Manisa’daki okul saldırısı, Devasa El Niño beklentisi, Apple’ın konser salonu açması…
23 Eylül 2026 sabahında gündemi dokuz dakikada yakalamanız için buradayız.
Piyasalarda ne olup bittiğini, yine bültenimizin ilk başlığı olarak verdik.
Bugünün Türkiye gündeminde, Manisa Turgutlu’da 15 yaşında bir öğrencinin okulun bahçesinde tüfekle rastgele ateş ederek yaptığı saldırı var. Son yapılan açıklamaya göre 11 öğrenci yaralandı ve maalesef üçünün durumu ağır.
Yine metro ve tramvaylarda, aynı metrobüs gibi, iade sisteminin yolda olması haber akışındaki yerini aldı.
Dünyadan başlığımızda bir iklim haberi var. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), El Niño’nun sonbahar ve kış boyunca “çok güçlü” bir seviyeye ulaşma ihtimalini yüzde 90’ın üzerinde gösteriyor. Ekim-aralık döneminde tarihsel ölçekte, yani 1950’den bu yana kaydedilen en güçlü olayları aşabilecek bir El Niño görülme ihtimali ise yüzde 75.
Teknoloji tarafında ise Apple’ın yeni işi var. Apple bu kez konser salonu açıyor. Yanlış duymadınız, bir konser salonu. Detayla bültenimizde.
Çevre diye yeni bir disiplin başlığımız var ve burada Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemine odaklandık.
Son olarak, geçtiğimiz akşam verilen Sadri Alışık Ödülleri’ni sayfalarımıza taşıdık.
Şimdiden iyi okumalar.
Güne başlarken piyasalarda son durum
Güne başlarken küresel piyasaların radarında yine merkez bankalarının mesajları, büyüme verileri ve emtia cephesindeki hareketlilik var. Dün varlık fiyatlarında görülen dalgalanma, yatırımcıların risk iştahını temkinli bir çizgide tutmaya zorluyor.
Piyasa ekranı

Küresel piyasalar ve gündem
ABD cephesi: Tahvil faizlerindeki seyir ve Fed yetkililerinden gelen son açıklamalar piyasaların yön tayin etmesinde belirleyici olmaya devam ediyor. Büyüme ve enflasyon dengesine dair sinyaller, risk iştahını sınırlı tutuyor.
Avrupa ve Asya: Avrupa’da sanayi üretimi ve güven endeksleri izlenirken Asya seansında Çin ekonomisinden gelebilecek ek teşvik beklentileri ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ön planda.
İç piyasada son durum
Borsa İstanbul (BIST): BIST 100 endeksi, bilanço dönemi dinamikleri ve sektörel ayrışmaların etkisiyle dalgalı seyrini sürdürüyor. İşlem hacmi ve yabancı ilgisi kritik izleme başlıkları arasında yer alıyor.
Döviz ve tahvil: Dolar/TL ve Euro/TL kuru yatay/sınırlı yukarı yönlü hareketini korurken gösterge tahvil faizlerindeki değişimler iç piyasanın maliyet yapısını etkilemeyi sürdürüyor.
Emtia ve kritik eşikler
Altın (ons/gram): Güvenli liman talebi ve ons altındaki yatay-seyrî denemeler, gram altın tarafında kur etkisiyle birlikte destek bulmaya devam ediyor.
Petrol: Küresel talep endişeleri ve arz tarafındaki dengeler, brent petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açıyor.
Kabus geri döndü: Manisa’da bir okulda silahlı saldırı

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 15 yaşında bir lise öğrencisinin okuduğu okulun bahçesine tüfekle gelerek rastgele ateş açması, Türkiye'yi bir kez daha sarstı. İlk açıklamalara göre 11 kişinin yaralandığı olayda saldırgan öğrenci yakalanırken annesi, babası ve tüfeğin sahibi olan dedesi de gözaltına alındı.
Bu vahim olay, kamuoyunda yeniden aynı acı soruları ve endişeleri gündeme getirdi: Bir saldırı okulun kapısından mı başlar? Ve Türkiye'de okullarda yaşanan şiddete yalnızca bir “güvenlik” meselesi olarak bakmak gerçekten mümkün mü?
