Girişimcilik Ekosisteminde İlk Sayımız İle Karşınızdayız!
27 Ağustos 2026 | Perşembe günü Girişimcilik Ekosistemi gündeminden,
Herkese merhaba;
Girişimcilik Bülteni’nin ilk sayısını sizlerle paylaşmanın heyecanı içindeyiz.
Hızla değişen dünyada; girişimcilik ekosistemini, yeni iş fikirlerini, yatırım ve finansman gelişmelerini, teknoloji ve inovasyon dünyasını ve girişimcilerin yolculuklarını sade ve anlaşılır bir dille sizlerle buluşturmak için yola çıkıyoruz.
Her haftanın perşembe günü sabahında, ihtiyacınız olan Girişimcilik Ekosistemi'nin öne çıkan gelişmelerini yaklaşık dokuz dakikalık bir özet ile sizlerle paylaşacağız.
Bu yolculukta desteğiniz, yönlendirmeleriniz ve paylaşımlarınız bizim için çok değerli olacak.
Girişimcilik Ekosistemi ve diğer tematik tüm bültenlerimizi takip etmeniz için bize https://dokuzdakika.com web sitesinden ulaşabilir, sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz.
Girişimcilik Ekosistem Bülteni — Gün 1’e hoş geldiniz.
BU SAYIMIZDA
Yapay zekâ girişimcilik ekosisteminin merkezindeki yerini korurken yatırımcıların odağı giderek genişliyor. Robotik, fiziksel yapay zekâ, otonom sistemler ve AI altyapısı son haftanın öne çıkan başlıkları arasında. Avrupa'da geçtiğimiz hafta 45'in üzerinde teknoloji yatırım turunda 684 milyon euronun üzerinde sermaye toplandı.
Türkiye'de ise yatırım ortamı daha seçici bir görünüm sergiliyor. Yerli mobil oyun stüdyosu Surge Games'in 3 milyon dolarlık yatırımı, yapay zekâ ile oyun teknolojisinin kesişimine işaret ederken girişimcilik programları erken aşamadaki şirketler için destek mekanizmalarını genişletmeye devam ediyor.
Bu sayıda küresel sermayenin yeni rotalarını, Türkiye'nin girişimcilik ekosistemindeki son gelişmeleri ve girişimciler için takip edilmesi gereken fırsatları mercek altına alıyoruz.
1. Surge Games'ten yapay zekâ destekli oyunlara 3 milyon dolar
İstanbul merkezli mobil oyun stüdyosu Surge Games, tohum öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım aldı. Play Ventures'ın liderlik ettiği tura Drilo Ventures ve Simya VC de katıldı.
2026 yılında kurulan Surge Games, yapay zekâyı oyun üretiminin farklı aşamalarına entegre ederek küçük bir ekiple tekrarlanabilir şekilde hit oyunlar geliştirmeyi hedefliyor. Şirket, yatırımı ekibini büyütmek ve kullanıcı edinim süreçlerini ölçeklemek için kullanacak.
Surge Games'in kurucu ekibinin Dream Games ve Good Job Games gibi Türkiye'nin önde gelen oyun şirketlerinde deneyim kazanmış olması da yatırımın dikkat çeken noktalarından biri.
1. Türkiye'nin oyun avantajı AI ile yeniden şekilleniyor
Türkiye'nin son yıllarda küresel ölçekte en görünür olduğu girişimcilik alanlarından biri oyun oldu. Yeni nesil stüdyolar ise bu birikimi yapay zekâ ile birleştirmeye çalışıyor.
AI'ın oyun üretimindeki rolünün artması, küçük ekiplerin daha kısa sürede daha fazla prototip geliştirmesine ve kullanıcı davranışlarına göre ürünlerini daha hızlı değiştirmesine olanak sağlayabilir.
Bu durum Türkiye'deki oyun girişimleri için yeni bir avantaj yaratabilir. Ancak küresel rekabetin de aynı yönde ilerlediği düşünüldüğünde yalnızca AI kullanmak yeterli olmayacak. Asıl farkı, teknolojiyi
Ne Anlamalıyız?
