklim hedeflerinin yeterince iddialı olmadığını gösteriyor.

Türkiye’nin karnesinde en zayıf alanlar finansman ve uygulama

Raporda 132 ülkenin iklim taahhütleri, 32 puan üzerinden sekiz kategoride değerlendirildi. Sağlık üzerindeki iklim etkileri, hava kirliliği, sağlık sektöründe atılacak adımlar, iklim eylemlerinin sağlık açısından ortak faydaları, adil geçiş, entegre yönetişim, ekonomi ve finansman ile izleme ve uygulama bu kategorileri oluşturdu.

Türkiye’nin değerlendirme sonuçları, bazı alanlarda ilerleme kaydedildiğini ancak politika tasarımı ile uygulama kapasitesi arasında önemli boşluklar bulunduğunu ortaya koyuyor.

Rapora göre Türkiye, sağlık üzerindeki iklim etkileri kategorisinde 2, hava kirliliğinde 3, sağlık sektöründeki eylemlerde 2 puan aldı. İklim eylemlerinin sağlık açısından ortak faydalarını ele alan kategoride 4 puanla daha yüksek bir performans sergiledi. Adil geçiş kategorisinde 2, entegre yönetişimde 1 puan alan Türkiye, ekonomi ve finansman ile izleme ve uygulama başlıklarında ise puan alamadı.

Bu dağılım, iklim politikalarının sağlık açısından sağlayabileceği yararların tanınmasının tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Söz konusu yararların somut hedeflere, yeterli finansmana ve sonuçları izlenebilir uygulamalara dönüştürülmesi gerekiyor.

Raporda Türkiye’nin sağlık ve hava kalitesiyle ilgili bazı unsurları ulusal iklim taahhüdüne dahil ettiği belirtiliyor. İklim değişikliğinin çocukların refahı üzerindeki etkileri, sağlık sisteminin iklim risklerine karşı dayanıklılığı, kuraklık ve acil durum planlaması bunlar arasında yer alıyor. Ayrıca hava kirliliğinin azaltılması ve iklim eylemlerinin çocukların sağlığı, solunum sistemi ve nörolojik gelişimi üzerindeki olumlu etkileri de ele alınıyor.

Buna karşılık rapor, Türkiye’nin genel iklim hedeflerini 4°C’nin altındaki bir ısınma senaryosuyla uyum açısından son derece yetersiz buluyor. Bu bulgu, sağlık konusunun iklim planlarında yer alması ile emisyonları azaltacak yeterli önlemlerin alınması arasındaki farkı ortaya koyuyor.

Hava kirliliğine bağlı ölüm oranı 100 binde 83,6

Türkiye’nin iklim ve sağlık karnesindeki en dikkat çekici göstergelerden biri, hava kirliliğine atfedilen ölüm oranı. State of Global Air verilerini kullanan GCHA raporuna göre bu oran, Türkiye’de her 100 bin kişi başına 83,6 ölüm olarak kaydedildi.

Hava kirliliği ile iklim değişikliği birbirinden ayrı sorunlar gibi görünse de önemli ölçüde ortak kaynaklara sahip. Fosil yakıtların yakılması hem sera gazı emisyonlarını artırıyor hem de insan sağlığına zarar veren kirleticilerin atmosfere salınmasına neden oluyor. Bu nedenle enerji üretiminde, ulaşımda ve sanayide emisyonların azaltılması, iklim hedeflerine katkı sağlamanın yanı sıra hava kalitesini iyileştirme potansiyeli de taşıyor.

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun Kara Rapor 2025 çalışması da Türkiye’deki hava kirliliğinin boyutuna dikkat çekiyor. Rapora göre Türkiye nüfusunun yüzde 92’si, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği standartların üzerinde kirli havaya maruz kalıyor. Çalışmada, hava kirliliğinin DSÖ’nün önerdiği seviyelere düşürülmesi durumunda ülkede yılda en az 60 bin hayatın kurtarılabileceği belirtiliyor.

Bu veriler, hava kalitesinin yalnızca çevre politikalarının değil, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetlerinin ve önlenebilir ölümlerle mücadelenin de bir parçası olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

İklim krizinin sağlık faturası büyüyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), iklim değişikliğinin 2030 ile 2050 yılları arasında her yıl yaklaşık 250 bin ek ölüme yol açabileceğini öngörüyor. Bu tahmin; yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve sıcaklığa bağlı sağlık sorunları gibi belirli etki alanlarını kapsıyor. Dolayısıyla söz konusu rakam, iklim krizinin sağlık üzerindeki bütün etkilerini içeren kapsamlı bir toplam olarak değerlendirilmemeli.

