21 Ekim 2026, Çarşamba
Güne ve gündeme dair her şey için sadece 9 Dakika diyoruz!
Dokuz Dakika
Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat
Giriş Yap
Dokuz Dakika
Bizi takip edin
Kategoriler
Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat
Keşfet
Bültenler Haberler
Kurumsal
Hakkımızda Künye Reklam & İş Birliği Kariyer İletişim
Giriş Yap Kayıt Ol
Teknoloji · Sayı #1

Teknoloji ve Yapay Zekâ Dünyasından Herkese Merhaba!

Ö
Ömer Arıcı
26 Ağustos 2026
11 dak. 21 sn. okuma
Bu sayıyı dinleyin 20 dak. 29 sn. dinleme
Tarayıcınız ses oynatmayı desteklemiyor. Dosyayı indirin.

Bu Sayıda

  • 1 GÜNDEM
  • 2 TÜRKİYE'DEN
  • 3 DÜNYADAN
  • 4 MİNİ ANALİZ
  • 5 AKTÜEL BAKIŞ

Yapay zekâ ve teknoloji dünyasını yakından takip eden herkese merhaba!

Dokuz Dakika’nın “Yapay Zekâ ve Teknoloji Bülteni” ilk sayısıyla karşınızda. Yapay zekâ yarışından teknoloji yatırımlarına, yeni ürünlerden sektörün geleceğini şekillendiren gelişmelere kadar haftanın gündemini mercek altına alıyoruz.

Her çarşamba sabah saat 07.00’de, haftalık 9 dakikalık teknoloji molamızda buluşmak üzere.

Geleceğe hoş geldiniz, “Yapay Zekâ ve Teknoloji Bülteni” 1. bölüm başlıyor!

İlk Sayımızda

Yapay zekâ yarışında bu hafta işler biraz büyüyor. Gündemde Nvidia’nın Wall Street’in önde gelen finans kuruluşlarıyla kurduğu 500 milyar dolarlık ortaklıktan yola çıkıp, AI’ın arkasında giderek büyüyen altyapı yarışına bakıyoruz.

Türkiye’den bölümünde yapay zekâ eylem planından girişimlerin AI kullanımına, Türkiye’nin bu yarışta kendine açmaya çalıştığı alana kadar uzanıyoruz.

Dünyadan’da ise yapay zekâ yarışının farklı cephelerine göz atıyoruz: OpenAI neden güvenlik konusunda frene basıyor, Çin açık modellerle nasıl öne çıkıyor, Google neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?

Mini analizde bu hafta biraz daha durup düşünüyoruz: Yapay zekâ interneti yiyor mu? Google’ın cevapları bizim yerimize vermeye başlaması, içerik üreten interneti nasıl değiştirecek?

Kapanışta ise gözümüzü biraz yukarı kaldırıyoruz. Telefonun yerini gözlükler mi alacak? Yapay zekâ ekranlarımızdan çıkıp günlük hayatımıza ne kadar yaklaşacak, birlikte bakıyoruz.

Keyifli okumalar…

GÜNDEM 5 DK 26 SN

Yapay zekâ yarışının faturası büyüyor: Nvidia oyuna Wall Street’i de dahil ediyor

Yapay zekâ yarışında bugüne kadar en çok konuştuğumuz şey modellerdi: Kim daha güçlü bir model geliştirdi, hangi şirket yeni bir yapay zekâ asistanı çıkardı, hangi sistem öne geçti?

Ancak yarış büyüdükçe sorunun kendisi de değişiyor. Artık mesele yalnızca “En iyi yapay zekâyı kim geliştirecek?” değil; bu yapay zekâyı çalıştıracak çipleri, veri merkezlerini ve enerji altyapısını kim kuracak ve finanse edecek?

Bu haftanın gündemindeki önemli gelişmelerden biri tam da bu soruya işaret ediyor.

