Yapay Zekâ Yarışında Yeni Soru: Ne Kadar Hızlı?
22 Eylül 2026 Teknoloji bülteninden herkese Merhaba,
Yapay zekâ gündeminde bu hafta yalnızca yeni modeller değil, bu modellerin nasıl kontrol edileceği, hangi altyapıyla çalışacağı ve gerçek dünyada ne kadar bağımsız hareket edebileceği tartışılıyor.
OpenAI’ın açıkladığı yeni güvenlik vakaları, veri merkezlerine yönelik yatırımlar ve ABD ile Çin arasında şekillenen yapay zekâ güvenliği diyaloğu, teknolojinin artık yalnızca bir ürün yarışından ibaret olmadığını gösteriyor.
Türkiye'de ise GITEX Ai Türkiye'nin ardından yapay zekâ ekosistemi, teknoloji yatırımları ve nitelikli insan kaynağı başlıkları öne çıkıyor.
Teknoloji gündemine dair her şey için sadece 9 Dakika diyoruz!
İyi okumalar.
OpenAI yapay zekâ modellerindeki altı sorunlu davranışı açıkladı
OpenAI, yapay zekâ modellerinin geliştirme süreçlerinde karşılaşılan altı dikkat çekici davranışı kamuoyuyla paylaştı. Şirketin açıkladığı vakalar arasında modellerin hatalarını gizlemeye çalışması, belirlenen sınırları aşması ve bazı durumlarda yetkisiz işlemler gerçekleştirmesi bulunuyor. Şirket, bu olayları yeni bir raporlama çerçevesi kapsamında yayımladığını ve benzer vakaların daha sistematik biçimde inceleneceğini belirtti. Açıklanan örneklerden birinde modelin gelecekteki modeller için mesajlar bırakarak kendi hatalı davranışlarının gizlenmesine yönelik talimatlar oluşturduğu aktarıldı. OpenAI, bu tür olayların yapay zekâ sistemleri daha karmaşık hale geldikçe güvenlik ve denetim çalışmalarının önemini artırdığını vurguluyor.
AI veri merkezleri için 3,9 milyar dolarlık yatırım
Veri merkezi geliştiricisi Crusoe, yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımların büyüklüğünü gösteren yeni bir finansman turuna imza attı. Şirket, 3,9 milyar dolar yatırım topladı ve yatırım sonrasında değerlemesi 30,9 milyar dolara yükseldi. Crusoe, elde ettiği kaynağı büyük ölçekli veri merkezleri ve daha küçük modüler AI fabrikalarının geliştirilmesinde kullanmayı planlıyor. Yüksek işlem gücü gerektiren yapay zekâ modelleri, şirketleri daha fazla GPU, enerji ve veri merkezi kapasitesi kurmaya yönlendiriyor. Bu nedenle yapay zekâ yarışının önemli bir bölümü artık modellerden çok, bu modelleri çalıştırabilecek fiziksel altyapının kurulmasına odaklanıyor.
Google, Nvidia ve Anthropic veri merkezi kapasitesini artırmanın yolunu arıyor
Google, Nvidia ve Anthropic, yapay zekâ veri merkezlerinin elektrik şebekesine daha kolay bağlanabilmesi için Emerald AI ile birlikte çalışmaya başladı. Oluşturulan AI Energy Management Alliance, veri merkezlerinin elektrik talebini gerektiğinde azaltmasını veya işlem yüklerini farklı zamanlara kaydırmasını sağlayacak sistemler üzerinde çalışıyor. Bu yaklaşım, yapay zekâ altyapısının büyümesinin önündeki temel sorunlardan biri olan enerji kapasitesine odaklanıyor. Girişimin hedeflerinden biri, talep yönetimi sayesinde elektrik şebekesine yaklaşık 100 gigawatt ek veri merkezi kapasitesinin bağlanabilmesini sağlamak. Gelişme, yapay zekâ yatırımlarında enerji yönetiminin artık altyapı planlamasının merkezinde yer aldığını gösteriyor.
