
Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, 24 Eylül 2026 tarihli ve 33380 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik, Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişini desteklemenin yanı sıra sürdürülebilir yatırımlara finansman akışını artırmayı ve piyasadaki “yeşile boyama” riskini azaltmayı amaçlıyor.
Taksonomi, ekonomik faaliyetlerin çevresel sürdürülebilirliğini ortak teknik kriterler üzerinden değerlendiren bir sınıflandırma sistemi olarak kurgulandı. Yönetmeliğe göre bir faaliyetin “uyumlu ekonomik faaliyet” olarak kabul edilmesi için en az bir çevresel hedefe önemli ölçüde katkı sağlaması, diğer çevresel hedeflerden hiçbirine önemli zarar vermemesi ve asgari sosyal koruma önlemlerine uyması gerekiyor.
Altı çevresel hedef
Türkiye’nin taksonomi çerçevesi altı temel çevresel hedef üzerine kuruluyor. Bunlar;
- Sera gazı emisyonlarının azaltılması,
- İklim değişikliğine uyum,
- Su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması,
- Döngüsel ekonomiye geçiş,
- Kirliliğin önlenmesi ve kontrolü
- Biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu olarak sıralanıyor.
Bu yapı, taksonomiyi yalnızca karbon emisyonlarına odaklanan bir sistem olmaktan çıkarıyor. Bir ekonomik faaliyetin sürdürülebilir olarak değerlendirilebilmesi için çevresel etkilerinin daha geniş bir perspektiften ele alınmasını öngörüyor.
Düzenlemenin önemli unsurlarından biri de “önemli zarar vermeme” ilkesi. Buna göre, bir faaliyet bir çevresel hedefe önemli katkı sağlasa dahi diğer hedeflerden herhangi birine önemli zarar veriyorsa taksonomiyle uyumlu kabul edilmiyor. Ayrıca sosyal koruma koşullarının da karşılanması gerekiyor.
16 sektör, 137 ekonomik faaliyet
Türkiye Yeşil Taksonomisi toplam 16 sektör ve 137 ekonomik faaliyeti kapsıyor. Bu faaliyetlerin hangi koşullarda taksonomiye uygun veya uyumlu sayılacağını teknik tarama kriterleri belirleyecek. İklim Değişikliği Başkanlığı, bu kriterleri bilimsel ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda düzenli olarak gözden geçirebilecek.
Yönetmelik, teknik kriterlerin mümkün olduğunca niceliksel ve doğrulanabilir olmasını öngörüyor. Kriterlerin belirlenmesinde;
- Ekonomik faaliyetlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkileri
- Sektör yapıları,
- Yatırım akışları
- Finansal sistem üzerindeki etkilerin de dikkate alınması gerekiyor.
Katı fosil yakıt kullanılan üretim faaliyetleri ise çevresel açıdan sürdürülebilir ekonomik faaliyet olarak değerlendirilmeyecek.
Bu kriterlerin zaman içinde güncellenebilmesi, taksonominin sabit bir liste yerine teknolojik gelişmeler ve piyasa koşullarıyla birlikte gelişen bir çerçeve olarak uygulanacağını gösteriyor.
Finans sektörü için zorunlu raporlama 2029'da
Yönetmelik, reel sektör ile finans sektörü açısından farklı bir uygulama yaklaşımı getiriyor. Taksonomi kapsamındaki ekonomik faaliyetleri yürüten şirketler raporlama yapabilir; finansal kuruluşlar için ise belirli kategorilerde raporlama yükümlülüğü bulunuyor.
Aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları, portföy yönetim şirketleri, bankalar ile sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri raporlama yapmakla yükümlü finansal kuruluşlar arasında yer alıyor. Ancak bu kuruluşlar için geçiş dönemi öngörülüyor ve zorunlu taksonomi raporlaması 1 Ocak 2029 tarihine kadar başlamıyor.
Finans kuruluşlarının raporlamasında şirketlerin taksonomi kapsamındaki faaliyetlerine ilişkin veriler kritik hale gelecek. Yönetmelik, finans kuruluşlarının kendi performans göstergelerini hesaplayabilmeleri için raporlama yapan şirketlerin güncel verilerini ve anahtar performans göstergelerini esas almasını öngörüyor.
Şirketler için yeni veri ve finansman gündemi
Taksonominin iş dünyası açısından en önemli sonuçlarından biri, sürdürülebilirlik iddialarının ölçülebilir verilere daha fazla bağlanması olacak. Yönetmelikte şirketlerin taksonomiye uygun veya uyumlu ürün ve hizmetlerden elde ettiği hasılat, yatırım harcamaları ve işletme giderlerinin oranları temel göstergeler arasında sayılıyor.
Taksonomi kapsamındaki uygun ekonomik faaliyetlerden elde edilen hasılatın, toplam hasılata; yatırım harcamalarının toplam yatırım harcamalarına veya işletme giderlerinin toplam işletme giderlerine oranının yüzde 10'un altında kalması halinde ilgili faaliyetin anahtar performans göstergesine dahil edilmemesine olanak tanınıyor.
Bu çerçevenin finansman tarafındaki etkisi ise özellikle bankaların ve yatırımcıların sürdürülebilirlik kriterlerini kredi ve yatırım kararlarına daha sistematik bir biçimde dahil etmesiyle ortaya çıkabilir. Nitekim Türkiye'nin taksonomi çalışmaları, önceki dönemde de AB Taksonomisi ile uyumlu kriterler ve sürdürülebilir finansman çerçevesi üzerinden yürütülüyordu.
Taksonomi, sürdürülebilir finans ekosisteminin yeni ayağı
Türkiye Yeşil Taksonomisi'nin yürürlüğe girmesi, sürdürülebilirlik raporlaması, karbon piyasaları ve yeşil finansman alanlarında son dönemde atılan adımlarla birlikte değerlendiriliyor. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu da 2026'da Türkiye Yeşil Taksonomisi'nin sürdürülebilirlik açıklamalarının raporlandığı platformla entegrasyonu ve finansal sistemle bağlantısı üzerine çalışmalar yürüttü.
Sermaye piyasalarında ise SPK, Ağustos 2026'da yeşil, sürdürülebilir ve sosyal sermaye piyasası araçları ile sürdürülebilirlik bağlantılı sermaye piyasası araçlarına ilişkin yeni rehberleri kabul etti. Bu gelişme, sürdürülebilir yatırımların sınıflandırılması ile bu yatırımların finansmanını sağlayan sermaye piyasası araçlarının aynı ekosistem içinde geliştiğine işaret ediyor.
Türkiye Yeşil Taksonomisi bu nedenle yalnızca yeni bir çevre mevzuatı olarak değil; şirketlerin yatırım kararlarını, finans kuruluşlarının portföylerini ve sürdürülebilir finansman piyasasının işleyişini etkileyebilecek bir finansal sınıflandırma altyapısı olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde belirleyici unsur ise 137 ekonomik faaliyet için teknik kriterlerin uygulanması, şirketlerin gerekli veriyi üretme kapasitesi ve finans sektörünün bu verileri kredi ve yatırım süreçlerine nasıl yansıtacağı olacak.