
2026 Nobel Ekonomi Ödülü, ABD’li iktisatçılar Robert Hall ve Michael Woodford’a, makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellerini inceleyen çalışmaları nedeniyle verildi. İkili, yaklaşık 1,2 milyon dolara denk gelen 12 milyon İsveç kronluk ödülü paylaşacak. Komiteye göre geliştirdikleri modeller, hükümetlerin ve merkez bankalarının ekonomik şoklara karşı para ve maliye politikasını zamanında ve etkili biçimde kullanmasına zemin hazırlıyor; enerji krizleri ya da tüketimdeki ani dalgalanmalar bu şoklara örnek olarak gösterildi. Ekonomi ödülü, bu yıl açıklanan Nobel ödüllerinin sonuncusu oldu; diğer dallardaki kazananlar geçen hafta duyurulmuştu.
Robert Hall (Stanford)
En bilinen çalışması 1978 tarihli tüketim makalesi. Hall, insanların gelecekteki gelirleri hakkında rasyonel beklentilerle hareket ettiğini varsayarsa, tüketimin bugünden yarına ancak yeni ve beklenmedik bilgiler geldiğinde değişeceğini gösterdi. Yani tüketim, büyük ölçüde öngörülemez bir şekilde, “rastgele yürüyüş” gibi ilerler. Bu fikir basit görünse de devrim yarattı: makroekonomik modellere hanelerin ileriye dönük davranışını mikro düzeyde, tek tek bireylerin optimizasyonu üzerinden yerleştirmenin yolunu açtı. Haberde geçen “hane tüketimindeki ani dalgalanmalar” vurgusu buraya bağlanıyor.
Hall ayrıca işsizlik ve işgücü piyasası dinamikleri, yatırımın vergi politikasına tepkisi (Jorgenson ile birlikte geliştirdiği sermaye maliyeti yaklaşımı) üzerine de önemli çalışmalar yaptı. Uzun yıllar ABD’de resesyonların başlangıç ve bitiş tarihlerini belirleyen NBER komitesine başkanlık etti.
Michael Woodford (Columbia)
Woodford, bugün merkez bankalarının kullandığı “Yeni Keynesyen” modellerin teorik çatısını kuran isimlerden biri. 2003'te yayımlanan Interest and Prices kitabı bu alanın temel başvuru kaynağı sayılıyor. Ana fikri şu: Ekonomide fiyatlar ve ücretler anında ayarlanmadığı için para politikası reel ekonomiyi etkileyebilir; ama asıl etkisi bugünkü faizden çok, gelecekteki faiz yoluna dair beklentiler üzerinden gelir.
Bu nedenle Woodford, merkez bankalarının en güçlü aracının iletişim ve güvenilirlik olduğunu savundu. Enflasyon hedeflemesi, kurala dayalı politika ve “ileriye dönük yönlendirme” (forward guidance, yani faizlerin gelecekte ne olacağını önceden duyurmak) gibi uygulamaların teorik gerekçesi büyük ölçüde onun çalışmalarına dayanıyor. 2008 krizi sonrasında faizler sıfıra yaklaştığında merkez bankalarının beklentileri yöneterek ekonomiyi desteklemeye çalışması bu düşüncenin pratikteki karşılığıydı.
Neden birlikte?
Hall’un hanelerin ileriye dönük davranışını modelleyen yaklaşımı ile Woodford’un bu davranışı hesaba katan para politikası teorisi birleştiğinde, bugün Fed’den Avrupa Merkez Bankası’na kadar pek çok kurumun şoklara karşı politika tasarlarken kullandığı model ailesi ortaya çıkıyor. Komitenin “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temelleri” ifadesi tam olarak bu bütünü anlatıyor.