Yakın geçmişin karanlık tablosu
Hafızaları biraz tazeleyip nisan ayına döndüğümüzde, Türkiye’nin iki gün arayla iki ağır okul saldırısıyla sarsıldığı görülecektir. 14 Nisan’da Şanlıurfa’da Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne eski bir öğrencinin silahla girmesi sonucu 10 öğrenci, dört öğretmen, bir polis ve bir kantin çalışanı olmak üzere 16 kişi yaralanmış, saldırgan olay sırasında hayatını kaybetmişti.
Bu olaydan yalnızca bir gün sonra, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 8. sınıf öğrencisinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıda ise sekizi öğrenci, biri öğretmen olmak üzere dokuz kişi yaşamını yitirmişti.
Türkiye’de okul saldırılarının tarihine bakıldığında, vakaların kökeninin 2006 yılına kadar uzandığı görülmektedir:
-
2006 (Türkiye geneli): Okullarda saldırı vakalarında belirgin zirve (10 olay)
-
2022 (Kastamonu): Öğrenci müdür yardımcısını bıçakladı (1 yaralı)
-
2022 (Mersin): Öğrenci sınıf arkadaşını öldürdü (1 ölü)
-
2023 (Şanlıurfa): Okul çevresinde silahlı saldırı (3 yaralı)
-
2024 (İstanbul): Eski öğrenci okul müdürü İbrahim Oktugan'ı vurdu (1 ölü)
-
2024 (Karaman): Öğrenci okulda başka bir öğrenciyi vurdu (1 ölü)
-
2025 (Konya): Okulda öğretmene silahlı saldırı (1 ölü)
-
2026 (Şanlıurfa): Eski öğrenci okulda ateş açtı (16 yaralı)
-
2026 (Kahramanmaraş): Ortaokulda silahlı saldırı (9 ölü)
(Not: Bu tablo tüm okul içi şiddet vakalarının eksiksiz bir listesi olmayıp, konunun seyrini göstermek için seçilmiş önemli vakalardan oluşmaktadır.)
Şiddetin arkasındaki sosyolojik gerçekler
"Çocuklar neden şiddete yöneliyor?" sorusu, tek başına çözüm bulmak için yeterli değil artık. Çünkü okul saldırısı çoğu zaman yalnızca saldırganın bireysel hikâyesinden ibaret kalmaz; çocuğun ailesi, okul hayatı, arkadaş çevresi, mahallesi, dijital dünyası, şiddetle kurduğu ilişki ve silaha erişimi aynı hikâyenin ayrılmaz parçaları olur.
Sosyolojik açıdan okul, yalnızca ders görülen bir yer olarak tanımlanmaz. Zira aidiyetin, statünün, rekabetin, dışlanmanın, otoritenin ve kimlik arayışının yaşandığı karmaşık bir sosyal alandır. Öğrenci burada arkadaşlık kurar, statü kazanır ya da kaybeder, otoriteyle karşılaşır, başarı veya başarısızlık yaşar, dışlanabilir… Kısacası kendini görünür veya görünmez hissedebilir. Bu nedenle okulda şiddeti anlamak, içerideki insan ilişkilerini derinlemesine okumayı gerektirir.
"Öfke" tek başına açıklama olabilir mi?
Bir saldırıyı yalnızca “öfkeliydi” diye açıklamak kolaycı bir yaklaşım olur. Asıl sosyolojik soru şudur: “Bu öfke nerede birikti?” Ailede mi, okulda mı, akran ilişkilerinde mi, sosyal medyada mı, dışlanma deneyiminde mi yoksa otoriteyle yaşanan çatışmada mı? Ve daha da önemlisi, bu öfkenin şiddete dönüşeceğini çevreleyen insanlardan kimse fark etti mi?