Surge Games'in aldığı yatırım, Türkiye'nin oyun ekosisteminde yeni bir dönemin başladığına dair küçük ama anlamlı bir örnek.
Türkiye daha önce oyun şirketleriyle küresel yatırımcıların dikkatini çekmeyi başardı. Şimdi aynı ekosistemin yapay zekâ ile yeniden şekillenmesi mümkün.
Burada kritik nokta, AI'ın yalnızca maliyet azaltan bir araç olarak değil, yeni oyun deneyimleri yaratmanın bir parçası olarak kullanılması.
1. 212'den fintech girişimi Provenance'a 500 bin dolar yatırım
Fintech girişimi Provenance, Türkiye'nin erken aşama girişim sermayesi fonlarından 212'den 500 bin dolar yatırım aldı. Yatırım, finans profesyonellerinin finansal model ve doküman inceleme süreçlerini yapay zekâ ile hızlandırmayı hedefleyen girişimin ürün geliştirme ve büyüme çalışmalarında kullanılacak.
Provenance'ın odağında finans profesyonellerinin yoğun zaman harcadığı belge ve model inceleme süreçlerini yapay zekâ ile daha hızlı hale getirmek bulunuyor. Girişimin San Francisco'da Türk kurucular tarafından kurulmuş olması da Türkiye ekosisteminin küresel girişimcilik ağlarıyla kurduğu ilişkinin farklı bir örneğini oluşturuyor.
Finans sektöründe yapay zekâ kullanımının artmasıyla birlikte yalnızca tüketiciye yönelik fintech ürünleri değil, finans profesyonellerinin günlük iş akışlarını dönüştüren B2B çözümler de yatırımcıların ilgisini çekiyor.
Ne Anlamalıyız?
Provenance yatırımı, Türkiye girişim ekosisteminin yalnızca ülke içinde kurulan şirketlerden ibaret olmadığını hatırlatıyor.
Türk girişimcilerin küresel teknoloji merkezlerinde kurduğu şirketler, Türkiye'deki yatırımcılarla bağlarını koruyarak uluslararası sermaye ve müşteri ağlarına erişebiliyor.
Fintech tarafında ise dikkat çekici olan, yapay zekânın artık finansal hizmetlerin kendisinden çok finans çalışanlarının iş yapış biçimini dönüştürmeye başlaması. Önümüzdeki dönemde yatırımcıların, belirli bir sektördeki uzmanlığı AI teknolojisiyle birleştiren bu tür dikey çözümlere daha fazla odaklanması beklenebilir.
1. Türkiye'de girişim yatırımları daha seçici hale geliyor
Türkiye'deki girişim sermayesi piyasasında yılın ilk yarısı daha temkinli geçti. Tech.eu'nun 24 Ağustos itibarıyla güncellediği verilere göre Türkiye merkezli girişimler yılın ilk yarısında 78 yatırım turunda toplam 137 milyon euro yatırım aldı. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 52,4'lük düşüş anlamına geliyor.
Türkiye'nin Avrupa'daki toplam girişim sermayesi sıralamasında 18'inci sırada yer aldığı dönemde yatırımlar özellikle yazılım alanında yoğunlaştı. Dikkat çeken bir başka veri ise yatırımların belirli şirketlerde toplanması: İlk 10 yatırım turu, açıklanan toplam sermayenin yüzde 87,2'sini oluşturdu.
Bu tablo, yatırımcıların daha seçici davrandığına ve güçlü büyüme potansiyeline sahip şirketlere daha fazla odaklandığına işaret ediyor.
Türkiye'deki girişimcilik gündeminde yatırım dışında ekosistemi ölçmeye yönelik çalışmalar da devam ediyor. EY Girişimcilik Barometresi 2026 sonuçları 18 Ağustos'ta açıklanırken, rapor girişimcilik ekosisteminin mevcut görünümünü ve girişimcilerin karşılaştığı temel başlıkları ele aldı.