Yapay zekâ çiplerinin lider üreticisi Nvidia; Apollo, BlackRock, Blackstone, Brookfield, Goldman Sachs ve KKR gibi dünyanın önde gelen finans kuruluşlarıyla yeni finansman platformları oluşturacağını açıkladı. Hedef, zaman içinde 500 milyar doların üzerinde üçüncü taraf sermayeyi yapay zekâ hesaplama altyapısına yönlendirmek.

Başka bir deyişle AI altyapısı, yalnızca teknoloji şirketlerinin yaptığı bir harcama olmaktan çıkıp finans dünyasının da yakından takip ettiği dev bir yatırım alanına dönüşüyor.

Neden bu kadar büyük paraya ihtiyaç var?

Çünkü yapay zekânın arkasındaki fiziksel altyapı da modeller kadar hızlı büyüyor.

Gelişmiş bir modeli eğitmek ve milyonlarca kullanıcıya aynı anda hizmet verebilmek için binlerce GPU'nun çalıştığı veri merkezlerine ihtiyaç var. Bu merkezler ise yalnızca çiplerden oluşmuyor; elektrik, soğutma, ağ altyapısı, arazi ve ciddi bir yatırım gerektiriyor.

Nvidia'nın son hamlesi bu nedenle yalnızca bir finansman anlaşması değil. Şirket, yapay zekânın ihtiyaç duyduğu hesaplama altyapısının ölçeğini de büyütmeye çalışıyor.

Bunun bir başka örneği de Ohio'daki PORTS-Pike teknoloji kampüsü. Nvidia, burada Nvidia altyapısının kurulması için SB Energy ile anlaşırken şirkete 1,5 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıkladı. OpenAI'a hizmet vermesi planlanan kampüsün uzun vadede 8 gigawattlık AI altyapısına ulaşması hedefleniyor.

Yani yapay zekâ yatırımlarında artık yalnızca “Hangi model daha iyi?” sorusunu takip etmek yeterli değil.

Çip üreticileri, veri merkezi geliştiricileri, enerji şirketleri ve finans kuruluşları aynı zincirin parçaları haline geliyor.

Bu tablo, teknoloji yatırımlarının da yönünü değiştiriyor. Birkaç yıl önce yapay zekâ yatırımı denildiğinde akla ağırlıklı olarak yazılım şirketleri ve model geliştirme ekipleri geliyordu. Bugün ise yatırımın önemli bir bölümü bu modellerin çalışacağı fiziksel altyapıya gidiyor.

Veri merkezi inşa eden şirketlerden enerji sağlayıcılarına, çip üreticilerinden soğutma sistemleri geliştiren firmalara kadar çok daha geniş bir ekosistem oluşuyor.

Yani yapay zekânın büyümesi, yalnızca teknoloji sektörünün içindeki dengeleri değil, teknolojiyle doğrudan ilgisi olmayan sektörleri de değiştirmeye başlıyor. Önümüzdeki dönemde AI yatırımlarının etkisini enerji tüketiminden altyapı yatırımlarına kadar farklı alanlarda görmek mümkün.

Peki bu yarış nereye gidiyor?

İşte burada teknoloji dünyasının önündeki daha büyük soru ortaya çıkıyor:

Bu devasa altyapı yatırımları yapay zekânın gelişimini ne kadar hızlandıracak?

Çünkü yapay zekâ şirketleri büyüdükçe daha fazla hesaplama gücüne ihtiyaç duyuyor. Daha fazla hesaplama gücü ise daha fazla çip, daha fazla veri merkezi ve daha fazla enerji gerektiriyor.

Bu döngü bir yandan AI'ın ölçeklenmesini hızlandırırken diğer yandan sektörün maliyetlerini de büyütüyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca yatırımların büyüklüğünü değil, bu yatırımların AI sektörünü ne kadar hızlı büyüttüğünü de takip etmek gerekecek. Nvidia'nın 26 Ağustos'ta açıklayacağı bilanço da bu açıdan önemli bir gösterge olacak.

