Dokuz Dakikada Gündemi Yakalayın
Bu Sayıda
Dokuz Dakikada Gündem'den merhaba!
Akıp giden günün koşuşturmasında dokuz dakikalık bir mola gündemi yakalamanıza yetecek.
Yaşananlardan bihaber kalmamanız adına sizin için olan biteni biz toparlıyoruz ve her gün bu bülteni hazırlıyoruz. Yüzlerce haberin içinden bizim süzgeçimizden geçenleri bu bültende sıralıyoruz.
Haydi gelin bugünün gündeminde neler var, bir bakalım.
Türkiye’de ev sahipliği oranı 2025’te yüzde 57’ye yükseldi

Konut piyasasındaki dalgalanmalar ve mülkiyet trendleri yakından takip edilirken Eurostat ve Euronews verilerine dayanan güncel rakamlar Türkiye’deki ev sahipliği oranında hafif bir toparlanmaya işaret ediyor.
Türkiye'de 2024 yılında yüzde 56,1 seviyesine gerileyen ev sahipliği oranı, 2025 verilerine göre yüzde 57,1’e yükseldi. Bu oran, ülkede her 10 kişiden yaklaşık 6'sının oturduğu evin sahibi olduğunu gösteriyor.
Türkiye, bu oranla Avrupa ülkeleri arasında 29. sırada yer alıyor. Avrupa genelinde ev sahipliği sıralamasının zirvesinde yüzde 94 ile Romanya, yüzde 93 ile Slovakya ve yüzde 92 ile Macaristan bulunuyor. Listenin son sıralarında ise Almanya (%52) ve İsviçre (%42) gibi kiracılığın geleneksel olarak yaygın olduğu ekonomiler yer alıyor.
Uzmanlar, Orta ve Doğu Avrupa'da 1990'lardan sonra hızlanan özelleştirme süreçlerinin bölgedeki ev sahipliği oranlarını hâlâ yüksek tuttuğunu, Türkiye'deki dönemsel hareketliliğin ise konutun bir yatırım aracı ve güvenli liman olma özelliğini korumasından kaynaklandığını belirtiyor.
İstanbul’da incelenen 40 bin binanın yarısı yüksek riskli çıktı

Şehir yaşamı ve güvenli konut, kent sakinlerinin en önemli gündem maddesi olmaya devam ederken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) 6 yıllık hızlı tarama verileri yapı stokunun mevcut durumuna ışık tutuyor.
Temmuz 2020-Temmuz 2026 dönemini kapsayan hızlı tarama çalışmalarında incelenen 40 bin binanın yaklaşık 20 bini yüksek veya çok yüksek riskli çıktı.
Yapılan incelemelerde risk oranının en yüksek olduğu ilçelerin başında %19,07 ile Avcılar ve %14,59 ile Zeytinburnu gelirken bu ilçeleri; Bağcılar, Küçükçekmece ve Fatih takip etti. Buna karşın Ümraniye, Ataşehir ve Arnavutköy gibi ilçeler düşük risk oranlarıyla dikkat çekti.
Hızlı tarama başvurularında en fazla talep Kadıköy’den geldi, en az talep ise Sultanbeyli’de kaydedildi. Uzmanlar, bu verilerin kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve yapı stokunun yenilenmesi açısından kritik bir yol haritası sunduğunu vurguluyor.
10 bin TL'ye konut kampanyası başlıyor
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından İstanbul'da hayata geçirilen sosyal kiralık konut projesinde başvuru dönemi bugün itibarıyla resmi olarak başlıyor.
Piyasasındaki yüksek kira fiyatlarına alternatif olarak bölge rayicinin altında sunulacak projede, konut kiraları 10 bin TL'den başlangıç yapıyor.
Mevcut ilan sitelerindeki en düşük kira ortalamalarının oldukça altında konumlandırılan sosyal konutlar için başvurular, 14 Eylül-25 Eylül 2026 tarihleri arasında e-Devlet üzerinden alınacak. İlk etapta kura ile belirlenecek hak sahiplerinin evleri ise Ekim ayında teslim edilecek.