Ne Anlamalıyız?
Türkiye'nin girişimcilik ekosisteminde artık yalnızca yatırım miktarını artırmak değil, sermayenin girişimlerin hangi aşamasında kullanılabildiğini de düşünmek gerekiyor.
Erken aşamadaki girişimlerin sayısını artırmak kadar, bu şirketlerin büyüme aşamasına geçebilmesi önemli. Çünkü küresel ölçekte değer yaratan startup'lar yalnızca yatırım alan değil, aldığı yatırımı uluslararası büyümeye dönüştürebilen şirketler.
Türkiye'nin önündeki temel soru da burada ortaya çıkıyor: Yeni girişimler üretmeye devam ederken, bu girişimlerin kaçını küresel ölçekte büyüyen şirketlere dönüştürebiliyoruz?
Haftanın Turları
|
Girişim |
Ülke |
Alan |
Yatırım |
|
General Intuition |
ABD |
AI / Robotik |
$320 milyon |
|
Airbound |
Hindistan |
Otonom drone |
$37 milyon |
|
Gravis Robotics |
İsviçre |
Robotik |
$200 milyon |
|
Rillet |
İspanya |
AI / Fintech |
$100 milyon |
|
Callosum |
Birleşik Krallık |
AI |
$100 milyon |
|
Surge Games |
Türkiye |
AI / Oyun |
$3 milyon |
Sermaye AI'ın çevresinde kümeleniyor
Geçtiğimiz hafta Avrupa'da 45'in üzerinde teknoloji yatırım turu gerçekleşti ve toplam yatırım hacmi 684 milyon euronun üzerine çıktı. Fintech 239,2 milyon euro ile haftanın en fazla yatırım alan sektörü olurken robotik 178 milyon euro, yapay zekâ ise 99 milyon euro yatırım çekti. İsviçre, 172,5 milyon euro ile haftanın en fazla yatırım alan ülkesi oldu; onu Fransa ve Birleşik Krallık takip etti.
Rakamların arkasındaki ortak hikâye ise teknoloji alanlarının birbirinden giderek daha fazla ayrışmaması. Yapay zekâ artık fintech'ten robotik ve lojistiğe kadar farklı sektörlerdeki yatırım tezlerinin bir parçası haline geliyor.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri General Intuition. Fiziksel dünyada hareket edebilen yapay zekâ sistemleri için temel modeller geliştiren şirket, yeni yatırım turuyla 6 milyar dolar değerlemeye ulaşmak üzere. Şirket yalnızca birkaç hafta önce 320 milyon dolar yatırım almış ve 2,3 milyar dolar değerlemeye ulaşmıştı.
Ne Anlamalıyız?
Yatırım piyasasında artık yalnızca "hangi AI şirketi ne kadar yatırım aldı?" sorusu önemli değil. Asıl hikâye, yapay zekânın başka sektörleri nasıl dönüştürdüğünde.
Robotik, otonom sistemler, enerji ve fiziksel altyapı şirketlerinin giderek daha büyük yatırımlar alması, yatırımcıların AI'ın ikinci dalgasına hazırlandığını gösteriyor. İlk dalgada modeller ve yazılımlar öne çıkarken ikinci dalgada bu modelleri gerçek dünyaya taşıyacak şirketlerin yarışması beklenebilir.
Gatik, otonom taşımacılığa 200 milyon dolar yatırımla güçleniyor
ABD merkezli otonom taşımacılık girişimi Gatik, Seri D yatırım turunda 200 milyon dolar yatırım aldı. Katar Yatırım Otoritesi ve Koch Disruptive Technologies tarafından yönetilen tur, şirketin sürücüsüz ticari taşımacılık teknolojisini ölçeklendirmesine ve Kuzey Amerika ile Avrupa'daki operasyonlarını genişletmesine kaynak sağlayacak.