Şirketin ikinci çeyrek gelirinin yaklaşık 92 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Piyasaların asıl merak ettiği ise bu büyümenin önümüzdeki dönemde devam edip etmeyeceği.

Ne Anlamalıyız?

Yapay zekâ yarışının görünen yüzünde modeller ve uygulamalar var. Ancak perde arkasında çok daha büyük bir altyapı yarışı yaşanıyor.

Bugün bir AI modelinin başarısını konuşurken, onu çalıştıran GPU'ları, veri merkezlerini ve ihtiyaç duyduğu enerjiyi de hesaba katmak gerekiyor.

Nvidia'nın Wall Street'le yaptığı yeni hamle de bu dönüşümün önemli bir göstergesi.

Yapay zekâ artık yalnızca bir yazılım yarışı değil; aynı zamanda çip, enerji, altyapı ve sermaye yarışı.

Ve bu yarış büyüdükçe, AI dünyasının geleceğini belirleyecek soru da değişiyor:

Kim en iyi modeli yapacak değil, kim onu en büyük ölçekte çalıştırabilecek?

TÜRKİYE'DEN 5 DK 55 SN

Türkiye yapay zekâda rotayı çizdi: Şimdi sıra uygulamada

Yapay zekâ yarışında gözler çoğu zaman ABD ve Çin’deki teknoloji devlerine çevrilse de Türkiye de kendi yapay zekâ ekosistemini büyütmek için daha net bir yol haritası oluşturmaya başladı.

Türkiye’nin 2026-2030 dönemini kapsayan Yapay Zekâ Eylem Planı’nın Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi, bu dönüşümün en önemli adımlarından biri oldu. Plan; yapay zekâ alanında insan kaynağının geliştirilmesinden veri ve hesaplama altyapısına, özel sektörün kullanımından hukuki düzenlemelere kadar uzanan geniş bir çerçeve ortaya koyuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın açıkladığı hedefler arasında iki yıl içinde 5 milyon vatandaşın yapay zekâ okuryazarlığı eğitimlerinden geçirilmesi, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesi de bulunuyor.

Ancak Türkiye’nin yapay zekâ hikâyesinde yalnızca kamu politikalarına değil, şirketlerin bu teknolojiyi ne kadar kullandığına da bakmak gerekiyor.

Türkiye’de şirketler AI’a hızlı adapte oluyor

EY Girişimcilik Barometresi 2026’nın Türkiye sonuçları, yapay zekânın şirketlerde artık geleceğin teknolojisi olarak değil, bugünün iş araçlarından biri olarak görülmeye başladığını gösteriyor.

Araştırmaya göre Türkiye’de girişimcilerin yüzde 82’si yapay zekâ ve makine öğrenimi kullanıyor. Veri analitiği kullanım oranı yüzde 79’a, bulut teknolojilerinin kullanım oranı ise yüzde 63’e ulaşıyor. Ancak bu tabloya başka bir veri eşlik ediyor: Girişimcilerin yüzde 71’i finansmana erişimi, yüzde 70’i ise ekonomik belirsizliği büyümenin önündeki temel sorunlar arasında gösteriyor.

Daha dikkat çekici olan ise teknoloji yatırımlarının sonuçlarında ortaya çıkıyor. Yapay zekâ ve diğer teknolojilerin inovasyona katkısı yüzde 71 olarak ölçülürken, gelir büyümesine katkısı yüzde 36 seviyesinde kalıyor.

Yani Türkiye’de şirketler yapay zekâyı kullanmaya hızlı biçimde başlıyor; ancak bu kullanımın doğrudan gelire ve ölçeklenebilir büyümeye dönüşmesi hâlâ önemli bir sınav.

Tam da burada Türkiye’nin yapay zekâ gündemindeki asıl sorun ortaya çıkıyor:

Mesele artık yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil, yapay zekâdan ekonomik değer üretebilmek.

Türkiye’nin önündeki asıl sınav ne?