Kampanyanın Öne Çıkan Detayları ve Şartlar
Kira Bedelleri: Daire tiplerine göre kiraların 1+1 dairelerde 10 bin TL, 2+1 dairelerde 12 bin TL, 3+1 dairelerde 15 bin TL ve 4+1 dairelerde 18 bin TL olarak uygulanması öngörülüyor.
Kiralama Süresi: Konutlar hak sahiplerine 3 yıllığına kiralanacak; sürenin sonunda hak sahipliği yeniden kura ile yenilenecek.
Başvuru Kriterleri: Projeden yararlanabilmek için T.C. vatandaşı olmak, 18 yaşını tamamlamış olmak, evli olmak, en az 1 yıldır İstanbul'da kesintisiz ikamet ediyor olmak ve tapuda kayıtlı başka bir konuta sahip olmamak gerekiyor. Ayrıca hane toplam aylık gelirinin 100 bin TL'nin altında olması şartı aranıyor.
Projenin Bulunduğu İlçeler: İlk etapta Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Güngören, Maltepe, Tuzla, Kartal, Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar ve Arnavutköy olmak üzere toplam 12 ilçede konutlar tahsis edilecek.
Anthropic CEO’su Dario Amodei'den "yavaşlama" çağrısı

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yarış hız kesmeden devam ederken sektörün önde gelen isimlerinden yükselen güvenlik uyarıları dikkat çekiyor. Anthropic CEO’su Dario Amodei, modellerin gelişim hızının insan kontrolünün önüne geçtiğini belirterek sektörün bilinçli bir şekilde yavaşlaması gerektiği çağrısında bulundu.
Amodei, yapay zeka modellerinin yeteneklerinin artış hızı ile güvenlik önlemleri arasındaki makasın açıldığına dikkat çekti. Kritik eşiklere ulaşılmadan önce sistemlerin "hizalama" (alignment) ve güvenlik süreçlerine daha fazla zaman tanınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Anthropic CEO’su, aksi takdirde insanlığın kontrolü kaybedebileceği riskine işaret etti. Bu çağrı, sektörün ulusal güvenlik dengeleri gözetilerek koordine edilmesi gerektiği savunmasıyla desteklendi.
Amodei’nin açıklamaları yapay zeka ekosisteminde geniş yankı uyandırdı:
Elon Musk: Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamalara katılan Elon Musk, Amodei’nin haklı olduğunu belirterek güvenlik odaklı yavaşlama çağrısına destek verdi.
Sam Altman: OpenAI CEO’su Sam Altman, sektörün ortak hareket etmesi ve hükümetlerle iş birliği yapması gerektiğini savunurken, OpenAI’ın bağımsız denetçilere erişim taahhüdünde bulunduğunu ve güvenlik uyum çalışmalarına odaklanmak amacıyla olası halka arz planlarını ertelediğini açıkladı.
Öte yandan hem Anthropic hem de diğer yapay zeka devlerinde süper zeka yarışında güvenliğin ikinci plana atıldığı gerekçesiyle üst düzey güvenlik araştırmacılarının istifa etmesi, sektör içindeki baskıları artırıyor. Uzmanlar, teknoloji devleri arasındaki rekabet ile güvenlik gereksinimleri arasındaki bu dengenin, önümüzdeki dönemin en kritik regülasyon ve etik tartışmalarından biri olmaya devam edeceğini belirtiyor.
Solaklardan iPhone Duo'ya tasarım eleştirisi

Teknoloji devi Apple’ın büyük bir merakla beklenen ilk katlanabilir akıllı telefonu iPhone Duo, henüz raflardaki yerini almadan sosyal medyanın ve teknoloji kulislerinin en çok konuştuğu konular arasına girdi. Kitap gibi açılan yenilikçi tasarımıyla dikkat çeken cihaz, özellikle arayüz yerleşimi nedeniyle solak kullanıcıların tepkisini çekti.
Tartışmaların odağında, telefonun geniş iç ekranındaki arayüz yerleşimi yer alıyor. Cihaz tamamen açıldığında kilit ekranı yönetim araçları ve temel uygulamalar ekranın sağ tarafında toplanıyor. Telefonu sol eliyle kullanan kişilerin bu işlevlere erişebilmek için parmaklarını ekranın karşı ucuna kadar uzatmak zorunda kalması, tek elle kullanımda ergonomik sorunları beraberinde getiriyor.
Dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan solak kullanıcılar, X ve Reddit gibi platformlarda tepkilerini dile getirdi. Sosyal medyada yapılan bazı dikkat çeken yorumlar şöyle: "Telefon Neredeyse Kullanılamaz": Cihazın genel tasarımını çok beğendiğini belirten bazı kullanıcılar, sol elle kullanımda temel işlevlerin ulaşılamayacak kadar uzakta kaldığını vurguladı.
Bazı kullanıcılar arayüze sol el kullanımına uygun bir özelleştirme seçeneği eklenmesi gerektiğini savunurken, bazıları ise durumu esprili bir dille eleştirerek telefonun ortadan ikiye bölünüp ters bantlanması gerektiğini öne sürdü.
Tasarım tartışmalarının gölgesinde kalan iPhone Duo, teknik özellikleriyle de sektörde çığır açmaya hazırlanıyor. 5,4 inçlik dış ekrana sahip olan cihaz, açıldığında 7,6 inçlik geniş bir iç ekrana dönüşüyor. Ayrıca Apple tarihinde ilk kez bir iPhone modeline Apple Pencil desteği eklenirken, arka kamerada iPhone 18 Pro serisinde de yer alan 48 megapiksellik güçlü bir sensörün kullanılacağı belirtiliyor.
Apple’ın solak kullanıcıların yaşadığı bu ergonomik probleme karşı yazılımsal bir güncelleme veya arayüz ayarı sunup sunmayacağı ise şimdiden büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor.
OpenAI güvenlik gerekçesiyle trilyon dolarlık halka arzı 2027'ye erteledi
Yapay zeka devi OpenAI, sektörde büyük yankı uyandıran bir kararla trilyon dolarlık halka arz planını güvenlik odaklı endişeler nedeniyle erteledi. Şirket CEO'su Sam Altman, yapay zekanın geleceğine ve olası risklerine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Fortune dergisine mülakat veren Sam Altman, mevcut güvenlik koşulları altında halka arz adımı atmanın doğru olmadığını belirtti. Yapay zekanın on yılın sonuna kadar insanlığın yok oluşuna yol açabileceğine dair iddia edilen yüzde 10'luk bir ihtimalin bile kabul edilemez olduğunu vurgulayan Altman, şu ifadeleri kullandı: "İster yüzde 10, ister sekiz ya da altı olsun, asıl mesele hepimizin muazzam bir sorumluluk taşımasıdır. Egoların, kâr hırsının veya başka unsurların bu sorumluluğun önüne geçmesine izin veremeyiz."
Halka arz için 2026 takviminin 2027 lehine ertelendiğini doğrulayan Altman, önceliklerinin güvenlik ve uyum standartlarını sağlamak ile sektörün hükümetlerle iş birliğini kurgulamak olduğunu ifade etti. Bu hamle, sektörün diğer önemli aktörlerinden gelen yavaşlama ve temkinli büyüme çağrışımlarıyla da örtüştü.
Hürmüz krizi küresel kömür talebini rekora taşıyor

Orta Doğu’daki çatışmaların tetiklediği Hürmüz Krizi, enerji piyasalarında dengeleri değiştirirken kömür talebini de tarihin en yüksek seviyelerine doğru sürüklüyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından Perşembe günü paylaşılan verilere göre, küresel kömür talebinin 2026 yılında %1,2 oranında artış göstererek 8,94 milyar tona ulaşması ve tüm zamanların rekorunu kırması bekleniyor.
IEA’nın kömür piyasası güncellemelerinde yer alan bilgilere göre, ABD ile İran arasında yaşanan çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı'ndaki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatları sekteye uğradı. Yaşanan bu aksamalar enerji fiyatlarının tırmanmasına yol açarken kömür yakma altyapısına sahip olan devletleri elektrik üretiminde yeniden kömür ağırlıklı politikalara yönlendirdi. Daha önceden küresel kömür talebinde hafif bir düşüş öngören ajans; Çin, Avrupa, Japonya ve Güney Kore gibi kritik pazarlarda tüketimin beklentilerin üzerinde seyrettiğini bildirdi.
