
Bir yönetmenin adını herkes bilir, filmin senaristini ise çoğu zaman daha az kişi hatırlar. Abdullah Sidran’ın hikâyesi tam da bu görünmezlik meselesinin ilginç örneklerinden biri. Emir Kusturica’nın dünya sinemasına kazandırdığı iki önemli filmin senaryosunu yazdı ancak filmlerin başarısı çoğunlukla yönetmenin adıyla anıldı. Oysa Sidran yalnızca bir senarist değil, Bosna edebiyatının önemli şairlerinden, yazarlarından ve akademisyenlerinden biriydi.
Sidran, 2 Ekim 1944’te Saraybosna’da doğdu. Saraybosna Üniversitesi’nde Yugoslav edebiyatı eğitimi aldı, öğrencilik yıllarında Naši dani adlı dergide editörlük yaptı. 1960’ların ortalarından itibaren şiirleri yayımlanmaya başladı. Şiirlerinde Saraybosna önemli bir yer tuttu. Şahbaza, Kost i meso, Sarajevska zbirka, Bolest od duše ve Sarajevski tabut yayımladığı başlıca şiir kitapları arasında yer aldı. 2008’de Bosna-Hersek Bilimler ve Sanatlar Akademisi’nin asli üyeliğine seçildi.
Emir Kusturica’nın kariyer filmlerinin senaristi
Fakat Türkiye’de ve dünyanın büyük bölümünde Sidran’ın adı edebiyattan çok Emir Kusturica sinemasıyla birlikte duyuldu. 1981 tarihli Dolly Bell’i Hatırlıyor musun? ve 1985 tarihli Babam İş Gezisinde, onun sinema kariyerinin dönüm noktalarıydı. Her iki filmin senaryosu da Sidran’a aitti ve her iki senaryoyla da Pula Film Festivali’nde Altın Arena kazandı.
Özellikle Babam İş Gezisinde, Sidran’ın hikâyesini dünya sinemasının merkezine taşıdı. Film, 1985 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandı. Dönemin TIME dergisi de filmin hikâyesini, Sidran’ın Saraybosna’daki Müslüman bir topluluğun 1949-1952 yılları arasındaki deneyimlerinden şekillendirdiğini yazdı.
Neden Sidran’ın adı Kusturica kadar bilinmedi?
Peki, böyle bir başarıya rağmen neden Sidran’ın adı Kusturica kadar bilinmedi?
Bunun ilk cevabı biraz sinemanın doğasında gizli. Yönetmen, filmin yüzüdür; senarist çoğu zaman jeneriğin içinde kalır. Üstelik Kusturica’nın yönetmenlik üslubu o kadar belirgindi ki filmler zamanla “Kusturica filmleri” olarak anılmaya başladı. Sidran’ın yazdığı hikâyeler de doğal olarak bu sinemasal dünyanın içinde eridi. Oysa Dolly Bell’i Hatırlıyor musun? ve Babam İş Gezisinde söz konusu olduğunda, karakterlerin dünyasını ve hikâyelerin temelini kuran isim Sidran’dı. Filmska Enciklopedija da onu, Kusturica ile yaptığı çalışmaların ardından Yugoslavya’nın önde gelen senaristleri arasında değerlendiriyor.
Bir başka neden ise Sidran’ın esas olarak bir şair ve edebiyatçı olmasıydı. Uluslararası sinema dolaşımı, şiire kıyasla senaristlerin görünürlüğünü artırsa da senaryonun yazarı çoğu zaman filmin yönetmeni kadar markalaşmıyor. Sidran’ın Saraybosna merkezli, yerel hafızadan beslenen edebiyatı da büyük ölçüde kendi coğrafyasının tarihsel ve kültürel bağlamı içinde kaldı.
Üstelik Kusturica ile yollarının ayrılması, Sidran’ın sinemadaki görünürlüğünü daha da sınırladı. İkili, 1980’lerde iki önemli film yaptıktan sonra yeniden birlikte çalışmadı. Sidran, yıllar sonra aralarındaki ayrılığın yalnızca kişisel bir mesele olmadığını, yakın tarihin ve özellikle Yugoslavya’nın parçalanma sürecinin yorumlanması konusunda “uzlaşmaz farklılıklar” bulunduğunu söyledi. Kusturica’nın Sidran’ın üçlemesinin son halkası için çalışmayı kabul etmemesi de ortaklıklarının sona ermesindeki kırılma noktalarından biri oldu.
Bir senaristin ötesinde bir yazar
Sidran’ın hikâyesini ilginç kılan da tam olarak burada başlıyor. Dünyaca ünlü iki filmin senaristi olmasına rağmen adı filmlerin yönetmeninin gölgesinde kaldı. Oysa kendi başına da önemli bir edebiyat ve sinema figürüydü. Şiirleri, romanları, oyunları ve senaryolarıyla Bosna’nın savaş öncesi ve sonrası hafızasını kayda geçirdi. 2011’de yayımladığı Otkup sirove kože adlı otobiyografik romanı da bu kişisel ve toplumsal hafızanın uzantısıydı.
Abdullah Sidran, 23 Mart 2024’te Saraybosna’da, 79 yaşında hayatını kaybetti. Ardında yalnızca Kusturica’nın filmlerinin senaristi olarak değil, Saraybosna’yı şiirinin merkezine yerleştiren bir yazar olarak da okunması gereken geniş bir külliyat bıraktı. Belki de Sidran’ın hikâyesinin en ilginç tarafı şu: Dünyanın tanıdığı filmlerin arkasındaki isimlerden biriydi fakat dünya, o filmlerin arkasındaki yazarı yeterince tanımadı.