Türkiye’nin yapay zekâ konusunda önünde iki farklı hedef var: Bir yandan teknolojiyi kamu ve özel sektörde daha fazla kullanmak, diğer yandan kendi yapay zekâ ekosistemini büyütmek.

İlk hedef daha kısa vadede sonuç verebilir. Şirketlerin müşteri hizmetlerinden üretim süreçlerine kadar farklı alanlarda AI kullanması, verimlilik artışı sağlayabilir.

Peki ikinci hedef?

Bu daha uzun soluklu bir yarış anlamına geliyor. Bunun için yalnızca teknoloji kullanan şirketlere değil, kendi ürününü ve teknolojisini geliştiren girişimlere, güçlü bir insan kaynağına ve yeterli hesaplama altyapısına ihtiyaç var.

Bu nedenle Türkiye’nin önümüzdeki yıllardaki konumunu yalnızca kaç şirketin AI kullandığı değil, bu teknolojiyi ne kadar üretebildiği ve ölçekleyebildiği belirleyecek.

Türkiye yalnızca kullanıcı olmak istemiyor

Türkiye’nin önündeki hedef bununla da sınırlı değil. 9-10 Eylül’de İstanbul’da ilk kez düzenlenecek GITEX AI Türkiye 2026, ülkenin küresel teknoloji ve yapay zekâ ekosistemindeki konumunu güçlendirme hedefinin önemli göstergelerinden biri.

Etkinlik kapsamında 300’ün üzerinde şirket ve girişimin yanı sıra yatırımcıların, kamu temsilcilerinin ve teknoloji yöneticilerinin İstanbul’da bir araya gelmesi bekleniyor. Türkiye ayrıca 2030’a kadar 1 gigawatt veri merkezi kapasitesi oluşturmayı ve özel sektörden yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarına 10 milyar dolarlık kaynak sağlamayı hedefliyor.

Bu hedeflerin yanında Türkiye’de yapay zekânın gerçek hayattaki kullanım örnekleri de artıyor. Türk Hava Yolları’nın yapay zekâ destekli seyahat asistanı TK Asistan, 2026’nın başından bu yana 2 milyonun üzerinde konuşmaya ulaştı. Sistem; uçuş arama, uçuş takibi, bagaj hakkı sorgulama, biniş kartı oluşturma ve bazı bilet işlemleri gibi hizmetleri 100’den fazla dilde sunuyor.

Bu örnekler, yapay zekânın Türkiye’de yalnızca teknoloji şirketlerinin gündeminde olmadığını; havacılıktan finansa, üretimden kamu hizmetlerine kadar farklı sektörlerde günlük iş süreçlerine girmeye başladığını gösteriyor.

Ne Anlamalıyız?

Türkiye yapay zekâ konusunda önemli bir eşiği geçmiş durumda: Artık ortada yalnızca “AI çağı geliyor” diyen bir söylem değil, hedefleri ve takvimi belirlenmiş bir yol haritası var.

Fakat önümüzdeki dönemin başarısını açıklayacak şey planın kendisinden çok uygulama kapasitesi olacak.

Yeterli hesaplama altyapısı kurulabilecek mi? Şirketler yapay zekâ yatırımlarını gerçek gelir ve verimlilik artışına dönüştürebilecek mi? Yerli girişimler yalnızca Türkiye pazarında değil, küresel pazarda da rekabet edebilecek mi? Ve en önemlisi, yetiştirilecek insan kaynağı bu dönüşümün ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip olabilecek mi?

Türkiye’nin yapay zekâ yarışındaki konumunu belirleyecek asıl yarış, önümüzdeki birkaç yıl içinde bu soruların cevaplarında yaşanacak.

DÜNYADAN 3 DK 48 SN

Yapay zekâ yarışında yeni cepheler

Yapay zekâ yarışında artık yalnızca “kim daha iyi model geliştirdi?” sorusuna bakmıyoruz.