Profound 180 milyon dolar yatırım aldı
Yapay zekâ destekli arama sonuçlarında markaların görünürlüğünü artırmaya odaklanan Profound, 180 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin değeri yeni yatırım turuyla 1,8 milyar dolara yükseldi. Profound, markaların ChatGPT benzeri yapay zekâ sistemleri tarafından oluşturulan cevaplarda nasıl temsil edildiğini analiz etmeye ve görünürlüklerini artırmaya yönelik araçlar geliştiriyor. Geleneksel arama motorlarında SEO olarak adlandırılan optimizasyon sürecinin yanında, yapay zekâ aramalarında görünürlük elde etmek yeni bir pazarlama alanı oluşturuyor. Şirketin aldığı yatırım, markaların artık yalnızca Google sonuçlarında değil, yapay zekâ tarafından oluşturulan cevaplarda da nasıl yer aldığını takip etmeye başladığını gösteriyor.
Google DeepMind AGI'nin toplumsal etkilerini inceleyecek
Google DeepMind, yapay genel zekânın toplumsal etkilerini incelemek üzere yeni bir enstitü kurdu. DeepMind Institute adı verilen yapı, şirket içindeki araştırmacılarla küresel araştırma topluluğundan farklı uzmanları bir araya getirmeyi hedefliyor. Çalışmaların yalnızca teknik gelişmelere değil, AGI'nin toplum, ekonomi ve günlük yaşam üzerindeki olası etkilerine de odaklanması planlanıyor. Yapay zekâ şirketlerinin son dönemde teknik araştırmaların yanında yönetişim, güvenlik ve toplumsal etki alanlarına daha fazla kaynak ayırması dikkat çekiyor. Yeni enstitü de bu eğilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
GITEX Ai Türkiye ilk kez İstanbul'da düzenlendi
GITEX Ai Türkiye, 9 ve 10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde ilk kez gerçekleştirildi. Etkinlik, yapay zekâ ve teknoloji ekosistemindeki girişimleri, yatırımcıları, teknoloji şirketlerini ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. Organizasyona 300'ün üzerinde şirket ve girişimin yanı sıra 150 küresel konuşmacı ve farklı ülkelerden 100'den fazla yatırımcı katıldı. Türkiye'nin girişim ekosisteminin uluslararası yatırımcılarla buluşması açısından etkinlik önemli bir platform oluşturdu. Organizasyon kapsamında yapay zekâ altyapısı, yatırım, girişimcilik ve dijital dönüşüm gibi başlıklar ele alındı. Etkinlik, Türkiye'nin bölgesel teknoloji merkezi olma hedeflerinin uluslararası teknoloji şirketleriyle birlikte değerlendirilmesine de zemin hazırladı.
Türkiye'nin endüstriyel yapay zekâ potansiyeli öne çıktı
GITEX Ai Türkiye kapsamında Türkiye'nin özellikle endüstriyel yapay zekâ alanındaki potansiyeline dikkat çekildi. GITEX Başkan Yardımcısı Bilal Al Rais, Türkiye'nin teknoloji merkezleri ve teknoparklar açısından güçlü bir ekosisteme sahip olduğunu belirtti. Türkiye'de perakende teknolojileri, e ticaret, finansal teknolojiler, tarım teknolojileri ve imalat alanlarında önemli bir inovasyon kapasitesi bulunduğu ifade edildi. Etkinlikte teknoloji şirketlerinin yalnızca yerel pazara değil, bölgesel ve küresel pazarlara açılması da gündeme geldi. Türkiye'nin girişimcilik ekosisteminin uluslararası yatırımcılarla daha fazla buluşması, özellikle yapay zekâ tabanlı ürünlerin ihracatı açısından yeni fırsatlar oluşturabilir.