Bunun yanı sıra dijital dünyanın rolü de göz ardı edilemez. Bugünün çocuğu şiddeti yalnızca gerçek hayatta görmüyor; oyunlar, videolar, sosyal medya içerikleri, kapalı gruplar ve mesajlaşma uygulamaları da birer şiddet yuvası. Her ne kadar “Şiddet içerikleri çocukları doğrudan saldırgan yapar.” demek için tek başına yeterli kanıt bulunmasa da asıl araştırılması gereken dijital dünyanın şiddetin normalleşmesi, taklit edilmesi, yayılması veya saldırı öncesi davranışların görünür hâle gelmesinde nasıl bir rol oynadığıdır.
Silaha erişim ve erken teşhisin hayati önemi
Okul saldırılarının %56'sında ateşli silah kullanıldığı belirtiliyor. Bu durum, meseleyi yalnızca çocuğun şiddete yönelme nedenleriyle sınırlı tutmaz. Şiddete yönelen bir çocuğun silaha bu kadar kolay nasıl ulaşabildiği sorusunu da acilen masaya yatırmayı zorunlu kılar.
En kritik halkalardan biri ise erken teşhis. Bir saldırı toplum tarafından çoğunlukla yalnızca gerçekleştiği anda fark edilir ancak öncesinde davranış değişiklikleri, tehditler, dışlanma, çatışmalar, disiplin problemleri, sosyal izolasyon veya başka risk işaretleri muhakkak mevcuttur. Bunların hiçbiri otomatik olarak “mutlaka saldırı yapacak” anlamına gelmese de asıl mesele şu soruda düğümleniyor: Risk işaretlerini kim takip ediyor? Öğretmen mi, rehber öğretmen mi, aile mi, okul yönetimi mi, yoksa sosyal hizmet uzmanı mı? Ve en önemlisi, bu kişiler arasında sağlıklı bir bilgi akışı var mı?
Asıl sorulması gereken soru şudur: "Bir çocuk o noktaya gelene kadar okul, aile ve toplum ne gördü?" Çünkü bir okul saldırısını asla yalnızca bir güvenlik sorunu olarak okuyamayız. Bunun bir eğitim sorunu, sosyal bağ sorunu, aile sorunu, dijital kültür sorunu, silaha erişim sorunu ve erken müdahale sorunu olduğunu kabul etmez zorundayız. Gerçek şu ki, bir okul saldırısı okulun kapısında başlamaz, o kapıya gelene kadar nelerin görülmediğidir asıl mesele.
Metro ve tramvayda da iade sistemi geliyor

İstanbul’da metro ve tramvaylarda uygulanan tek fiyat sistemi değişiyor. Yeni modelle birlikte yolcuların ödeyeceği ücret, metrobüslerde olduğu gibi binilen ve inilen durak arasındaki mesafeye göre belirlenecek. Kısa mesafe yolculuklarında ücretin bir bölümü iade edilecek.
İade otomatları geliyor
Yeni sistem için bazı duraklarda altyapı çalışmaları başladı. Ücret iade cihazlarının yerleştirileceği noktalar belirlenirken otomatların çalışması için gerekli elektrik hatlarının çekildiği bildirildi. Uygulamanın ne zaman başlayacağı ise henüz netleşmedi.
Şu an durum nasıl?
Mevcut sistemde metro ve tramvayda mesafeye bakılmaksızın aynı ücret uygulanıyor. Güncel tarifede tam bilet 46,20 TL, öğrenci bileti 22,55 TL, 30 yaşından gün almış öğrenci bileti 41,58 TL, sosyal bilet ise 33,08 TL. Yeni sistemle birlikte kısa ve uzun mesafe yolculuklarının aynı ücrete tabi olması sona erecek.
Metrobüs modeli geliyor
Metrobüslerde yolcular, yolculuğun uzunluğuna göre ücret ödüyor ve kısa mesafe yolculuklarında ücret farkını iade otomatlarından geri alabiliyor. Metro ve tramvaylarda planlanan sistemin de benzer şekilde işlemesi bekleniyor. Yeni tarifenin yürürlüğe girmesi için ise UKOME kararı gerekiyor
Devasa El Niño geliyor

2026’nın son aylarında etkisini artırması beklenen El Niño, şimdiye kadarki en güçlü örneklerden biri olabilir. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), El Niño’nun sonbahar ve kış boyunca “çok güçlü” bir seviyeye ulaşma ihtimalini yüzde 90’ın üzerinde gösteriyor. Ekim-aralık döneminde tarihsel ölçekte, yani 1950’den bu yana kaydedilen en güçlü olayları aşabilecek bir El Niño görülme ihtimali ise yüzde 75.