Bu hafta ABD ve Çin arasındaki rekabetten AI güvenliğine, özel çiplerden açık modellere kadar birçok başlık aynı şeyi gösteriyor: Yapay zekâ yarışı giderek daha fazla alana yayılıyor.

OpenAI hızlanırken frene de basıyor

Yapay zekâ şirketleri daha güçlü modeller geliştirmek için yarışırken, sistemlerin güvenliği de giderek daha kritik hale geliyor.

OpenAI'ın bu ay model geliştirme ve eğitim süreçlerinin bir bölümünü yavaşlatarak güvenlik çalışmalarını güçlendirme kararı bunun önemli örneklerinden biri.

Yapay zekâ ajanlarının artık yalnızca soru cevaplamaktan çıkıp internette işlem yapabilmesi, kod çalıştırabilmesi ve farklı araçları kullanabilmesi, “AI ne kadar güçlü?” sorusunun yanına yeni bir soru ekliyor:

Ne kadarını kontrol edebiliyoruz?

Bu nedenle AI şirketleri için önümüzdeki dönemde hız kadar güvenlik de önemli bir rekabet alanı olacak.

Çin, farklı bir yoldan geliyor

Yapay zekâ yarışının diğer tarafında Çin var.

Moonshot AI, Alibaba ve DeepSeek gibi şirketlerin açık ağırlıklı modelleri; düşük maliyet, özelleştirme ve geliştiricilere daha fazla kontrol sunmalarıyla dikkat çekiyor. Bu modeller bazı kullanım alanlarında OpenAI, Anthropic ve Google'ın sistemleriyle rekabet edebilecek seviyeye ulaştı.

Buradaki asıl fark yalnızca teknolojik değil.

ABD'li şirketler büyük ölçüde en güçlü ve ticari değeri yüksek modelleri geliştirmeye odaklanırken, Çin'in açık model yaklaşımı daha geniş bir geliştirici ekosistemi oluşturmayı hedefliyor.

Yani yarış artık sadece “en iyi model kimde?” değil.

“En fazla kişi hangi modeli kullanacak?” sorusu da giderek önem kazanıyor.

Çünkü açık modellerin yükselişi, yapay zekânın nasıl dağıtılacağı konusunda da farklı bir yol açıyor. Bir modelin yalnızca güçlü olması artık yeterli olmayabilir; geliştiricilerin onu kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabilmesi, daha düşük maliyetle çalıştırabilmesi ve farklı sistemlere entegre edebilmesi de önem kazanıyor.

Bu durum, AI yarışını biraz daha ilginç hale getiriyor. Kapalı modeller kullanıcı deneyimi ve performans tarafında avantaj sağlamaya çalışırken, açık modeller daha geniş bir geliştirici kitlesine ulaşarak farklı bir rekabet alanı yaratıyor.

Bir de çip meselesi var

Yapay zekânın arkasındaki hesaplama gücü konusunda ise teknoloji devleri Nvidia'ya alternatifler yaratmaya çalışıyor.

Google'ın kendi TPU çiplerini geliştirmesi bunun en güçlü örneklerinden biri. Şirketin Marvell ile yaptığı yeni anlaşma da özel AI çiplerine yönelik yatırımların büyüdüğünü gösteriyor. Anlaşma kapsamında Google'a 12,2 milyar dolara kadar hisse satın alma hakkı veriliyor.

Bunun anlamı basit: AI yarışında çipi kontrol eden, maliyeti ve altyapıyı da daha fazla kontrol ediyor.

Ne Anlamalıyız?
Bu haftanın küresel gündemi bize yapay zekâ yarışının artık tek bir yarış olmadığını gösteriyor.

Bir tarafta daha güçlü modeller, diğer tarafta daha açık ve erişilebilir sistemler var. Bir yandan şirketler AI'ın güvenliğini çözmeye çalışırken, diğer yandan bu sistemleri çalıştıracak çipleri ve altyapıyı kontrol etmek için yeni yatırımlar yapılıyor.