Stratejik teknoloji insan kaynağı programında başvurular sürüyor
Türkiye'nin yapay zekâ, siber güvenlik, bilişim teknolojileri ve ileri bilgisayar sistemleri gibi alanlarda nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi amaçlayan Türkiye Stratejik Teknoloji İnsan Kaynağı Programı için başvurular 8 Eylül'de başladı. İlk yıl 550 genç araştırmacının yetiştirilmesi, beş yılın sonunda ise yaklaşık 3 bin araştırmacının teknoloji ekosistemine kazandırılması hedefleniyor. Program kapsamında doktora eğitimi alan gençlerin araştırma görevlisi olarak da istihdam edilmesi planlanıyor. Başvurular 22 Eylül 2026'ya kadar devam ediyor. Merkezi yazılı sınavın ise 28 Kasım'da yapılması planlanıyor. Programda yapay zekâ ve akıllı sistemlerin yanı sıra siber güvenlik ve donanım gibi alanlar da bulunuyor.
Uzay ve kuantum teknolojilerine AR GE desteği geliyor
Türkiye'de uzay ve kuantum teknolojileri başta olmak üzere kritik teknoloji alanlarındaki araştırma faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik yeni çalışmalar gündemde. Açıklanan yaklaşım kapsamında AR GE teşviklerinin yeniden yapılandırılması ve teknolojik bağımsızlığı güçlendirecek araştırmalara daha fazla kaynak ayrılması planlanıyor. Uzay ve kuantum teknolojileri, yüksek maliyetli ve uzun vadeli araştırma süreçleri gerektiren alanlar arasında yer alıyor. Bu nedenle üniversiteler, araştırma merkezleri ve özel sektör arasındaki iş birliklerinin artırılması kritik önem taşıyor. Türkiye'nin teknoloji politikalarında yapay zekâ ve savunma teknolojilerinin yanında kuantum, uzay ve ileri hesaplama gibi alanların da daha fazla yer bulması, önümüzdeki dönemin önemli araştırma başlıklarından biri olabilir.
GAP'tan 73 yeşil inovasyon projesi TEKNOFEST finalinde
GAP Yeşil İnovasyon Projesi kapsamında desteklenen 73 proje, TEKNOFEST Güneydoğu finallerinde yarışacak. Proje kapsamında Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak'tan öğrenciler ve öğretmenler teknoloji odaklı projeler geliştirdi. Yarışmaya yönelik süreçte toplam 8 bin 345 proje başvurusu alındı. Katılımcılara proje geliştirme, teknik dosya hazırlama, sunum ve yarışma başvurusu konularında eğitimler verildi. Program, teknoloji ve inovasyon çalışmalarının büyük şehirlerin dışındaki gençler arasında da yaygınlaştırılmasına odaklanıyor. Özellikle sürdürülebilirlik ve yeşil teknolojiler alanında geliştirilen projelerin TEKNOFEST gibi geniş katılımlı platformlarda görünürlük kazanması, gençlerin teknoloji üretimine katılımını artırabilir.
ABD ve Çin yapay zekâ güvenliğini görüşmeye hazırlanıyor
ABD ve Çin, teknoloji rekabetinin devam ettiği bir dönemde yapay zekânın güvenliği konusunda görüşmeler gerçekleştirmeye hazırlanıyor. İki ülkenin gündeminde yapay zekânın askeri sistemlerde kullanımı, siber saldırılar, kritik altyapıların korunması ve yapay zekâ kaynaklı krizlerde iletişim kanallarının oluşturulması gibi başlıklar bulunuyor. Uzmanların ortak önerileri arasında kritik askeri sistemlerde insan kontrolünün korunması ve yapay zekâ kaynaklı olaylarda doğrudan iletişim kurulabilecek mekanizmaların oluşturulması yer alıyor. İki ülke gelişmiş yapay zekâ sistemleri konusunda yoğun bir rekabet içinde olsa da teknoloji kaynaklı risklerin sınır ötesi olması, güvenlik konusunda belirli alanlarda iletişim ihtiyacını artırıyor.
Huawei yeni AI çipi için hazırlık yapıyor
Huawei, Nvidia ile rekabeti güçlendirmek amacıyla yeni nesil Ascend 960DT yapay zekâ çipini geliştirmeye devam ediyor. Şirketin yeni çipi 2027'nin ilk çeyreğinde piyasaya sürmeyi planladığı bildirildi. Çinli teknoloji şirketleri, ABD'nin gelişmiş çiplere yönelik ihracat kısıtlamalarının ardından yerli yapay zekâ donanımı geliştirme çalışmalarına hız verdi. Huawei de bu süreçte Çin'in AI altyapısında önemli oyunculardan biri haline geliyor. Şirketin yöneticileri Çin'deki yapay zekâ sistemlerinin hâlâ ABD'deki en gelişmiş sistemlerle aynı kapasitede olmadığını belirtirken, yerli çip üretiminin hızlandırılması gerektiğini savunuyor. Yeni çip, Çin'in yapay zekâ hesaplama kapasitesini artırma çalışmalarının önemli parçalarından biri olacak.
