Okunmayan kitaplar büyüyen yayınevleri
Türkiye’nin yayıncılık istatistikleri ilk bakışta zihin yakıyor. ISBN alan materyal sayısı 100 bin sınırını aşarken basılan toplam kitap adedi geriliyor.

Türkiye geçtiğimiz yıl yüz binden fazla yeni kitap başlığı üretti. Bu, dünya ölçeğinde bakıldığında etkileyici bir rakam. Yeni başlık üretiminde ülkemiz uzun süredir en önde gelen ülkeler arasında sayılıyor. Öte yandan aynı dönemde basılan kitap adedi ise düştü.
İki cümle yan yana geldiğinde insan bir yanlışlık olduğunu düşünüyor. Yanlışlık yok. İkisi de doğru ve aslında birbirini açıklıyorlar.
Önce rakamlar
2025 yılında 407 milyon 777 bin adet bandrollü kitap üretildi. Bu, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 6 milyon adetlik, bir başka deyişle yüzde 1,5'lik bir gerileme anlamına geliyor. Tek başına bakıldığında küçük bir düşüş, hatta rutin bir dalgalanma gibi görünüyor.
Asıl hikâye başlık tarafında. 2024'te ISBN alan materyal sayısı 92.595 iken 2025'te 100.545'e çıktı. Yani sektör daha fazla kitap yayımladı, daha fazla yazara alan açtı, daha fazla başlık üretti ama toplamda daha az kitap bastı.
Bunun anlamı basit: Aynı pasta daha çok dilime bölündü. Her yeni başlık ortalamada daha az adet basılıyor. Kitap çeşitleniyor, buna karşılık tiraj inceliyor.
Rakamla söyleyelim. Yeniden basımlarda ortalama tiraj 6.194 adet. Üstelik bu, zaten tutmuş kitapların ortalaması, yani bir şekilde ikinci baskıya ulaşabilmiş olanların. İlk baskısını satamayan, deposunda bekleyen, hiç konuşulmayan kitapların ortalaması bunun epeyce altında.
Hangi raf boşaldı?
Düşüş türlere eşit dağılmıyor ve dağılım şeklinin kendisi bir şey anlatıyor.
2025'in ilk on ayında Yetişkin Kültür Yayınları yaklaşık yüzde 31 küçüldü. Deneme, inceleme, araştırma, yani gündelik dilde "düşünce kitabı" dediğimiz alan. Neredeyse üçte bir oranında bir daralmadan söz ediyoruz ve bu, bir yılda olmuş bir durum.
Buna karşılık büyüyen alanlar da var. Akademik yayınlar yüzde 7 büyüdü, inanç yayınlarında yaklaşık yüzde 12'lik bir artış yaşandı. Bu ikisinin ortak özelliği ne peki? İkisinin de fiyata en az duyarlı, sadık ve öngörülebilir alıcısı var. Akademik kitabı alan kişi onu genellikle mecburiyetten alır, inanç kitabını alan kişi ise alışkanlıkla ve süreklilikle alır. Ekonomik daralma önce tercihe bağlı alımı vurur, mecburiyeti ve alışkanlığı ise en son.
Tablodaki en şaşırtıcı rakam ise bambaşka bir yerde duruyor. Binlerce yayıncı toplamda 407 milyon kitap üretirken Milli Eğitim Bakanlığı tek başına 199 milyon kitap üretiyor. Yani tek bir kurum, tüm sektörün neredeyse yarısı büyüklüğünde. Türkiye'nin kitap üretim istatistiklerine bakarken bu kalemi ayırmadan yorum yapmak, tabloyu baştan yanlış okumak demek.
Peki bu iyi bir şey mi?
Burada ayrı ayrı savunulabilir iki yorum yapılıyor.
İyimser yorum şöyle: Başlık sayısındaki artış, yayıncılığın demokratikleşmesidir. Baskı maliyetlerinin düşmesi, dijital dağıtımın yaygınlaşması ve küçük yayınevlerinin çoğalması sayesinde daha önce basılma şansı olmayan metinler okurla buluşabiliyor. Niş konular, ilk kitaplar, yerel anlatılar, çeviri klasiklerin yeni baskıları… Tiraj düşüklüğü bir çöküş değil, çeşitliliğin doğal sonucu.
Karamsar yorum ise şu yönde: Yayıncılık, satıştan çok üretim üzerine kurulu bir sektöre dönüşüyor. Kitap basmak kolaylaştıkça basılan kitabın okura ulaşma ihtimali azalıyor. Dağıtım ve raf alanı ise aynı kalıyor, hatta daralıyor. 100 bin başlığın rekabet ettiği bir ortamda görünür olmak, kitabın kendisinden çok pazarlama gücüne bağlı hâle geliyor.
Muhtemelen ikisi de aynı anda doğru. Çeşitlilik gerçekten artıyor ama derinlik azalıyor.
Geriye kalan soru
Bir ülkede yılda 100 binden fazla yeni kitap çıkıyorsa ve bunların her biri ortalama birkaç bin adet basılıyorsa elimizde ne var?
Bir yayıncılık patlaması mı, yoksa okurun küçük parçalara bölünmesi mi?
İkisinin arasındaki fark, kaç kitap bastığımızla değil, kaç kitabın okunduğuyla ölçülüyor. Ve bandrol istatistikleri bize üretilen adedi söylüyor, okunan adedi değil.
Mustafa Özkan
20 yıldır iletişim sektöründe faaliyet gösteriyorum ve şu anda Wave İletişim ve Marka Ajansı'nda Ajans Başkanı olarak görev alıyorum.
Tüm yazıları (5) →Kültür - Sanat gündemi her sabah gelen kutunuzda
Yazarlarımızın yazıları ve günün özeti, dokuz dakikada okunacak biçimde. Ücretsiz.