Kısacası önümüzdeki dönemde kazananı yalnızca en akıllı yapay zekâ belirlemeyecek.

En iyi modeli, en düşük maliyetle, en geniş ekosistemde ve en güvenli şekilde çalıştırabilenler öne çıkacak.

MİNİ ANALİZ 2 DK 43 SN

Yapay zekâ interneti yiyor mu?

İnternette bir şey aradığımızda eskiden yolumuz belliydi: Google’a sorar, sonuçlardan birine tıklar ve cevabın peşinden ilgili siteye giderdik.

Şimdi ise Google, cevabı giderek daha fazla bizim yerimize buluyor.

AI Overviews ve AI Mode ile aradığımız bilgi doğrudan arama sayfasında karşımıza çıkıyor. Kullanıcı için oldukça pratik.

Peki ya cevabı üreten siteler için?

Cevap var, tıklama yok

2026'da yayımlanan bir araştırmaya göre, Google'da AI Overview gösterilen aramalarda dış sitelere yapılan organik tıklamalar yüzde 39,8 azalırken, hiçbir siteye tıklanmayan aramalar yüzde 34,5 arttı.

Yani kullanıcı bilgiye ulaşıyor ama bilgiyi üreten kaynağa gitmeyebiliyor.

Bu, internetin yıllardır işleyen ekonomik modelini doğrudan etkiliyor:

Tıklama ortadan kalktığında zincirin devamı da sorgulanmaya başlıyor.

Google da bu dönüşümün farkında. Şirket geçtiğimiz günlerde yayıncıların içeriklerini kullanıcıların tercih ettiği kaynaklar arasında öne çıkarmasını sağlayan Preferred Sources özelliğini genişletti. Google'a göre tercih edilen kaynaklara kullanıcıların tıklama ihtimali yaklaşık iki kat artıyor.

Asıl paradoks

Burada ilginç bir döngü oluşuyor: Yapay zekâ daha iyi cevap vermek için kaliteli internet içeriğine ihtiyaç duyuyor.

Ama insanlar o içeriğin bulunduğu sitelere gitmez ve yayıncılar gelir elde edemezse, gelecekte aynı kalitede içerikleri kim üretecek? Bu yüzden mesele yalnızca “yayıncılar daha az trafik alıyor” değil.

Yapay zekâ, beslendiği internetin ekonomik modelini de değiştirmeye başlıyor. Üstelik bu dönüşüm yalnızca medya kuruluşlarını ilgilendirmiyor. Arama motorlarından tarif sitelerine, teknoloji bloglarından uzmanların kişisel sayfalarına kadar internetin büyük bölümü insanların ürettiği içeriklerle ayakta duruyor.

Eğer kullanıcı davranışı “arama → siteye gitme” modelinden “arama → cevabı doğrudan alma” modeline kayarsa, internetin nasıl para kazandığı kadar nasıl içerik ürettiği de değişebilir.

Belki de önümüzdeki dönemde internetin en değerli şeyi yalnızca bilgi değil, o bilgiyi üreten güvenilir kaynaklar olacak.

Ne Anlamalıyız?

Yapay zekâ çağında bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay olabilir.

Fakat önümüzde yeni bir soru var: Herkes cevabı alıyor ama kimse kaynağa gitmiyorsa, kaliteli bilgiyi kim üretecek?

Belki de önümüzdeki dönemin en büyük internet tartışması, yapay zekânın ne kadar iyi cevap verdiğinden çok, o cevapların arkasındaki bilgi ekosisteminin nasıl ayakta kalacağı olacak.

AKTÜEL BAKIŞ 1 DK 43 SN

Telefonun yerini gözlükler mi alacak?

Yapay zekâ şimdiye kadar çoğunlukla ekranlarımızın içindeydi. Şimdi ise gözlerimizin önüne gelmeye hazırlanıyor.