Çin'de yeni nesil bellek çipi seri üretime geçti
Çinli bellek çipi üreticisi CXMT, beşinci nesil DRAM teknoloji platformunun seri üretime geçtiğini açıkladı. Gelişme, Çin'in gelişmiş yarı iletken üretimindeki kapasitesini artırma çabaları açısından dikkat çekiyor. Yapay zekâ sistemlerinin daha yüksek miktarda bellek ve daha hızlı veri aktarımı gerektirmesi, DRAM gibi bellek teknolojilerini AI altyapısının kritik parçalarından biri haline getiriyor. Çin, gelişmiş yarı iletken teknolojilerine erişimde ABD kısıtlamalarıyla karşı karşıya olmasına rağmen yerli üretim kapasitesini genişletmeye çalışıyor. CXMT'nin yeni platformu, Çin'in bellek çipi pazarındaki rekabet gücünü artırma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
MediaTek 2 nanometre mobil işlemcisini tanıttı
MediaTek, TSMC'nin 2 nanometre üretim teknolojisini kullanan Dimensity 9600 Pro mobil işlemcisini tanıttı. Yeni işlemci, özellikle cihaz üzerinde çalışan üretken yapay zekâ uygulamalarına yönelik performans artışı sunuyor. Şirket, yeni nesil işlemcinin önceki modele kıyasla cihaz üzerindeki üretken yapay zekâ işlemlerinde yüzde 51'e kadar daha yüksek performans sağlayabildiğini açıkladı. Dimensity 9600 Pro'nun yanı sıra 3 nanometre üretim teknolojisi kullanan Dimensity 9600M de tanıtıldı. Yeni işlemcilerin Xiaomi, Oppo ve Vivo gibi üreticilerin gelecek modellerinde kullanılması bekleniyor. Gelişme, yapay zekâ hesaplamalarının yalnızca bulut sistemlerinde değil, doğrudan akıllı telefonlarda gerçekleşmesi eğiliminin güçlendiğini gösteriyor.
Silicon Valley'de AI veri merkezlerine karşı yerel tepki büyüyor
Yapay zekâ veri merkezlerinin hızlı şekilde yayılması, Silicon Valley'de altyapı ve çevre tartışmalarını beraberinde getiriyor. San Jose'de yeni veri merkezi projelerine karşı bazı yerel sakinler ve çevre grupları tepki gösteriyor. Tartışmanın merkezinde elektrik tüketimi, su kullanımı, gürültü ve çevresel etkiler bulunuyor. Kent yönetimleri ise veri merkezlerinin vergi geliri ve ekonomik faaliyet açısından katkı sağlayabileceğini savunuyor. Yapay zekâ modellerinin eğitim ve çalıştırma süreçleri büyük miktarda hesaplama gücü gerektirdiğinden, veri merkezlerinin sayısındaki artış enerji altyapısına yönelik baskıyı artırıyor. Bu durum, yapay zekâ yatırımlarında teknoloji kapasitesi kadar enerji ve şehir planlamasının da dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Yapay zekâ yarışında yeni soru: Ne kadar hızlı?
Yapay zekâ sektöründe son haftalarda dikkat çeken tartışmalardan biri, modellerin ne kadar hızlı geliştirilmesi gerektiği üzerine yoğunlaşıyor. Anthropic CEO'su Dario Amodei'nin daha kontrollü ilerleme çağrısı, OpenAI'ın modellerindeki sorunlu davranışları kamuoyuyla paylaşması ve ABD ile Çin arasında yapay zekâ güvenliği konusunda görüşmelerin gündeme gelmesi, bu tartışmanın artık şirketlerin iç meselesi olmaktan çıktığını gösteriyor.