Şirketin odağında, özellikle lojistik ve ticari taşımacılıkta sürücüsüz araçların kullanılmasını mümkün kılacak teknolojiler bulunuyor. Yeni yatırım, otonom sistemlerin yalnızca geleceğe yönelik bir teknoloji alanı olmaktan çıkıp ticari operasyonların parçası haline gelmesi açısından da dikkat çekiyor.
Ne Anlamalıyız?
Gatik'in aldığı yatırım, yapay zekâ yatırımlarındaki dönüşümün önemli bir göstergesi. Burada değer yalnızca geliştirilen algoritmada değil, algoritmanın gerçek dünyada çalışmasını sağlayan araç, veri ve operasyon altyapısında oluşuyor.
Otonom taşımacılığın yaygınlaşması, lojistik maliyetlerinden teslimat sürelerine kadar birçok alanı etkileyebilir. Bu nedenle yatırımcıların AI ile lojistiğin kesişimindeki girişimlere ilgisinin artması, önümüzdeki dönemin önemli yatırım başlıklarından biri olabilir.
Xpeng'in robotik birimine 900 milyon doların üzerinde yatırım
Çinli otomotiv şirketi Xpeng'in robotik birimi, ilk yatırım turunda 900 milyon doların üzerinde sermaye topladı. Yatırım sonrasında birimin değerlemesi 6,3 milyar doların üzerine çıkarken, kaynakların fiziksel AI modelleri, robotik donanım ve yazılım geliştirme ile seri üretim kapasitesinin artırılmasında kullanılması planlanıyor.
Şirket, insansı robotu IRON'un üretimini 2026 sonuna kadar aylık 1.000 adede çıkarmayı hedefliyor. Ticari satışların ise 2027'de başlaması planlanıyor. Böylece otomotiv sektöründe sahip olunan üretim ve yapay zekâ yetkinliklerinin robotik alanına aktarılması hedefleniyor.
Ne Anlamalıyız?
Xpeng örneği, yapay zekâ ile robotik arasındaki ilişkinin neden yatırımcıların radarına girdiğini açıkça gösteriyor. Otomotiv şirketlerinin üretim altyapısı, sensör teknolojileri ve yapay zekâ konusundaki deneyimleri, robotik alanında yeni bir rekabet avantajına dönüşebilir.
900 milyon doların üzerindeki yatırım aynı zamanda insansı robotların artık yalnızca teknoloji fuarlarının konusu olmadığını da gösteriyor. Sermayenin üretim kapasitesine ve ticarileşmeye yönelmesi, robotik sektöründe deneysel dönemden ölçeklenme dönemine geçişin hızlandığına işaret ediyor.
General Intuition 6 milyar dolar değerlemeye gidiyor
New York merkezli General Intuition, fiziksel dünyada hareket eden yapay zekâ sistemleri geliştirmek için yeni bir yatırım turu görüşmesi yürütüyor. Şirketin yeni turu 6 milyar dolar öncesi değerleme üzerinden tamamlanabilir.
Girişim, yalnızca birkaç hafta önce 320 milyon dolarlık yatırım turunu 2,3 milyar dolar değerlemeyle tamamlamıştı. Yeni turda Valor Equity Partners, Point72 Ventures ve Seven Seven Six gibi yatırımcıların yer alması bekleniyor.
General Intuition'ın yaklaşımındaki farklılık ise veri tarafında. Şirket, video oyunlarından elde edilen yüz milyonlarca saatlik görüntü ve oyuncuların hareket verilerini fiziksel dünyayı anlamaya yönelik yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanıyor.
Bu yaklaşım, robotik alanındaki en büyük problemlerden biri olan gerçek dünya verisi toplama maliyetini azaltmayı hedefliyor.
Ne Anlamalıyız?
General Intuition'ın hikâyesi, AI girişimciliğinde veri kaynağının ne kadar önemli hale geldiğini gösteriyor.
Şirketin oyun görüntülerini robotik sistemlerin eğitiminde kullanma fikri ilk bakışta iki farklı sektörün birleşimi gibi görünebilir. Ancak yapay zekânın gelişmesiyle birlikte daha önce birbirinden bağımsız görünen veri setleri yeni kullanım alanlarına açılıyor.