Aşırı sıcaklar, özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar açısından ciddi risk oluşturuyor. Kuraklık ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi ve gıda erişimini etkileyebilirken, sel ve yangınlar sağlık altyapısına zarar verebiliyor. İklim değişikliği ayrıca sağlık hizmetlerine olan ihtiyacı artırırken bu hizmetlerin sunulmasını da zorlaştırabiliyor.

Bu etkiler, iklim politikalarının yalnızca uzun vadeli emisyon azaltım hedefleri üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığını gösteriyor. Sağlık sistemlerinin aşırı sıcaklara ve iklim kaynaklı afetlere hazırlanması, risk altındaki toplulukların korunması ve hava kirliliğinin azaltılması da iklim eyleminin temel bileşenleri arasında yer almalı.

Sağlıkta üst sıralarda olmak yeterli değil

GCHA’nın değerlendirmesinde Kolombiya 32 üzerinden 29 puanla ilk sırada yer alırken, Nijerya 25, Kamboçya ise 24 puan aldı. İlk 20’deki ülkelerin 19’unun düşük ve orta gelirli ülkelerden oluşması dikkat çekti.

Türkiye’nin 14 puanı; Kanada’nın 16, Güney Afrika’nın 13 ve Avrupa Birliği’nin 12 puanına yakın bir seviyede bulunuyor. Ancak raporun temel uyarısı, sağlık başlığındaki görece yüksek puanların her zaman yeterince iddialı emisyon azaltım hedefleriyle desteklenmediği yönünde.

Başka bir ifadeyle, bir ülkenin iklim planında sağlık risklerine yer vermesi, bu riskleri azaltacak ölçekte bir iklim politikası uyguladığı anlamına gelmiyor. Sağlık kazanımlarının kalıcı olabilmesi için sera gazı emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtlara bağımlılığın düşürülmesi ve temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması gerekiyor.

Raporda ayrıca siyah karbonun azaltılmasına yönelik hedeflerin yalnızca Kamboçya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika ve Paraguay’ın ulusal iklim taahhütlerinde yer aldığı belirtiliyor. Siyah karbon, hem hava kirliliğine hem de küresel ısınmaya katkıda bulunan kirleticilerden biri olarak öne çıkıyor.

İklim politikalarının merkezinde insan sağlığı olmalı

Türkiye’nin iklim ve sağlık karnesi, iki temel ihtiyaca işaret ediyor: Hava kirliliğini azaltacak önlemlerin güçlendirilmesi ve iklim hedeflerinin bilimsel gerekliliklerle uyumlu, uygulanabilir ve izlenebilir bir çerçeveye kavuşturulması.

Bunun için sağlık etkilerinin ulusal iklim planlarına dahil edilmesi kadar, enerji, ulaşım, sanayi ve kentleşme politikalarında da somut karşılık bulması gerekiyor. Sağlık sektörünün iklim risklerine karşı dayanıklılığının artırılması, kırılgan grupların korunması, temiz hava hedeflerinin belirlenmesi ve uygulamaların düzenli olarak izlenmesi bu yaklaşımın temel unsurları arasında.

İklim eylemi yalnızca gelecekteki sıcaklık artışını sınırlamakla ilgili değil. Aynı zamanda bugün solunan havayı, erişilebilir gıdayı, sağlık hizmetlerinin sürekliliğini ve toplumların aşırı hava olayları karşısındaki dayanıklılığını da ilgilendiriyor.

Türkiye’nin 14 puanlık karnesi, sağlık ile iklim politikaları arasındaki bağın kurulmaya başlandığını, ancak bu bağın daha güçlü hedefler, yeterli finansman ve etkili uygulamalarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Temiz hava ve daha sağlıklı bir toplum için iklim politikalarının başarısı, açıklanan hedeflerden çok, insanların yaşamında yaratacağı somut değişimle ölçülecek.

Kaynaklar:

Yazar

Didem Damyan

Çevre ve Enerji Yazarı · Çevre ve Enerji

Enerji ve Çevre yazarı Didem Damyan, Enerji dönüşümünün ekonomik, teknolojik ve politik boyutlarını Türkiye ve küresel perspektiften takip etmektedir.

Tüm yazıları (3) →

Çevre ve Enerji gündemi her sabah gelen kutunuzda

Yazarlarımızın yazıları ve günün özeti, dokuz dakikada okunacak biçimde. Ücretsiz.

Ücretsiz abone ol

Bültenlere Abone Ol

E-posta adresinizi girin ve ilgilendiğiniz bültenleri seçin.

Aboneliğiniz Tamamlandı!

E-posta adresinize onay mesajı gönderildi. Seçtiğiniz bültenler artık gelen kutunuzda olacak.