Çin'deki üretim düşüşü ve gelecek dönem senaryoları
Küresel kömür arzı tarafında ise üretim bu yıl gerileme kaydetse de üst üste üçüncü kez 9 milyar ton sınırının üzerinde kalmaya devam ediyor. Dünyanın kömür üretim devlerinden olan Çin'de, Mayıs ayında yaşanan büyük maden kazasının ardından artırılan güvenlik denetimleri üretim hacminde kayda değer bir azalmaya neden oldu. Önümüzdeki yıla dair beklentiler ise tamamen Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin seyrine endekslenmiş durumda. IEA, boğazdaki sevkiyat yollarının normale dönmesi durumunda 2027 yılında talebin gerileyebileceğini vurguluyor. Buna karşın, bölgenin LNG nakliyatına kapalı kalmaya devam etmesi halinde kömür talebindeki tırmanışın daha da hızlanabileceği öngörülüyor.
Birleşik Krallık'ta dağılma sinyalleri
Birleşik Krallık’ın siyasi geleceğini sarsacak yeni bir adım atılmaya hazırlanıyor. Cardiff'te düzenlenecek kritik bir zirvede bir araya gelmeye hazırlanan İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda temsilcilerinin ortak bir bağımsızlık bildirisi imzalaması bekleniyor.
Hazırlanan ortak bildirinin temelini, üç bölgenin kendi kaderini tayin hakkı ve bağımsızlık referandumları düzenleyebilmek için resmi izin talep etmesi oluşturuyor. Söz konusu hamlenin, İngiltere Başbakanı Andy Burnham üzerindeki siyasi baskıyı ciddi oranlarda artırması öngörülüyor.
İngiliz yönetiminin ise bu gelişmelere karşı mesafeli bir duruş sergilemesi bekleniyor. Başbakan Andy Burnham'ın İskoçya'da bağımsızlık konusunda net bir fikir birliği bulunmadığını ve Kuzey İrlanda halkının çoğunluğunun şu an Birleşik Krallık'tan ayrılmayı istediğini kanıtlayacak güçlü bir dayanak olmadığını savunacağı ifade ediliyor.
Ayrıca bu tür tartışmaların, ülkenin ekonomi büyüme ve yaşam maliyetlerini düşürme odaklı ana gündem maddelerinden dikkatleri dağıttığı görüşü dile getiriliyor. Buna karşın uzmanlar ve bağımsızlık yanlısı çevreler, bu sürecin mevcut yapının sürdürülemezliğini gözler önüne serdiğini ve Londra'daki Westminster yönetiminin Birleşik Krallık sonrası bir geleceğe şimdiden hazırlanması gerektiğini vurguluyor.
83. Venedik Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu
Sinema dünyasının en köklü buluşmalarından biri olan ve Lido Adası'nda gerçekleştirilen 83. Venedik Uluslararası Film Festivali, görkemli bir kapanış töreniyle sona erdi.
Bu yıl festivalin en büyük ödülü olan Altın Aslan, yönetmenliğini May el-Toukhy'nin üstlendiği Woman Unknown (Kvinde Ukendt) filmine gitti. Festivalin Ana Yarışma Kazananları Venedik Film Festivali'nde jüri değerlendirmesi sonucunda ödül kazanan yapımlar ve sinemacılar şu şekilde sıralandı:
En İyi Film (Altın Aslan): Woman Unknown / Kvinde Ukendt (Yön: May el-Toukhy)
Jüri Büyük Ödülü (Gümüş Aslan): Possible Love / Ga-neung-han sa-rang (Yön: Lee Chang-dong)
En İyi Yönetmen (Gümüş Aslan): DAU (Yön: Ilya Khrzhanovsky)
Jüri Özel Ödülü: NAZA (Yön: Yuval Abraham & Rachel Szor)
En İyi Senaryo: Stéphane Brizé, Coralie Amédéo, Olivier Gorce – A Good Little Soldier / Un Bon Petit Soldat
En İyi Kadın Oyuncu (Coppa Volpi): Mathilde Arcel (Woman Unknown / Kvinde Ukendt)
En İyi Erkek Oyuncu (Coppa Volpi): John Malkovich (Wild Horse Nine)
En İyi Genç Oyuncu (Marcello Mastroianni Ödülü): Malou Khebizi (15/18 (A Place To Heal))
ABD Açık'ta zafer Alexander Zverev'in

Alman tenisçi Alexander Zverev, final maçında Amerikalı rakibi Ben Shelton'ı dört set sonunda mağlup ederek ABD Açık (US Open) şampiyonluğuna ulaştı. Bu zafer, Zverev'in 2026 yılındaki ikinci Grand Slam şampiyonluğu olarak kayıtlara geçti.