Önümüzdeki dönemde güçlü girişimlerin yalnızca yeni modeller geliştirenler değil, mevcut verileri yeni problemlere uyarlayabilen şirketler arasından çıkması mümkün.
Airbound, kamyonlara drone alternatifi arıyor
Hindistan merkezli Airbound, otonom kargo drone'larını ölçeklemek için 37 milyon dolar yatırım aldı. Greenoaks liderliğindeki Series A turuna DoorDash, Lachy Groom, Lightspeed ve Humba Ventures da katıldı. Şirket, 2023'te kurulmasından bu yana toplamda yaklaşık 50 milyon dolar yatırım toplamış oldu.
Airbound'un hedefi, yük taşımacılığında drone kullanımını yalnızca hızlı teslimat için değil, maliyet açısından da kamyonlarla rekabet edebilecek bir noktaya taşımak.
Şirket özellikle sağlık, e-ticaret ve perakende gibi hızlı teslimat ihtiyacının yüksek olduğu alanlara odaklanıyor.
Ne Anlamalıyız?
Drone teknolojisinde yıllardır konuşulan mesele artık "uçabilir mi?" değil, "ölçeklenebilir mi?" sorusu.
Airbound'un aldığı yatırım da bu nedenle önemli. Yatırımcıların ilgisi yalnızca yeni bir hava aracı geliştirilmesine değil, bu teknolojinin gerçek bir lojistik ağına dönüşebilme ihtimaline yöneliyor.
Girişimcilik dünyasında teknolojik olarak mümkün olanla ticari olarak uygulanabilir olan arasındaki fark giderek daha önemli hale geliyor.
Avrupa'da 684 milyon euroluk yatırım haftası
Avrupa teknoloji ekosisteminde geçtiğimiz hafta 45'in üzerinde yatırım turunda 684 milyon euronun üzerinde sermaye toplandı.
Haftanın en büyük turlarından bazıları arasında İsviçre merkezli robotik girişimi Gravis Robotics'in 200 milyon dolarlık yatırımı, İspanya merkezli AI muhasebe girişimi Rillet'in 100 milyon dolarlık yatırımı ve Birleşik Krallık merkezli Callosum'un 100 milyon dolarlık seed turu yer aldı.
Gravis Robotics'in yatırımı özellikle dikkat çekiyor. Şirket, ağır iş makinelerini otonom hale getirmek için robotik sistemler geliştiriyor.
Bu yatırımlar, Avrupa'da AI'ın yalnızca yazılım sektöründe değil, fiziksel otomasyon ve endüstriyel teknoloji alanlarında da yeni bir yatırım dalgası oluşturduğunu gösteriyor.
Ne Anlamalıyız?
Avrupa'nın yatırım gündeminde dikkat çeken şey yalnızca toplam sermaye değil, sermayenin çeşitlenmesi.
AI hâlâ merkezde olsa da robotik, fintech ve endüstriyel teknoloji gibi alanlar yatırımcıların radarında. Bu durum Avrupa'nın teknoloji ekosisteminin yalnızca tüketici odaklı dijital ürünler üzerinden değil, fiziksel ekonomiyi dönüştürecek teknolojiler üzerinden de büyümeye çalıştığını gösteriyor.
Startup kurmak yetmiyor: Yeni yarış ölçeklenmek
Türkiye'de girişimcilik ekosisteminin son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri, girişim kurmanın giderek daha ulaşılabilir hale gelmesi.
Kuluçka merkezleri, hızlandırma programları, üniversite girişimcilik merkezleri, melek yatırım ağları ve erken aşama fonlar girişimcilere fikirlerini ürüne dönüştürmeleri için farklı kaynaklar sunuyor.
Ancak küresel startup ekonomisinin asıl değer yaratan aşaması bundan sonra başlıyor.
Bir girişimin ilk yatırımını alması başarı. Fakat asıl soru, bu yatırımın şirketi nereye taşıdığı.