Meta'nın yapay zekâ özelliklerine sahip akıllı gözlükleri, teknoloji dünyasında yeni bir cihaz kategorisinin önünü açıyor. Gözlükler üzerinden müzik dinlemek, fotoğraf çekmek, sorular sormak ve çevredeki nesneler hakkında bilgi almak mümkün hale geliyor.

Üstelik yarış Meta ile sınırlı değil. Google, Apple ve Samsung'un da kendi AI gözlükleri üzerinde çalıştığı konuşuluyor. Hedef ise yalnızca yeni bir aksesuar üretmek değil; yapay zekâ ile etkileşimin telefon ekranından daha doğal bir noktaya taşınması.

Ancak burada teknoloji kadar önemli başka bir konu var: mahremiyet.

Kameralı ve sürekli internete bağlı bir gözlük, kullanıcının çevresindeki insanları da istemeden kaydedebilir. Bu nedenle AI gözlüklerin yaygınlaşması, “Teknoloji bunu yapabiliyor mu?” sorusundan çok, “Bunu yapmasına izin vermeli miyiz?” sorusunu gündeme getirecek gibi görünüyor.

Şimdilik akıllı telefonların yerini almaları için erken. Ama teknoloji dünyası şimdiden bir sonraki ekranı arıyor.

Belki de gelecekte yapay zekâya bakmayacağız. Yapay zekâ zaten gözümüzün önünde olacak.

Ne Anlamalıyız?

Akıllı gözlükler henüz telefonların yerini alacak noktada değil. Ama teknoloji dünyası şimdiden “ekran sonrası” dönemi test ediyor.

Belki de asıl değişim, yeni bir cihaz almamız değil; teknolojiyle aramızdaki ekranın ortadan kalkması olacak.

 

Paylaş
2,390 kelime

İlgili Yazılar

Tüm sayılar →
20 Eki 2026

Yapay Zekâ Artık Sadece Yanıt Vermiyor: Tarayıcıdan Otomobile Tek...

13 Eki 2026

Yapay Zekâ Bilgisayara Yerleşiyor, Teknoloji Yarışı Yeni Bir Aşam...

6 Eki 2026

Yapay Zekâ İçin Güvenlik Sınavı Başlıyor, AI Ajanlarına Yeni Güve...

GÜNDEM TÜRKİYE'DEN DÜNYADAN MİNİ ANALİZ AKTÜEL BAKIŞ
1 GÜNDEM 2 TÜRKİYE'DEN 3 DÜNYADAN 4 MİNİ ANALİZ 5 AKTÜEL BAKIŞ
Dokuz Dakika

Gündem, İş Dünyası, Çevre ve Enerji, Girişimcilik, Teknoloji ve Kültür - Sanat: ihtiyacınız olan tüm bilgiyi Dokuz Dakikalık özetlerle her sabah e-posta kutunuza getiriyoruz.

Kurumsal

Hakkımızda Künye Reklam & İş Birliği Kariyer İletişim

Keşfet

Bültenler Haberler Yazarlar Tüm sayılar Yayın takvimi Tavsiye Edin Abone ol Giriş yap

Kategoriler

Gündem İş Dünyası Çevre ve Enerji Girişimcilik Teknoloji Kültür - Sanat

Yasal

Kullanım Koşulları Gizlilik Politikası Çerez Politikası KVKK Aydınlatma KVKK Veri İşleme
© 2026 - Dokuz Dakika . Tüm hakları saklıdır.
Wave Medya Dijital Yayıncılık

Bültenlere Abone Ol

E-posta adresinizi girin ve ilgilendiğiniz bültenleri seçin.

Diğer bültenleri de gör →

Aboneliğiniz Tamamlandı!

E-posta adresinize onay mesajı gönderildi. Seçtiğiniz bültenler artık gelen kutunuzda olacak.

Çerez tercihleriniz

Sitenin çalışması için zorunlu çerezleri ve ziyaret istatistikleri için analitik çerezleri kullanıyoruz. Pazarlama çerezleri yalnızca siz onay verirseniz çalışır. Ayrıntılar için Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.