El Niño neden önemli?
Pasifik Okyanusu’nun ekvator bölgesindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden belirgin biçimde yükselmesiyle ortaya çıkan El Niño, yalnızca Pasifik’i etkilemiyor. Atmosferik dolaşımı değiştirerek dünyanın farklı bölgelerinde sıcaklık, yağış ve fırtına düzenlerini de etkileyebiliyor. Bu nedenle güçlü bir El Niño; kuraklık, aşırı yağış, sel ve sıcak hava dalgaları gibi farklı sonuçlarla ilişkilendiriliyor.
Bu kez ne bekleniyor?
NOAA’nın eylül değerlendirmesine göre, doğu ekvatoral Pasifik’te deniz yüzeyi sıcaklıkları normalin 3 derecenin üzerinde seyrediyor. Güçlenen El Niño’nun özellikle Kuzey Yarımküre’nin 2026-27 sonbahar ve kış dönemindeki hava koşullarını belirgin biçimde etkilemesi bekleniyor. ABD’de güney bölgelerinde normalden daha fazla yağış, kuzeyin önemli bölümünde ise daha sıcak koşullar öngörülüyor.
Etkisi yalnızca hava durumu olmayacak
Güçlü El Niño olayları tarım, su kaynakları, enerji talebi ve gıda fiyatları gibi alanlarda da zincirleme sonuçlar yaratabiliyor. Örneğin Endonezya’da yaklaşan yağış sezonunun gecikmesi beklenirken kuraklığın pirinç, şeker kamışı, kakao ve palm yağı üretimini olumsuz etkileyebileceği bildiriliyor.
El Niño’nun etkileri bölgeden bölgeye değişiyor ve hiçbir hava olayını tek başına açıklamıyor. Ancak mevcut tahminler, 2026 sonu ve 2027 başının küresel iklim açısından yakından takip edilmesi gereken bir dönem olacağına işaret ediyor. NOAA da güçlü bir El Niño’nun etkilerinin daha olası olduğunu, ancak tüm sonuçların kesin olmadığını özellikle vurguluyor.
Apple bu kez konser salonu açıyor

Apple, Londra’daki Avrupa merkezinin bulunduğu Battersea Power Station’ın altında Apple Music Hall adlı yeni bir canlı müzik mekânı açıyor. 600 kişi kapasiteli salonun 28 Eylül’de açılması planlanıyor. Apple’ın Birleşik Krallık’taki ilk kalıcı canlı müzik mekânı olacak salon, konserlerin yanı sıra kayıt ve video prodüksiyonları için de kullanılacak.
Apple Music Hall, canlı performans ile prodüksiyon altyapısını tek bir mekânda buluşturuyor. Yaklaşık 11,6 metre genişliğindeki yeniden düzenlenebilir sahnenin yanı sıra salonda izleyicilerin çevresine yerleştirilmiş 48 hoparlörlü bir uzamsal ses sistemi bulunuyor. Sahnenin arkasında ise iki kayıt ve miks stüdyosu yer alıyor.
Bir konser, birden fazla içerik
Salon en az 16 kamera ile canlı yayın altyapısına bağlanabiliyor. Böylece sanatçılar tek bir performansın sonunda profesyonel ses kaydı, Spatial Audio miksajı ve çok kameralı video içeriğine sahip olabilecek. Performansların dünya genelinde canlı yayınlanması da planlanıyor.
Şirketin Londra’daki yeni hamlesi yalnızca bir salon yatırımı değil. Apple Music Radio’nun Londra’daki tüm programları da Battersea’deki yeni stüdyolardan yayınlanacak. Apple böylece iPod ve iTunes Music Festival döneminden gelen müzik geçmişini, Apple Music’in canlı içerik ve yayıncılık tarafıyla yeniden bir araya getiriyor.