Yeni müşteri kazanımı sağlanıyor mu?
Yurt dışına açılabiliyor mu?
Gelir büyüyor mu?
Daha büyük yatırımcıların dikkatini çekebiliyor mu?
Şirketin kurucuları, ilk ürünün ötesinde ölçeklenebilir bir iş modeli oluşturabiliyor mu?
Türkiye'nin girişimcilik ekosisteminde önümüzdeki dönemde bu soruların daha fazla sorulması gerekiyor.
Çünkü küresel yatırım piyasasında sermaye hâlâ mevcut. Avrupa'da yalnızca geçtiğimiz hafta 684 milyon eurodan fazla teknoloji yatırımı gerçekleşti. Yapay zekâ, robotik ve fintech gibi sektörlerde büyük turlar devam ediyor.
Sorun sermayenin tamamen ortadan kalkması değil.
Sorun, sermayenin daha seçici hale gelmesi.
Yatırımcılar artık büyüme potansiyelini daha erken sorguluyor. AI dalgası da bu seçiciliği artırıyor. Çünkü bir girişimin yalnızca yapay zekâ kullanması artık başlı başına farklılaştırıcı değil.
Benzer AI araçlarını kullanan yüzlerce şirket arasında öne çıkabilmek için daha güçlü bir avantaj gerekiyor.
Bu avantaj bazen özel bir veri seti olabilir.
Bazen güçlü bir dağıtım ağı.
Bazen uzun yıllarda oluşturulmuş sektör uzmanlığı.
Bazen de kullanıcıların kolayca terk edemeyeceği bir ürün.
General Intuition örneğinde bu avantaj, video oyunlarından elde edilen devasa veri setinin robotik alanında kullanılabilmesi iddiası. Airbound'da ise avantaj, drone teknolojisini geleneksel lojistik maliyetleriyle rekabet edebilecek şekilde ölçekleme hedefi.
Türkiye'deki girişimler için de benzer bir denklem geçerli.
Türkiye'nin mühendislik kapasitesi, oyun ekosistemi, fintech deneyimi ve Avrupa ile Orta Doğu arasında konumlanması önemli avantajlar sunuyor.
Ancak bu avantajların küresel şirketlere dönüşebilmesi için girişimlerin yalnızca ürün geliştirmesi değil, global pazara erişim konusunda da desteklenmesi gerekiyor.
Bu nedenle Türkiye'deki girişimcilik politikalarının bir sonraki aşamasında "startup" ile "scaleup" arasındaki boşluğun kapatılması kritik.
Bir şirketin ilk müşterisini bulmasıyla 100 milyon dolarlık gelir yaratması arasında büyük bir fark var.
Bu farkı kapatacak sermaye, yetenek, network ve uluslararasılaşma mekanizmaları ne kadar güçlenirse Türkiye'nin küresel startup ekosistemindeki ağırlığı da o kadar artabilir.
Google for Startups Accelerator
Son başvuru: 31 Ağustos 2026
Seed ile Series A aşamasındaki teknoloji girişimlerine yönelik Google for Startups Accelerator: Middle East, North Africa and Turkey programı için başvurular devam ediyor. Program 10 hafta sürüyor ve AI/ML, Google Cloud, ürün stratejisi, UX, Android ve Google Play gibi alanlarda mentorluk ve teknik destek sağlıyor.
She by Driventure
Son başvuru: 6 Eylül 2026
Driventure ve Turkishe iş birliğiyle düzenlenen program, mobilite, Endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik alanlarında girişimcilik fikirleri geliştiren genç kadınları desteklemeyi hedefliyor.
GITEX AI Türkiye
9–10 Eylül 2026 | İstanbul Fuar Merkezi
Yapay zekâ, fintech, siber güvenlik, oyun, bulut ve bağlantı teknolojileri odağında girişimleri, yatırımcıları ve teknoloji şirketlerini bir araya getirecek etkinlik, Türkiye'nin küresel teknoloji ekosistemindeki görünürlüğü açısından takip edilmeye değer.