Karşılaşmaya hızlı başlayan ve oyunun kontrolünü erken ele alan Zverev, rakibi karşısında üstün bir performans sergiledi. Dördüncü sette Shelton'ın maça ortak olma çabalarına rağmen Alman raket, hızlı ve kararlı bir reaksiyon göstererek maçı kazanmasını bildi. Kupa töreninde kalabalığa seslenen Zverev, seyircilerin büyük çoğunluğunun Amerikalı rakibini desteklediğine esprili bir dille değinerek, "İnsanların yüzde 99,9'unun Ben'in kazanmasını istediğini biliyorum, bu yüzden üzgünüm" dedi ve ekledi: "Oynamak için inanılmaz bir atmosferdi." Zverev, galibiyetin hemen farkına varamamasının sebebinin ise skoru karıştırmış olması olduğunu belirtti.
Turnuvayı ikinci olarak tamamlayan Ben Shelton ise kupa töreninde rakibini tebrik etti. Zverev'e duyduğu hayranlığı dile getiren genç tenisçi, "Yaptığın şey inanılmaz. Servis atışların, sahadaki hareketlerin... Tanıdığım herkesten çok daha fazla çalışıyorsun. Kortta kimseden daha fazla saat harcamıyorsun ama bu unvanı hak ettiğin için içtenlikle mutluyum" ifadelerini kullandı. Turnuva boyunca gösterdiği performansla büyük tribün desteği alan Shelton, Alcaraz ve Tiafoe engellerini aşarak finale yükselmişti.
İngitere'de VAR hata yaptı
"Dünyanın en büyük ligi" olarak gösterilen İngiltere Premier Lig'de bu hafta oynanan ve Manchester City’nin Manchester United’ı 1-0 mağlup ettiği derbi maçın ardından, yaşanan bir pozisyonla ilgili İngiltere Hakem Kurulu’ndan dikkat çeken bir itiraf geldi.
Old Trafford'da oynanan Manchester derbisinin 60. dakikasında Manchester City'nin yıldızı Erling Haaland, Josko Gvardiol'un ortasında topu filelerle buluşturmuş ancak hakem Michael Oliver pozisyonu ilk başta ofsayt gerekçesiyle iptal etmişti. VAR incelemesinin ardından Norveçli futbolcunun ofsaytta olmadığı belirlenmiş ve gol geçerli sayılmıştı. Ancak bu karar futbol kamuoyunda geniş yankı uyandırarak tartışmalara yol açmıştı.
Tartışmaların odağındaki pozisyonu inceleyen İngiltere Hakem Kurulu son derece çarpıcı bir açıklamada bulundu ve söz konusu golde hakem hatası yapıldığını kabul etti. Kuruldan yapılan resmi açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Erling Haaland ile ilgili ofsayt kararı VAR tarafından kontrol edildi ve oyuncunun ofsaytta olmadığı tespit edildi. Aynı pozisyonda Enzo Fernandez'in topla oynamadığı ve bu nedenle ihlal olmadığı tespit edildi. Ancak bu olayda VAR, oyuncunun konumunun olası etkisini fark edememiştir. VAR, sahada inceleme önermeliydi. Manchester United ile temasa geçilerek hata olarak değerlendirdiğimiz durum kabul edildi. Olayla ilgili bir inceleme yapılacak."
Oldukça fazla tartışma yaratan bu durum, VAR sisteminin ilk hatası olarak kayıtlara geçebilir.