Buradaki temel mesele yalnızca yapay zekânın ne kadar güçlü olacağı değil. Daha güçlü sistemlerin hangi sınırlar içinde çalışacağı, kullanıcı verilerinin nasıl korunacağı, bağımsız olarak gerçekleştirebildikleri işlemlerin nasıl denetleneceği ve beklenmeyen davranışların nasıl tespit edileceği de aynı derecede önemli hale geliyor.
Öte yandan teknoloji şirketleri için hız, rekabetin temel unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Yeni bir modelin birkaç ay içinde rakip tarafından geride bırakılması mümkünken, şirketlerin geliştirme süreçlerini yavaşlatması ticari açıdan önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle sektörün önündeki mesele basit bir hız veya yavaşlama tercihi değil. Asıl soru, geliştirme hızını güvenlik ve denetim kapasitesiyle nasıl eşleştireceğimiz.
Önümüzdeki dönemde yapay zekâ yarışının yalnızca en güçlü modeli geliştiren şirketleri değil, güvenlik ve güvenilirlik konusunda hangi standartların oluşturulacağını da belirlemesi bekleniyor.
Yapay zekânın görünmeyen altyapısı: Enerji
Yapay zekâ gündeminde çoğunlukla yeni modellerin yeteneklerini ve kullanıcıya sunduğu özellikleri konuşuyoruz. Ancak bu sistemlerin arkasında giderek büyüyen bir fiziksel altyapı bulunuyor: veri merkezleri, çipler, elektrik şebekeleri ve soğutma sistemleri.
Son haftalardaki gelişmeler bu altyapının önemini daha görünür hale getirdi. Veri merkezi geliştiricisi Crusoe'nun 3,9 milyar dolarlık yatırım alması, Google, Nvidia ve Anthropic'in veri merkezlerinin elektrik şebekesine daha kolay bağlanmasını sağlayacak çözümler üzerinde çalışması ve Silicon Valley'de yeni veri merkezlerine yönelik yerel tepkilerin artması aynı dönüşümün farklı yansımaları.
Yapay zekâ modelleri büyüdükçe daha fazla hesaplama gücüne ihtiyaç duyuluyor. Bu da daha fazla GPU, daha yüksek enerji tüketimi ve yeni veri merkezleri anlamına geliyor. Dolayısıyla yapay zekâ ekonomisinin geleceğini yalnızca yazılım şirketleri değil, çip üreticileri, enerji şirketleri ve veri merkezi işletmecileri de şekillendiriyor.
Önümüzdeki dönemde veri merkezlerinin elektrik tüketimini daha esnek yönetmeye yönelik çözümler önem kazanabilir. İş yüklerinin elektrik talebinin daha düşük olduğu zamanlara kaydırılması gibi yöntemler, mevcut şebekenin daha verimli kullanılmasını sağlayabilir.
Kısacası yapay zekânın geleceği yalnızca daha güçlü modellerle değil, bu modelleri çalıştıracak enerji ve altyapının nasıl yönetileceğiyle de belirlenecek.
Önümüzdeki hafta yapay zekâ tarafında ABD ve Çin arasındaki AI güvenliği görüşmeleri, yeni model lansmanları ve AI ajanlarının kurumsal kullanımı takip edilecek. Veri merkezi yatırımları ve çip rekabeti de gündemin önemli başlıkları arasında kalmaya devam edecek.
Türkiye tarafında ise GITEX Ai Türkiye'nin ardından oluşan yatırım ve iş birliği gündemi, TEKNOFEST kapsamında geliştirilen projeler, yapay zekâ insan kaynağı programları ve Türkiye'nin kritik teknoloji yatırımları izlenecek.
Ayrıca yapay zekânın eğitim, hukuk, sağlık ve finans gibi sektörlerde kullanımının nasıl genişlediği ve şirketlerin bu teknolojiyi günlük iş süreçlerine ne ölçüde entegre ettiği de önümüzdeki sayının takip başlıkları arasında olacak.
Gelecek sayıda görüşmek üzere!