DOA ile 200 milyondan fazla ambalaj toplandı

Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi, iki ayda 205 milyondan fazla içecek ambalajını geri dönüşüme kazandırdı. Sistemde 3,2 milyondan fazla kullanıcıya ulaşıldı. Yıl sonunda ekonomiye 30 milyar TL katkı sağlanması hedefleniyor.
Türkiye’de 1 Temmuz 2026’da ulusal entegrasyon süreci başlayan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemiyle 5 Eylül’e kadar 205 milyon 709 bin 303 adet PET, alüminyum ve cam içecek ambalajı toplandı. Sistemde kayıtlı kullanıcı sayısı da 3 milyon 214 bin 992’ye ulaştı.
En fazla ambalaj Antalya’da toplandı. Antalya 46,7 milyon ambalajla ilk sırada yer alırken, İstanbul 38,7 milyonla ikinci, İzmir 24,3 milyonla üçüncü oldu. Adana 18,7 milyon, Ankara ise 16,7 milyon ambalajla ilk beşte yer aldı.
Ambalaj başına 1 TL teşvik
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen sistemde vatandaşlar, DOA logolu içecek ambalajlarını özel iade makinelerine bırakarak ambalaj başına 1 TL teşvik alıyor.
Sistemle birlikte ambalajların çöpe gitmek yerine yeniden ekonomiye kazandırılması ve plastik atıkların doğaya karışmasının önlenmesi amaçlanıyor.
Hedef: Yılda 25 milyar ambalaj
DOA sistemiyle her yıl 25 milyar ambalajın toplanması ve Türkiye ekonomisine yaklaşık 30 milyar TL katkı sağlanması hedefleniyor.
Kısacası, iki ayda ulaşılan 200 milyonluk eşik, Türkiye’de depozito sisteminin günlük tüketim alışkanlıkları üzerinden nasıl bir geri dönüşüm ağı oluşturabileceğine dair ilk büyük verilerden biri oldu.
Bu geri dönüşüm ağını Türkiye’ye kazandıran iradenin kollarından biri olan Köksan’ın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kökoğlu, kendisiyle yaptığımız röportajda meseleye bakış açılarını aktarmıştı. Röportajı izlemek için tıklayınız.
Sadri Alışık Ödülleri sahiplerini buldu

27. HDI Sigorta Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Tiyatro ve sinema dünyasından farklı kuşakları bir araya getiren gecede, yılın öne çıkan oyunculuk performansları ödüllendirildi.
Sinemada: Erken Kış filmindeki performansıyla Leyla Tanlar, Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu seçildi. Kurtuluş filmindeki rolüyle Caner Cindoruk ise Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu ödülünü aldı. Yardımcı oyuncu ödülleri Naz Göktan ve Levent Can’e verildi.
Tiyatroda: Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu ödülünü Palamut Zamanı ile Ayda Aksel, erkek oyuncu ödülünü ise Tırtıl GPT 148 ile Ali Haydar Çataltepe aldı. Komedi, müzikli oyun veya müzikal kategorisinde ise Pelin Abay ve Fatih Koyunoğlu ödüle layık görüldü.
Onur Ödülleri: Tiyatro dalındaki Onur Ödülü Yıldız Kültür’e, sinema dalındaki ödüller ise Suzan Avcı ve Salih Güney’e verildi. Suna Keskin, Çolpan İlhan Sanata Değer Katan Kadınlar Ödülü’nün sahibi olurken HDI Sigorta Özel Ödülü 10. yılını kutlayan Monologlar Müzesi’ne takdim edildi.
Gecenin bir diğer başlığı ise anmalar oldu. Tören, yakın zamanda hayatını kaybeden sanatçıların fotoğraf ve videolarının gösterilmesiyle başladı. Sadri Alışık Kültür Merkezi Genel Sanat Yönetmeni Kerem Alışık da konuşmasında bu yıl hayatını kaybeden oyuncu Serhat Kılıç ve Gülsen Tuncer’i andı.