
Apple, 9 Eylül’de gerçekleştirdiği lansmanda uzun süredir beklenen katlanabilir iPhone’u tanıttı. iPhone Duo, şirketin ilk katlanabilir telefonu olurken Apple’ın yıllardır uzak durduğu yeni bir cihaz kategorisine girişini de temsil ediyor.
Duo açıldığında 7,6 inçlik bir iç ekrana sahip. Kapatıldığında ise 5,4 inçlik dış ekran kullanılabiliyor. Apple, cihazı A20 Pro çipiyle güçlendirirken katlanabilir yapının getirdiği ısınma sorununu çözmek için özel bir termal yönetim sistemi ve buhar odası kullandığını açıklıyor.
Cihazın dikkat çeken taraflarından biri ise yazılım. iOS 27, Duo'nun katlanabilir yapısına göre yeniden tasarlanırken Split View ile iPhone'da ilk kez iki uygulama yan yana kullanılabiliyor. Apple ayrıca Siri AI'ın kullanıcının ekranındaki içeriği anlayarak işlem yapabilmesine ve kişisel bağlamdan yararlanabilmesine vurgu yapıyor.
iPhone Duo'nun ABD başlangıç fiyatı 1.999 dolar. Ön siparişler 16 Ekim’de başlayacak, cihaz 23 Ekim’de satışa çıkacak. Türkiye de ilk satış dalgasındaki ülkeler arasında bulunuyor.
Apple’ın katlanabilir pazara geç girmesi bu nedenle önemli. Samsung, Huawei, Honor ve diğer üreticiler yıllardır bu kategoride ürün geliştirirken Apple’ın ekosistemi, yazılım entegrasyonu ve marka gücü katlanabilir telefonların daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayabilir.
Siri artık sadece cevap vermeyecek
Apple’ın bu haftaki donanım lansmanının arkasındaki daha büyük hikâye ise yapay zekâ.
Şirket, iPhone Duo ile birlikte Apple Intelligence ve Siri AI'ı cihaz deneyiminin merkezine yerleştiriyor. Yeni Siri, kullanıcının mesajları, e-postaları ve fotoğrafları gibi kişisel bağlamları anlayabiliyor; ekrandaki içeriği yorumlayarak buna göre işlem yapabiliyor ve farklı uygulamalarda kullanıcının talebini gerçekleştirebiliyor.
Siri AI, iOS 27 ile birlikte beta olarak kullanıma açıldı. Apple, yapay zekâ özelliklerinde cihaz üzerinde işlemeyi ve Private Cloud Compute altyapısını kullanarak gizliliği korumayı öne çıkarıyor.
Bu değişim önemli çünkü Apple, yapay zekâyı ayrı bir chatbot olarak değil, işletim sisteminin doğal bir parçası olarak konumlandırıyor.
Böylece kullanıcıların “Yapay zekâ uygulamasını açıp soru sorması” yerine, yapay zekânın telefonun kendisiyle birlikte çalıştığı bir dönem başlıyor.